Rusya-Ukrayna Savaşı: Farklı bir Türkiye-Rusya mizanseni ortaya çıkabilir

Paylaş:
AMED - NATO Zirvesi sonrası şiddeti artan Rusya-Ukrayna Savaşı'na dair konuşan Dr. İsmet Konak, "Küresel İHA pazarının yüzde 65’ini karşılayan Türkiye, Ortadoğu ve Kafkasya’da otoritesini yükseltebilir. Bu durumda farklı bir Türkiye-Rusya mizanseni ortaya çıkacaktır" dedi.
 
Rusya ve Ukrayna arasında 2022 yılının Şubat ayında başlayan savaş devam ediyor. Son olarak Ankara'da 7-8 Temmuz'da yapılan NATO Liderler Zirvesi'nin ana başlıklarından biri Rusya idi.  ABD Başkanı Donald Trump, Türkiye'ye F-35 noktasında “hediye” saçarken, S-400 meselesi ise riskli bir duruma girdi. Zirvenin ardından Ukrayna'nın Rusya'ya dönük saldırıları yoğunlaşırken, Türkiye'nin NATO ve Rusya arasında kalması dikkat çekti.
 
 
Devam eden savaşa dair değerlendirmelerde bulunan Dr. İsmet Konak, artan savaş harcamalarına ve Rusya’nın durumuna değindi. 
 
‘RUSYA, UKRAYNA DEĞİL NATO İLE SAVAŞIYOR’
 
Rusya-Ukrayna Savaşı’nın 5'inci yılına girdiğini anımsatan Konak, savaşın bu kadar uzaması Rusya'nın muhtemelen dikkate aldığı ihtimallerden biri olduğunu ancak hesaplamayı yaparken bu ihtimalin zayıf olduğunu düşündüğünü söyledi. Savaş uzadıkça durumun daha da çetrefilleşmeye başladığını ve son panoramanın Kremlin'i düşündürdüğünü söyleyen Konak, "Rusya, Kiev’in karar kademesinin zamana yayılmış hava saldırıları karşısında savunma kudretini kaybedeceğini ve pes edeceğini hesaplamıştı ancak istediği olmadı. Çünkü Rusya sadece Ukrayna ile değil 32 NATO üyesi ülkeyle savaş halinde. Yani adeta 'voltran' oluşturmuş bir NATO ile savaşıyor. En son NATO'nun 36. zirvesi yapıldı ve bu zirvenin asıl gündeminde Rusya vardı. Üye ülkeler açısından savunma harcamalarının yüzde 3.5'ten yüzde 5'e çıkarılması, bu yüzyılda daha fazla askeri güç kullanılacağı anlamına geliyor ve bu askeri gücün kullanılacağı 'baş düşmanın' ise Rusya olması kuvvetle ihtimaldir” diye belirtti. 
 
NATO'NUN 3.0 STRATEJİSİ: RUSYA'YI PARÇALAMAK
 
NATO'nun bu yeni stratejisini "3.0" olarak tanımladığını söyleyen Konak, "Birincisi yani 1.0 stratejisi; Sovyetler Birliği'ne karşı geliştirilen bir stratejiydi. O dönemde NATO kolektif saldırı ve kolektif savunma taktiğiyle hareket etmişti ve 1991'de Sovyetler Birliği'ni parçalayarak amacına ulaşmıştı. Ardından NATO'nun '2.0' stratejisi devreye girdi; bu dönemde NATO'nun daha pasif bir konuma geçtiğini, sadece krizleri çözmeye dönük, kolektif savunma ve saldırıdan uzak bir politika izlediğini söyleyebiliriz. Şimdi ise bu zirveyle birlikte yeni bir güvenlik mimarisi inşa ediliyor NATO üyesi ülkeler açısından. Bana göre 21'inci yüzyılda NATO'nun en büyük hedeflerinden biri; Rusya'yı parçalamak ve Rusya'nın periferisindeki diğer cumhuriyetleri kendi himayesi altına almak, gerekirse birkaçını Avrupa Birliği'ne dahil etmektir. Örneğin bu aralar Ermenistan çok konuşuluyor. Rusya açısından Ukrayna'dan ziyade bir Ermenistan tehlikesi de var. Paşinyan seçimleri kazandıktan sonraki ilk söyleminde, 'Avrupa Birliği'ne üyelik için süreci başlatıyoruz' demişti. Bu mesaj, 'Bundan sonra Ukrayna'yla uğraştığın gibi benimle de uğraşacaksın' anlamına geliyor" diye belirtti. 
 
'NATO BUŞMENLERİN TAKTİĞİNİ UYGULUYOR'
 
Afrika’da Kalahari Çölü'nde yaşayan Buşmenler'in olduğunu, bu kabilenin avlarının peşinden giderken tek taktiklerinin avı ısrarlı bir şekilde takip ederek yormak, bitkin hale getirip avlamak olduğunu söyleyen Konak, şunları söyledi: "Buşmenler, antilopları bu şekilde avlarlar. Bugün NATO'nun Rusya'ya karşı 3.0 stratejisini biraz buna benzetiyorum; Israrlı takiple yorma ve en sonunda pes ettirip boyun eğdirme taktiği. Çünkü savaşı ısrarla uzatan bir Batı veya NATO var. O görmezden gelinemez."
 
İRAN-ABD SAVAŞINDAN SONRA KİEV SALDIRILARI ARTTI
 
Savaşın uzamasının ilk yansımalarından birinin Rusya'nın iktisadi alanda zorlanması olduğunu belirten Konak, Kiev'in İran-ABD arasındaki savaşın düşük yoğunluklu hale gelmesinin ardından Rusya'nın derinliklerine yönelik sistematik saldırılar yaptığını söyledi. Konak, "Örneğin Başkurdistan'da, Krasnodar, Stavropol ve Yaroslavl civarlarında hava saldırıları düzenledi. Bu saldırılarda amaç petrol rafinerilerini ortadan kaldırmaktı. Buna paralel olarak Azak Denizi'nde Rusya'nın gölge filosuna yönelik saldırılar da yaşandı. Burada esas amaç Rusya'nın bu savaşı sürdürme gücünü kırmak. Çünkü Rusya, petrol ihraç ederek bu savaşı finanse ediyor. Dolayısıyla bu kaynağı keserek Putin'i zayıflatma ve müzakere masasına çekme çabası var” diye konuştu.   
 
'UKRAYNA'NIN SON SALDIRILARI HESAPLANMIŞ SALDIRILAR'
 
Ukrayna'nın petrol rafinerilerine ve "gölge filo"ya dönük saldırılarından sonra Rusya'da yüzde 65 oranında bir akaryakıt kıtlığının baş gösterdiğini, benzin istasyonlarında uzun kuyruklar oluştuğunu söyleyen Konak, "Devlet kanalları ve resmi yayın organlarında Kremlin herhangi bir sorun olmadığını söylüyor, bir gizleme politikası var ancak halk sokakta bu uzun kuyrukları görebiliyor. Kuyrukların bir sebebi de akaryakıtı sadece kendi ihtiyacı için değil stoklamak için alan bir kitlenin varlığı (örneğin 2 litre ihtiyacı varken 4 litre alması). Bu stoklama piyasada bir dalgalanma (Rusların deyimiyle ajiotaj) yaratıyor ve krizin daha da derinleşmesine neden oluyor. Ekonomi, tarım ve ulaşıma ciddi hasar veren bu dalgalanma, Rusya'yı sarsacak nitelikte. Rusya'da özellikle Uzak Doğu'dan tırlarla çeşitli ürünler getiriliyor, nakliyat söz konusu. Akaryakıt krizi öncesinde Uzak Doğu'dan Moskova'ya deniz ürünleri getiren bir tır ortalama 10-11 günde ulaşırken, şu an bu süre nerdeyse 20 günü buluyor. Bu da yüksek maliyet ve zaman kaybı demek. Ukrayna'nın hava saldırısı; askeri, ekonomik, iktisadi açıdan çok yönlü hesaplanmış, Rusya'yı zora sokacak bir taktik” diye kaydetti. 
 
GÖLGE FİLO NEDEN HEDEFTE?
 
Rusya'nın "Gölge Filo"sunda 600 ile bin 300 arası geminin olduğunu ve bunun amacının yaptırımları delmek olduğunu kaydeden Konak, "Bir gemiden diğerine akaryakıt yada ham petrol aktarımı var. Bu yasal olmayan bir aktarımdır. Rusya, otomatik tarama sistemini kapatıp geminin kimliğini ve rotasını orada belirsiz hale getiriyor. Bu şekilde yaptırımları deliyor. Ukrayna'nın buradaki amacı 'Gölge Filo'daki gemileri tamamen imha edip Rusya'nın bu kanalını kesmek. En son Azak Denizi'nde yapılan saldırıda çok sayıda geminin imha edildiği yazılıyor. Bu tür saldırılar daha da artması beklenen bir durum” ifadelerini kullandı. 
 
'EKONOMİK DALGALANMA VE PRESTİJ KAYBI SEÇİME YANSIYABİLİR'
 
Rusya'nın yeterli reaksiyon gösterememesinin dikkat çekici olduğunu belirten Konak, ellerinde gelişmiş hava savunma sistemleri olmasına rağmen sivil kayıpların yaşandığını ve Kiev yönetiminin iradesinin kırılamadığını söyledi. Rusya'nın karada ilerlemesinin söz konusu olmadığını belirten Konak, "Cephe gerisindeki Putin'e desteğin (savaş başında yüzde 86 iken şu an yüzde 70'e düşmesi) azalma trendi göstermesi Moskova'nın bam teline basıyor. Askere alınan kişilerin 20 gün içinde cenazesinin gelme olasılığı çok yüksek. Ciddi kayıplar var, bunların faturası ağır olabilir. Rusya'da Eylül ayında Duma (parlamento) seçimleri var. Putin bu seçimlere zayıf girmek istemiyor, hala arkasında ciddi toplumsal destek var ancak yaşanan ekonomik dalgalanmalar ve prestij kaybı sandığa yansıyabilir. Putin buna fırsat vermemeye çalışıyor. Seçimler savaşın tahribatını göstermesi açısından bir turnusol kağıdıdır" şeklinde konuştu.
 
'TÜRKİYE SEÇİM YAPMAK ZORUNDA'
 
Bu savaşın uzamasıyla Rusya’nın güç kaybedeceğini, NATO'nun ise güçleneceğini belirten Konak, "Bu durumda Türkiye bir seçim yapmak zorunda kalacak. NATO'nun nüfuzunu arttırması Türkiye'yi bir seçim yapmaya zorlayacaktır. Ya NATO'ya yanaşacak ya da Putin ekseninde kalmaya devam edecektir. Yani 'ne şiş yansın ne de kebap' politikası artık burada geçerli olmayabilir" dedi. Rusya'nın Türkiye'de ciddi yatırımları olduğunu, bunlardan birinin Mersin Akkuyu Nükleer Enerji Santrali projesi olduğunu söyleyen Konak, "Rusya’nın bu santrali 60 yıl işletme hakkı var. 200 milyar dolarlık bir satış tahmin ediliyor. Ciddi bir miktardan bahsediyoruz. Rusya bu ‘ekmek teknesinin’ batmasına kolay kolay müsaade etmeyecektir. Türkiye halihazırda Rusya’nın ‘yağlı müşterisi’ konumunda. Yıllık doğalgazının yüzde 35'ini Rusya karşılıyor. Yine ham petrol ve petrol ürünlerinin ithalatında Rusya birinci tedarikçidir. Son yıllarda ithalat hacmi yaklaşık 2 milyon tonu bulmuştur. Bu tür ticari ilişkileri göz önüne alırsak satıcı, müşteri sadakatini muhafaza etmek için kararlı hareket edecektir” dedi.
 
'FARKLI BİR TÜRKİYE-RUSYA MİZANSENİ ÇIKABİLİR'
 
Türkiye'nin bir de S-400 meselesinin olduğunu belirten Konak, "Son NATO zirvesinde Trump'ın Erdoğan'a getirdiği bir ‘hediye sepeti’ vardı. Bu sepetin içinde F-35 programı vardı. Öyle gözüküyor ki ABD, Türkiye’yi F-35 programına yeniden dahil etme amacında. Bunun gerçekleşmesi için S-400'ün ya üçüncü bir ülkeye devredilmesi ya da kalıcı olarak depoda tutulması gerek. Akabinde Trump’ın bu işlemi yazılı halde Temsilciler Meclisi’ne iletmesi lazım. Hediye paketinde bir de F-110 motoru yer alıyordu. KAAN isimli beşinci nesil savaş uçağı üreten Türkiye, F-110 motorunu kullanma gayesinde. Bundan sonra daha fazla militarize olan, kaos ortamını besleyen ve silahlı kutuplaşma imal eden bir Türkiye göreceğiz. Zaten son yıllarda askeri anlamda ciddi bir ihracat söz konusu. Son 5 yıl içinde silah satışını 3 kat arttırmış; ihracat hacmini 10 milyar doların üzerine çıkarmıştır. Küresel İHA pazarının yüzde 65’ini karşılayan Türkiye, Ortadoğu ve Kafkasya’da otoritesini yükseltebilir. Bu durumda farklı bir Türkiye-Rusya mizanseni ortaya çıkacaktır” dedi. 
 
RUSYA'NIN KÜRT KARTI
 
Rusya’nın Kürt meselesine yaklaşımını da değerlendiren Konak, "Türkiye daha fazla militarize olursa, değişim yapmazsa, anayasa yapmazsa, demokratikleşmezse, temel sorunlarıyla yüzleşmeyi bırakırsa ve bunları araçsallaştırırsa olası bir Türkiye-Rusya geriliminde Moskova yönetimi Kürt halkına daha fazla ilgi gösterecektir. Türkiye'ye karşı onu bir koz olarak her zaman bekletiyor, Rusya'nın her zaman bir Kürt kartı vardır; onu gizemli zulasında saklı tutar. Dönem dönem kullanır. Mesela Birinci Dünya Savaşı yıllarında Abdurrezzak Bedirhan ve Yusuf Kamil Bedirhan’ın Çarlık yönetimiyle bir teşrik-i mesai yapması gibi. Kızıl Kürdistan meselesinin bir başka boyutu var. Özellikle Bakü hükümeti ve Ankara’nın desiseleriyle yıkıldı. Lakin Moskova’nın Kafkasya Kürtlerine statü tesis etme defteri kapanmadı. Mesela 9 Temmuz 1934’te Erivan’da Birinci Kürt Konferansı yapılıyor. Bu konferansın içeriğine ilişkin birkaç hafta önce bazı arşiv belgelerine ulaştım. Yakın dönemde paylaşacağız. Bu konferansa Stalin, Maksim Gorki gibi önemli isimler katılıyor. Hatta Gorki ile Erebê Şemo arasında edebi sohbetler yapılıyor. Bu konferansta Güney Kafkasya’da 'Kürt Cumhuriyeti' kurmaya dönük bir irade gelişiyor. Bu projenin hayata geçmemesi için 'büyük' çaba gösteren portrelerden biri ise Moskova Büyükelçisi Hüseyin Vasıf Çınar’dır. Asıl paradoks ise Çınar, Mir Bedirxan ailesine mensup biri. Ezcümle Ankara ve Moskova ticari ilişkiler geliştirirken zımni olarak bir hegemonya mücadelesi veriyordu” ifadelerini kullandı. 
 
Konak, “Son olarak Maksim Gorki'nin şu sözünü hatırlamakta fayda var; 'Dünyada iki ulus var; Biri zenginler, diğeri yoksullar.' Zenginlerin şekillendirdiği, toplumun kaderini çizdiği bir gezegende yaşıyoruz. Onların artı-değer hesabı gezegenin geleceğine karar veriyor. Özgürlük mücadelesi tam da bu karar vereni frenlemektir” dedi. 
 
MA / Müjdat Can
 
 
İlgili Haberler
Dünya basınında bugün: ABD-BAE görüşmeleri, Çin ve Mısır’dan ortak tutum
Dünya basınında bugün: ABD-BAE görüşmeleri, Çin ve Mısır’dan ortak tutum

Dünya basınında bugün ABD-İran gerilimi etrafındaki diplomasi trafiği, Çin-Mısır ilişkileri, Rusya-Almanya gerilimi ve Gine-Bissau’daki anayasa referandumu öne çıktı.

Putin: Silahlı çatışmayı kışkırtan unsurları ortadan kaldırmalıyız
Putin: Silahlı çatışmayı kışkırtan unsurları ortadan kaldırmalıyız

Bişkek’te konuşan Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, “Silahlı çatışmaları kışkırtan unsurları ortadan kaldırmak için elimizden geleni yapmalıyız” dedi.

Kiev’e üst üste saldırı: 9 ölü
Kiev’e üst üste saldırı: 9 ölü

Rusya’nın Ukrayna’nın başkenti Kiev ve çevresine yönelik hava saldırıları 6’ncı gününde sürdü. Saldırılarda 9 kişinin yaşamını yitirdiği ve biri çocuk 14 kişinin yaralandığını açıklandı.

Hindistan’da havai fişek fabrikasında patlama
Hindistan’da havai fişek fabrikasında patlama

Hindistan’ın Uttar Pradeş eyaletinde bir havai fişek fabrikasında meydana gelen patlamada aralarında çocukların da olduğu 11 kişi yaşamını yitirdi, 5 kişi yaralandı.

Husi bölgelerine saldırı: 33 ölü
Husi bölgelerine saldırı: 33 ölü

Suudi Arabistan ve BAE’ye ait uçakların Yemen’de Husi bölgelerine dönük saldırılarında çoğunluğu kadın ve çocuklardan oluşan 33 kişinin yaşamını yitirdiği belirtildi.