İran rejimine karşı ‘ortak siyasi alternatif’ çağrısı: Halklar desteklenirse ayağa kalkar

Paylaş:
HABER MERKEZİ - ABD-İran görüşmelerinde İran halklarının taleplerinin hiç bir şekilde konuşulmadığını belirten ITC Genel Sekreteri Hassan Shariatmadari, "Rrejime karşı ortak bir siyasi alternatif ortaya çıkarılmalıdır. Bu süreçte desteklenirse ayağa kalkar" dedi. 
 
ABD-İran arasındaki gerilim giderek tırmanıyor. Hürmüz Boğazı’ndaki durum belirsizliğini korurken, ABD başkanı Donald Trump, boğazı kendi kontrolleri altında olmasını istiyor. Bu nedenle de, ateşkes ve müzakereler sonlandırılarak İran’a dönük saldırılar yeniden başlatıldı.
 
Öte yandan İran rejimi ise, içeride idam ve gözaltı dalgasıyla baskı politikalarını sürdürüyor. Rejim, Mart ayının başından bu yana Rojhilat’taki Kürt siyasi partilere dönük askeri saldırılarını sürdürürken, saldırı altındaki halklar bulundukları her yerde ortak mücadele hattı için çalışmalarını hızlandırdı. Bu amaçla 23 Eylül 2019 tarihinde kuruluşunu ilan İran Geçiş Konseyi (ITC) çalışmalarını sürdürüyor. Kuruluş, İran'daki saldırılardan bu yana pek çok çalışmada yer aldı. Bunlardan biri de 19 Mayıs’ta Centre Fort Kurdish Affairs tarafından Londra’daki Britanya Parlamentosu’nda gerçekleştirilen “İran’ın Geleceği: İran’daki Halkların Mevcut Durumu ve Geleceğe Dair Perspektifleri” paneli oldu. 
 
Panele katılan ITC’nin Genel Sekreteri Hassan Shariatmadari, savaşın son seyri ve İran halklarının geleceğine dair Mezopotamya Ajansı’na (MA) değerlendirmelerde bulundu. 
 
‘İRAN SAVAŞIN EKSENİNİ DEĞİŞTİRDİ’
 
İran'ın savaşın başında çatışmanın odağını Hürmüz Boğazı'na taşırdığını belirten Shariatmadari, söz konusu stratejinin savaşın temel hedefini değiştirdiğini söyledi. Yani savaşın amacının farklılaştığına dikkati çeken Shariatmadari, "Başlangıçta ABD'nin hedefi, İran'ın nükleer programını kontrol altına almak, füze kapasitesini sınırlandırmak ve İran'ın desteklediği Hizbullah gibi müttefik grupları kontrol etmekti. Ancak bütün bunlar zamanla değişti ve mesele Hürmüz Boğazı'nın açık kalmasına, dolayısıyla dünya ekonomisinin korunmasına dönüştü. Yani İran, savaşın stratejik eksenini önemli ölçüde değiştirmeyi başardı" dedi.
 
'ÇATIŞMALAR SÜRECEK'
 
Shariatmadari, savaşın asıl dinamiklerinden birinin ABD'nin Umman'ı teşvik ederek yeni bir deniz koridoru açmaya çalışması olduğuna işaret ederek, ABD'nin gemilerin Umman sınırları üzerinden geçmesini sağlayarak İran'ın bu gemiler üzerindeki denetimini ortadan kaldırmayı hedeflediğini kaydetti. Bu senaryonun yaşanması halinde İran açısından son derece ağır sonuçlar doğuracağını belirten Shariatmadari, "İran'ın bu savaştan elde ettiğini düşündüğü en önemli stratejik kazanım, Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrolünü güçlendirmiş olması. İran da bunu, 'Bu savaşın bana kazandırdığı en önemli şey budur' diye savunuyor. İran'ın yaklaşımı, Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrolün kendisinde kalması, Umman ile yapılacak bir anlaşma çerçevesinde boğazdan geçen gemileri birlikte denetlemekti. Ancak ABD, bunu kabul etmedi. Bunun üzerine yeni deniz güzergâhı planı gündeme getirildi. Bu sırada o güzergahtan geçen Singapur bandıralı bir gemiye İran Devrim Muhafızları Ordusu (IRGC) dört füze fırlattı. ABD, bunlardan üçünü etkisiz hâle getirdiğini açıkladı. Dördüncü füze ise gemiye isabet etti. Bunun üzerine Trump, 'Buna karşılık ben de saldıracağım' dedi. Sonra yeniden saldırılar başladı. Ancak bu, anlaşmanın tamamen ortadan kalktığı anlamına gelmiyor. Benim kanaatim, bu çatışmalı durumun bu şekilde devam etmeyeceği yönünde" dedi.  
 
'ABD VE İSRAİL ARASINDA GÖRÜŞ AYRILIĞI YOK'
 
Shariatmadari, müzakere süreçleri boyunca ABD ve İsrail arasında yaşandığı iddia edilen "görüş ayrılığı" krizlerinin doğru olmadığını belirtirken öte yandan Avrupa ve İngiltere arasında ise görüş ayrılıklarının bulunduğunu dile getirdi. Shariatmadari, "İngiltere, askeri olarak savaşa katılmak istemiyor. Keir Starmer döneminde de savaşa doğrudan katılmadı. Yeni başbakan da aynı çizgiyi sürdürecek gibi görünüyor; askeri operasyona dahil olmayacak. Ancak Hürmüz Boğazı'ndaki deniz güvenliğinin sağlanmasına destek vereceğini söylüyor. Bildiğiniz gibi İngiltere'nin Birleşik Arap Emirlikleri ve diğer Arap ülkeleri üzerinde uzun yıllardır önemli bir nüfuzu vardı. Bu nüfuzunu korumaya çalışıyor. İran bu ülkelere saldırdığında ise onlar güçlü bir tepki vermiyorlar. Bu ülkelerin İngiltere'den beklentisi, kendilerini desteklemesi ve korumasıdır" diye belirtti. 
 
İNGİLTERE'NİN DURUMU
 
İngiltere'nin tarafsızlığını korumaya ve doğrudan bir rol üstlenmemeye çalıştığını söyleyen Shariatmadari, bu siyasetin savaşın daha da genişleyebilmesi olasılığına karşılık yürütüldüğünü belirtti. İngiltere'nin gelişmeleri temkinli bir şekilde izlediğini vurgulayan Shariatmadari, "Savaş genişlerse, Birleşik Arap Emirlikleri ve diğer Körfez ülkeleri, İngiltere'nin nüfuz alanından çıkıp güvenliklerini sağlamak için ABD, Çin ya da Rusya'ya daha fazla yakınlaşabilirler. Öte yandan Avrupa'nın enerjiye çok büyük bir ihtiyacı var. Bu nedenle Avrupa Parlamentosu'nda insan hakları ve benzeri konular önemli görülse de, Avrupa devletleri açısından bu konular Parlamento'daki kadar öncelikli değil. Devletlerin önceliği enerji güvenliğidir ve İran da büyük bir enerji kaynağıdır. Özellikle Avrupa'nın Rusya ile ilişkileri ciddi şekilde bozulduğu için İran'ın enerji kaynakları bugün Avrupa açısından daha da önemli hale gelmiştir. Bu yüzden gelişmeleri büyük bir dikkatle takip ediyorlar. Bir yandan ABD ve İsrail ile ilişkilerini bozmak istemiyorlar; diğer yandan gelecekte İran ile de ilişkilerini sürdürmeyi hedefliyorlar. Bu nedenle hangi adımı atmaları gerektiği konusunda kararsız durumdalar. Hangi tarafın güç kazanacağını görmek ve sonunda kendi çıkarlarını en iyi koruyacak tarafı desteklemek istiyorlar. Kısacası, son derece ihtiyatlı davranıyorlar; deyim yerindeyse bastonuna dayanarak yürüyen biri gibi, her adımlarını dikkatle atıyorlar" ifadelerini kullandı. 
 
'ÇALIŞMALAR SOMUT SONUÇLAR DA VERECEKTİR'
 
Mayıs'ta Londra'da gerçekleştirdikleri toplantının önemine vurgu yapan Shariatmadari, Avrupa Parlamentosu'ndan da (AP) birçok kişiyle görüştüklerini ifade etti. Ancak yalnızca bu görüşmeler ve fikir alışverişleriyle meselelerin çözülmeyeceğinin altını çizen Shariatmadari, "Bir sonuç alabilmek için çok daha fazla çalışmamız gerekiyor; yani hem kendi vatanımız hem de etnik haklarımız konusunda daha fazla çaba göstermeliyiz. Bu toplantının kendisi de oldukça olumlu bir adımdı. Hem konferansı düzenleyenler hem de bizim gibi katılanlar bunun bir etkisinin olacağını biliyordu. Ancak bu etkinin sınırlı olacağının da farkındaydık. Özellikle sol görüşlü, etnik hakları savunan kesimler bize destek verdiler. Ancak parlamentoda başka siyasi gruplar ve farklı güçler de vardı. Onlar bizim dile getirdiğimiz görüşlere çok fazla katılmıyorlar. Bu nedenle onlarla da görüşmemiz, onları da ikna etmeye çalışmamız gerekiyor. Yapacak çok işimiz var ve bu çalışmaları sürdürmemiz gerekiyor. Buna rağmen bu konferans kendi başına önemli ve etkili bir toplantıydı. Zaman içinde somut sonuçlar da vereceğine inanıyorum" diye konuştu.
 
‘HALKLAR MASADA YER ALMADI’
 
Hem savaş hem de müzakere süreçleri boyunca İran halklarının haklarına hiç bir şekilde yer verilmediğine vurgu yapan Shariatmadari, "Trump, İran halkının çıkarlarını gözetmiyor. Eğer zaman zaman halkın adını anıyorsa, bunu yalnızca İran rejimi üzerinde baskı kurmak için kullandığı siyasi bir araç olarak görüyor. Pazarlık masasına oturulduğunda ise bizim haklarımız hiçbir şekilde dikkate alınmıyor. Yani bir anlaşma yapılacağı, bir metin yazılacağı ya da bir uzlaşmaya varılacağı zaman ne insan hakları ne de İran'daki etnik halkların hakları gündeme geliyor. Bunun farkındayız. Ancak bazı noktalarda çıkarlarımız örtüşüyor. Örneğin bu rejimin zayıflaması konusunda ortak bir çıkar söz konusu. Fakat biz diyoruz ki, şimdiye kadar izlediğiniz yöntem IRGC'yi güçlendirdi. Bugün baktığımızda doğru, çok sayıda kişi öldü; komutanları öldü, önemli isimleri öldü. Ama diğer taraftan IRGC, 'Biz hâlâ ayaktayız, karşınızda duruyoruz ve siz bize istediğinizi yaptıramadınız' mesajını vermeyi başardı” dedi. 
 
‘HALK DESTEKLENİRSE AYAĞA KALKAR’
 
“Eğer gerçekten kalıcı bir çözüm isteniyorsa, bizim görüşümüze göre halk desteklenmelidir” diyen Shariatmadari, “İran halkına destek verilirse insanlar cesaret kazanır ve rejime karşı ayağa kalkabilirler. Eğer üç-dört milyon insan sokaklara çıkarsa, rejim bunu kolay kolay durduramaz. Bu rejim içeriden çok daha kolay zayıflatılabilir. Siz dışarıdan baskı yaptıkça rejim her geçen gün daha da güçleniyor. Üstelik ona bir bahane de vermiş oluyorsunuz. Kendi deyimimizle, halkı halkın karşısına kışkırtıyorsunuz. Siz çekilip gittikten sonra ise rejim halka karşı çok daha sert davranacak ve daha fazla insanı öldürecek. Oysa bu süreç boyunca halka ve etnik topluluklara destek verilmiş olsaydı her şey çok farklı olabilirdi. Halk cesaret bulur, grev yapar, protestolar düzenler, gösterilere katılır ve ciddi değişiklikler yaşanabilirdi” diye belirtti. 
 
‘BU SAVAŞ BİZİM SAVAŞIMIZ DEĞİL’
 
Shariatmadari, devamla şunları söyledi: “Bu savaş bizim savaşımız değil. Bu savaşta ister İran rejimi kazansın ister kaybetsin, her iki durumda da zarar görecek olan yine biziz. Her iki ihtimalde de öldürülen, katledilen halk olacak ve dünya bunu sadece izleyecek. Çünkü hepsinin çok sayıda çıkarı var ve bu çıkarlar söz konusu olduğunda insan haklarına bakmıyorlar. Biz bunu 47-50 yıllık mücadelemizin sonunda çok iyi öğrendik. Bu nedenle Kürtler de ABD'ye güvenmediler ve ABD'den silah alıp şehirlerini ele geçirmek için saldırıya geçmediler. Çünkü ABD'nin onları yarı yolda bırakacağını ve sonunda bir pazarlık konusu yapacağını biliyorlardı. Bizim deneyimimiz de tam olarak budur. Bu yüzden yalnızca monarşi yanlıları ve Şah taraftarları ABD ve İsrail'e bu kadar fazla güvendiler. Bana göre bizim yapmamız gereken şey, sivil toplumun içinde daha güçlü şekilde yer almak. Etnik topluluklar kendi örgütlülüklerini güçlendirmeli; sivil toplum ile etnik gruplar arasında birlik oluşturulmalı ve bu rejime karşı ortak bir siyasi alternatif ortaya çıkarılmalıdır. Bu alternatif zamanla AP'de, ABD'de ve diğer uluslararası platformlarda tanınmalı, meşruiyet kazanmalı ve giderek daha güçlü bir siyasi aktör hâline gelmelidir."
 
MA / Ceylan Şahinli
 
 
 
 
 
 
 
 
 
İlgili Haberler
Trump: İran’a güvenmiyorum
Trump: İran’a güvenmiyorum

İran ile yürütülen müzakerelere dair konuşan Donald Trump, "İran'a güvenecek en son kişi benim. Bana sürekli yalan söylediler" dedi.

İdam edilen Mehdi Hanaki'nin son mesajı: İran kadınlar sayesinde özgürleşecek
İdam edilen Mehdi Hanaki'nin son mesajı: İran kadınlar sayesinde özgürleşecek

İdam edilen Mehdi Hanaki'nin yayınlanan vasiyet videosunda, Kürdistan halkına yönelik katliamları ve kadınlara yönelik baskıları anlatarak, İran'ın özgürlüğünün kadınların direnişiyle mümkün olacağını söyledi.

Milyonlarca yıllık kaya İran’ın nükleer tesisine kalkan olabilir
Milyonlarca yıllık kaya İran’ın nükleer tesisine kalkan olabilir

İran’ın Natanz nükleer tesisi yakınında inşa ettiği yeraltı kompleksinin, sert volkanik kayalar nedeniyle sığınak delici bombalara karşı güçlü koruma sağlayabileceği belirtildi.

ABD - İran savaşı: Petrol fırladı, Kızıldeniz diken üstünde
ABD - İran savaşı: Petrol fırladı, Kızıldeniz diken üstünde

ABD ve İran arasında karşılıklı saldırılar devam ederken, ABD saldırılarında en az 4 kişi hayatını kaybetti. Trump’ın tehditlerine İran’dan anlaşma için "daha ağır bir bedel" ödemek zorunda kalma uyarısı yapılırken, petrol fiyatları fırladı. Kızıldeniz’de de gerginlik sürüyor.

İran’dan ABD’ye ‘savaş suçu’ tepkisi
İran’dan ABD’ye ‘savaş suçu’ tepkisi

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Baqayi, ABD’nin altyapıya dönük saldırılarına dair yaptığı açıklamada “Hiçbir emir, savaş suçu işleme izni anlamına gelmez” dedi.