Dêrsimliler doğa talanına tepkili: Kolektif ruhla direneceğiz
DÊRSIM - Doğa talanına tepki gösteren Dêrsimliler, bu talana izin vermeyeceklerini ve kolektif ruhla direneceklerini kaydetti.
Kürdistan ve Türkiye’de sürdürülen maden projeleri ile her geçen gün ekolojik yıkımın, yerinden edilmenin, halkın geçim kaynaklarının tahrip edilmesinin önü açılıyor. Son 10 yılda 150’nin üzerinde maden faaliyetinin yürütüldüğü Dêrsim’de, halkın ve çevre örgütlerinin doğa talanına karşı mücadelesi devam ediyor. Doğa talanına ilişkin konuşan Dêrsimli yurttaşlar, devlet-sermaye eliyle kâr hırsı güdülerek yürütülen maden projelerine karşı, doğa ve yaşam alanlarını savunacaklarını belirtti.
Dêrsim’in doğasına sahip çıkılmasında kolektif ruhun önemli olduğunu kaydeden Semi Ber, “Dışarıdan gelip de köylerimizde, topraklarımızda madenler yapmak istiyorlar. İnsanların yaşam alanını daraltılıyor. Burada hayvancılıkla, tarımla geçim sağlanıyor. Bunlar hep zarar görecek. Dolayısıyla doğamıza, havamıza, suyumuza sahip çıkmamız gerekiyor. Halkımız bu konuda duyarlıdır. Dışarıdan gelip bu projeleri yapmalarına karşıyız. Dilerim herkes bu konuda duyarlı olur. Kendi toprağımıza, çevremize sahip çıkmamız gerekiyor” dedi.
HALK ‘TİCARİ’ AMAÇLARA KARŞI
Mehmet Yılmaz ise Xozat (Hozat) ve Pertag (Pertek) ilçeleri arasındaki Sekasur (Sêkasur) bölgesinde yapılmak istenen madenin bölge halkının direnişi ile engellendiğine dikkat çekerek, “Maden araştırmasını yapanlar o dağları kazanlar ihtiyaçlarımız için bunu yapmıyorlar. Bunu ticari amaçlı olarak yapıyorlar. Bunu ticari amaçlı olarak yaparsan, alıp başka yerlere satarsan tabii halk buna karşı çıkar. Buna karşı çıkma zorundadır da” diye konuştu.
Sermaye eliyle doğa talanı sonraki nesiller için tehlike oluşturacağı gibi ekolojik dengeye de geri dönülemez zararlar vereceğini kaydeden Yılmaz, “İhtiyacımız olanı yapalım. İnsanları mahrum bırakmayalım. Ama tabiat ihtiyacımız dışında, ticari amaçlı kullanılmamalı. Aklımızı başımıza toplayalım. Kendi kendimize zarar vermeyecek üretimler, işletmeler yapalım” dedi.
‘DOĞA TALANINI KABUL ETMİYORUZ’
Agid Nakçi ise “Ağaç kökü üzerinde, insan dili üzerinde yeşerir” sözü ile insan ve doğa arasındaki bağa değinerek, “İnsanın yaşamı doğayla, suyla, hayvanla, ağaçla ve ormanlarla beraberdir. Biz doğa talanını kabul etmiyoruz. Her zaman doğa talanının karşısında olduk. Sonuna kadar doğamıza ve yaşamımıza sahip çıkacağız. Tarihimizi bilmeliyiz, orman ve ağaçlarımıza, hayvanlarımıza sahip çıkmalıyız. İnanıyorum ki halkımız da sahip çıkacak” ifadelerini kullandı.
‘HALKIN YARARINA DEĞİL’
Pêrtag’ta (Pertek) bulunan köyünde yapılmak istenen GES Projesine karşı halkın haklı bir direniş gösterdiğini ancak sermaye-devlet eliyle talan projesinin sürdürüldüğünü belirten Taylan Hız, bu projelerin halkın yararına yapılmadığını söyledi. Hız, bu projeleri yapan şirketlerin, devleti, yetkili kurumları arkasına aldığına dikkat çekerek, “Yerel halka da hiçbir şey düşmüyor. Orada elde edilen gelir, kazancın yerli halka bir faydası yok. İnsanlara sadece eziyet, bozuk doğa, kullanılamayan çevre kalıyor. Hani bizim görmediğimiz, bilmediğimiz fakat madenciliğe açılan bir sürü yer var. Haberimiz olmadan insanlar alıyor oraları, buranın insanı değil. Bize hiç faydası olmayan bir olgu, bir çalışma. İnsanları haberdar etmek, bilinçlendirmek adına çalışmalar yapılmalı” şeklinde konuştu.
‘DAĞLARIMIZI ŞİRKETLERE VERİYORLAR’
Dêrsim’de geçimin hayvancılık ve tarımla sağlandığını ancak maden projelerinin yaşam alanlarını daralttığını kaydeden Veysel Kaştaş ise şunları söyledi: “Bizden habersiz barajlar yapılıyor. Dağlarımız başka şirketlere veriliyor. Burası bizim yaşam alanımız. Dağlarımız, yaylalarımız, sularımız heba ediliyor. Başka şirketlere veriliyor. Bu benim özgür yaşam alanlarımın kısıtlanması demektir. Bu yanlış bir şeydir. Bununla ilgili herkesin duyarlı olmasını, kamuoyu oluşturmasını istiyoruz.”