Yağmurun getirdiği ‘bereket’ de maliyetlere yetmedi
ADANA - Türkiye'de rekor yağışlar hububat rekoltesini artırıp, çiftçiyi sevindirse de artan maliyetler karşısında yağışlarla gelen “bereket” de yeterli olamadı. Girdi maliyetleri ve finansal baskılar karşısında elinde ödeyemediği banka borçları kalan çiftçi, borçları kapatmak için ekipmanları satmak zorunda kaldığını belirtti.
Türkiye’de 2026 yılında etkili olan yağışlarla birlikte hububat üretiminde gözle görülür bir toparlanma yaşandı. Susuz üretimin yapıldığı arazilerde ortaya çıkan verim artışının yanı sıra sulu araziler de bu yıl sulama maliyetlerinin düşmesi çiftçiyi sevindirirken, Türkiye’deki enflasyon, vergi politikaları ve Ortadoğu’da yaşanan gerilimler girdi maliyetlerinin artmasına neden oldu. Tohum, ilaç, gübre ve mazot başta olmak üzere birçok üretim kaleminde yaşanan artışlar nedeniyle yağışların sağladığı avantajlar adeta eriyip giderken, çiftçilerin “bereket” olarak değerlendirdiği yağışların kazananı yine çiftçi olmadı.
'ÖNÜMÜZÜ GÖREMİYORUZ'
Adana’nın Ceyhan ilçesinde 35 yıldır çiftçilik yapan 62 yaşındaki Mehmet Zeki Kurtaş, yüksek girdi maliyetleri, tüccarın insafına bırakılan ürün fiyatları ve bankaların uyguladığı ağır kesintiler nedeniyle üreticinin tamamen tükendiğini söyledi. Yaklaşan mısır hasadı öncesi büyük bir belirsizlik içinde olduklarını belirten Kurtaş, "Çiftçi bitme noktasında değil, zaten bitti. Biz üretmezsek herkes aç kalır ama feryadımızı duyan yok" dedi. Hububat hasat döneminin büyük zararlarla kapandığını belirten Kurtaş, " Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) bir fiyat açıklıyor ama her yerde alım yapmadığı için çiftçi yine tüccarın eline kalıyor. Tüccar da resmi fiyatın çok altında mal alıyor. Zaten TMO’nun açıkladığı fiyat da bu mazot ve gübre pahalılığında çiftçiyi kurtarmaya yetmiyor. Açıkçası önümüzü göremiyoruz" dedi.
'BORCU KAPATMAK İÇİN EKİPMANLARI SATTIK’
Televizyonlarda sürekli "çiftçiye zirai kredi desteği" müjdeleri verildiğini ancak gerçeğin çok farklı olduğunu söyleyen Kurtaş, Ziraat Bankası üzerinden yaşadığı mağduriyete işaret ederek, "Benim tüm dokümanlarım Ceyhan Ziraat Bankası’nda. Devlet güya zirai kredi veriyor. Ama bankaya gidiyorsun; yüzde bir komisyon, eksper parası, ölüm sigortası, TARSİM sigortası derken verdikleri parayı kesintilerle zaten geri alıyorlar. Benim elimde bir şey kalmıyor. Bankaya gidip 'kanuni hakkım var, kredi ver' diyorum, 'yukarıdan emir var, veremiyoruz' yanıtını alıyorum. Çiftçiye faizsiz, kesintisiz, net kredi verilmek zorunda. Ben bu bölgede 560 dönüm mısır ekiyorum. Geçen seneyle bu sene arasında en az yüzde 70 maliyet farkı var. Geçen sene 18 bin lira olan üst gübresini bu yıl 32 bin liraya aldık. Tohum, mazot, ilaç uçmuş gidiyor. Tohum alacak para bulamadım, kredi kartından çektim. Borcu kapatana kadar perişan oldum. Borçları kapatabilmek için elimizdeki ikinci el yedek ekipmanları satmak zorunda kaldık" diye konuştu.
‘KOLTUKTAN KALKIN TARLAYA GELİN’
Tarladaki traktörün, römorkun, boruların ve işçiliğin yüz binlerce liralık maliyeti olduğunu hatırlatan Kurtaş, "Tarım Bakanlığı'ndaki yetkililer. Gelsenize çiftçinin halini görsenize! Koltuğunuzdan kalkın da tarlaya gelin. Cebimizde beş kuruş para kalmadı. Arkadaşlarımdan 20-30 bin lira borç istiyorum, kimsede para yok. Mazotçuya gidiyorum, 'eski borcu kapat, sonra veririm' diyor. Haklı adam, o da haklı. Şu an tarladaki tüm yapraklar yeşil ama yeşil yaprak para etmiyor. Hasada daha 30-40 gün var, ne yiyeceğiz, ne içeceğiz bilmiyoruz. Biz üretmesek turp, ıspanak, karnabahar, marul bulamazsınız, aç kalırsınız. Mazottan, gübreden vergiyi kesiyorsunuz ama desteğe gelince çiftçinin arkasında durmuyorsunuz" dedi.
ZMO: GİRDİ MALİYETLERİ ARTTI
Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Ziraat Mühendisleri Odası (ZMO) Adana Şube Başkanı Ahencan Tayakısı, yağışların miktar olarak yarattığı olumlu havanın tarımsal kalite söz konusu olduğunda yerini endişeye bıraktığını söyledi.
Erken başlayan hasat döneminde, tam biçim aşamasına gelen veya hasadı başlanan ekinlerin yağışa maruz kalmasının faturasının ağır olduğunu dile getiren Tayakısı, hasatta yaşanan gecikmelerin dane dökümünü hızlandırdığını söyledi. Üründe yatmaya dayalı olarak başaklarda çürüme ve dane kararması gibi nedenlerle çiftçinin doğrudan yüzde 10 ile 50 arasında verim ve kalite kaybıyla yüz yüze kaldığını ifade eden Tayakısı, mantari hastalıklarla mücadelenin çiftçinin üretim maliyetlerini yukarı çektiğini ifade etti. Tayakısı, pas ve septoria hastalıklarına karşı ekstra ilaçlama yapılmak zorunda kalındığını, bunun da girdi maliyetlerinde artışa sebep olduğunu söyledi. Tayakısı, "Zirai ilaç fiyatlarındaki artış, ilaçlama esnasında kullanılan mazot fiyatlarındaki yükseliş ve yağış sonrası çamur nedeniyle araziye girilemediği dönemlerde başvurulan drone ile ilaçlama maliyetleri, tahıl üretim maliyetlerini direkt olarak etkiledi" dedi.
'ÇİFTÇİ DESTEKLENMELİ'
Sürdürülebilir bir tarım için çiftçinin her koşulda desteklenmesi gerektiğinin altını çizen Tayakısı, oda olarak tüm şubeleri adına hükümete ve finans kuruluşlarına çağrıda bulundu. Tayakısı, "Aşırı yağış, su baskını, aşırı sıcak ve zirai don gibi doğal afetler karşısında Tarım İl Müdürlükleri ve TARSİM tarafından zarar ziyan tespitleri zamanında, gerçekçi kriterlerle ve tam oranlarıyla yapılmalıdır. Oluşan zarar ödemeleri anında gerçekleştirilmelidir. Ayrıca afet maruziyeti yaşayan üreticilerimizin üretime devam edebilmesi için Tarım Kredi Kooperatifleri, Ziraat Bankası ve özel bankalardaki kredi borçlarının faizsiz olarak ertelenmesi gerekmektedir" dedi.
MA / Hamdullah Yağız Kesen
