'KHK ile ihraç edilenlerin göreve iadeleri bir adım olabilir'

Paylaş:
WAN - KHK ile görevinden ihraç edilen Eğitim Sen Wan Şube Eşbaşkanı Murat Atabay, KHK ile ihraç edilen emekçilerin görevlerine iadesinin çerçeve yasa kapsamında atılacak adımlarından biri olabileceğini belirtti.
 
Türkiye’de 15 Temmuz 2016’daki darbe girişiminin ardından çıkarılan Kanun Hükmünde Kararnameler (KHK) ile yaklaşık 125 bin kamu personeli görevinden ihraç edildi. Ardından OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonu’na başvuran 17 bin 960 kişi görevine iade edilirken, 109 bin 332 kişinin başvurusu ise komisyon tarafından reddedildi. Başlayan Barış ve Demokratik Toplum Süreci kapsamında Meclis’ten geçen çerçeve yasa ile birlikte, KHK’lerle ihraç edilen emekçilerin görevlerine iade beklentisi sürüyor.
 
KHK ile ihraç edilen Eğitim Sen Wan Şube Eşbaşkanı öğretmen Murat Atabay, ihraç edilen emekçilerin sürece yönelik talep ve beklentilerini konuştu. 
 
İhraç edilen emekçilerin ciddi ekonomik ve psikolojik sorunlarla karşı karşıya kaldığının altını çizen Atabay, " Ben 29 Ekim 2016 tarihinde bir gece yarısı KHK ile ihraç edildim. İhraç edildikten sonra çok ciddi sorunlar yaşayan arkadaşlarımız oldu. Uzun vadeli planlar yapan ve birçok borcu olan arkadaşlarımız vardı. Psikolojik sorunlar sonrası intihar eden arkadaşlarımız oldu. Hem sosyal hem de ekonomik anlamda çok ciddi problem yaşayanlar oldu. KHK  bir insan hakları ihlalidir.  KHK İnsanların yaşamlarını bir gece de yok etme girişimiydi" dedi. 
 
KHK HUKUKSUZLUĞU
 
OHAL komisyonu tarafından irtibat ve iltisak üzerinden ihraç edilen bir çok emekçinin işe iade başvurusunu reddettiğini dile getiren Atabay, "KHK’lileri demokraside bir yere yerleştirmek mümkün değil. Mahkemeye giden arkadaşlarımızın red gerekçelerine baktığımız zaman saçma sapan gerekçelerle red etmişler.  Çok trajikomik örnekler de var. Çocuğu olmadığı halde çocuklarından kaynaklı ihraç olanlar var. Doğum tarihi 1985 olmasına rağmen 1980 darbesi ile ilişkilendirilip ihraç edilenler var. Hiç cezaevine girmemiş ama cezaevine girmiş gibi gösterilip ihraç edilen arkadaşlarımız var. Kurum kanaati diye kendilerine yakın olan kesimler üzerinde oluşturdukları listeler ile oluşturdukları bir kanaat var. Bir de irtibat ve iltisak gibi aslında yasa da ve anayasada hiçbir yeri olmayan, hukuk sisteminde hiçbir yeri olmayan irtibat ve iltisak üzerinden bugün bir çoğunun başvurusunu da red ediyorlar. Bu anlamda KHK’lileri değerlendirirken bir hukuki bir metni değerlendiren bir noktadan da yaklaşmamak gerekiyor. AKP’nin kendine fırsat bilerek kendine muhalif kesimleri kamudan çıkarmak için kullandığı bir yöntem" şeklinde ifade etti.  
 
KHK’lılar için asgari bir hukuk bile uygulansa bunların hükümsüz olduğu, ortadan kaldırılması gerektiğinin herkes tarafından bilindiğini ifade eden  Atabay, "Bir kişi ile ilgili bir iddianız varsa bunu idari veya adli yargı yolu ile işletirsiniz. Yargılama sonucunda kişi ile ilgili bir suç tespit ederseniz, bu kişilerle alakalı bir şey ortaya koyarsınız. Ama bir kararname ismini yazıp, 'hadi seni işten çıkarıyoruz, hadi gel masumluğunu kanıtla, masumluğunu kanıtlama noktasında da ben sana türlü engellemeler çıkaracağım' diyorlar. En önemlisi de irtibat ve iltisak gibi saçma sapan bir kavram önüne bırakacak. Bu süreçlerde bizim KESK konfederasyonumuz da siyasi partilerle görüştüler. Özelikle de bu süreçte  hepsinin ortak kanaati bunun insan haklarına aykırı olduğudur. Çok basit bir şekilde mahkemelere verilecek talimatlarla, anayasanın alacağı küçük bir kararla, varsa bu konuda somut iddiaları hukuki süreç yürütülebilinir. Ama böyle bir adım atacaklarına dair umut yok" diye belirtti. 
 
EMEKÇİLERİN BEKLENTİSİ 
 
Barış ve Demokratik Toplum Süreci'nde emekçilerin işlerine iadesinin anlamlı olacağını kaydeden Atabay şöyle konuştu: "Kürt toplumunun, Türkiye’deki muhalif kesimlerin çok ciddi bir beklentisi var. Biz bu sürece bir demokrasi tanımı yüklüyoruz, bir insan hakları tanımı yüklüyoruz. Eğer iktidar Kürt sorunun demokratik çözümünü istiyorsa, insan hakları çerçevesinde bir ilerleme kaydetmek istiyorsak, KHK ile ihraç edilenlerin işlerine iadesi en ufak adımlarından biri olabilir. Belediyelere kayyım atamaları var, Kürt kimliğinin anayasal güvencesi var, anadilde eğitim talebi var. KHK’de bunlardan biridir. Aslında iktidarın sadece bu noktada PKK’nin kendini fes etme, silahları bırakması üzerinden oluşturduğu siyasetin de biraz dışına çıkmak gerekiyor ve bu noktada da biraz zorlamak gerekiyor. Bu süreç sadece PKK’nin kendini fesh etti bu olay bitti üzerinden kapatılacak ve görmezden gelinecek bir süreç değil. Ortaya çıkış nedenleri ile birlikte ve daha sonra çıkan sonuçlar üzerinden de bazı demokratik adımların atılması gerekiyor."
 
MA / Lütfi Pala