Akdeniz'de kadınlara demokratik toplum için mücadele çağrısı 2025-03-07 14:41:08 MERSİN - Akdeniz'de 8 Mart Şöleni’nde konuşan Sebahat Tuncel, Abdullah Öcalan’ın çağrısının Türkiye ve Ortadoğu halkları için bir başlangıç olduğunu belirterek, tüm kadınları demokratik toplumu inşa için mücadeleye çağırdı.  Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Mersin Kadın Meclisi ve Tevgera Jinên Azad (TJA- Özgür Kadın Hareketi) Mersin Akdeniz ilçesinde bulunan Barış Parkı’nda kadın şöleni gerçekleştirdi. Şölen alanına Türkçe ve Kürtçe "Kadın kırımına isyan ediyor. Özgürlüğe yürüyoruz" pankartı asıldı. Miting alanına ulusal kıyafetleri ile gelen kadınlar seslendirilen şarkılar eşliğinde halay çekerken, sık sık "Jin, jiyan, azadî" sloganları attı.  Şölende ilk olarak DEM Parti Mersin İl Eşbaşkanı Bedriye Kuş, yerine kayyım atanan Akdeniz Belediyesi Eşbaşkanı Nuriye Aslan'ın şölene gönderdiği mesajı okudu.  Mesaj okunduğu sırada kadınlar alkış ve zılgıtlarla sık sık; "jin jiyan azadi" sloganı attı. Bedriye Kuş ardından konuşan Barış Annesi Emine Eren, tüm kadınların 8 Mart'ı kutlayarak, 8 Mart'ın barış ve özgürlük olması dileğinde bulundu.    ‘BARIŞI BU TOPRAKLARDA YEŞERTECEĞİZ’   DEM Parti Mersin Milletvekili Perihan Koca,  tüm direnen ve mücadele eden kadınların 8 Mart'ı kutladı. Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın yaptığı tarihi çağrıyla Ortadoğu’ya barış eli uzattığını belirten Perihan Koca, "O barış elini bu topraklarda, bu memlekette en önde, en büyük sorumlulukla, işte beyaz tülbentli, barış annelerimiz öncülüğünde biz kadınlar yeşerteceğiz. Kadınların hakları için mücadele edeceğiz. Ve ama bir yandan savaşın en büyük mağduru olan kadınlar olarak barışı biz inşa edeceğiz" diye belirtti.   Şölende son olarak ise TJA’lı Sebahat Tuncel ise kadınların şiddete, emek sömürüsüne karşı durmak ve barış için taleplerini haykırmak için alanlarda direndiklerini ifade etti. "Bu süreç içerisinde bir yandan barışı konuşurken bir yandan çözümü konuşurken hala kayyum siyaseti devam ediyor" diyen Sebahat Tuncel, Akdeniz Belediyesi'ne atanan kayyıma işaret ederek, "Halkın iradesini zorla gasp ettiler. Bu siyasetin, bu kayyum siyasetinin, kayyum rejiminin hukuk düzeninde yeri olmadığını, bunu bilerek ve isteyerek Kürt halkının iradesinin gasp edildiğini ve üç dönemdir sistematik olarak sürdürüldüğünü biliyoruz. Bu sömürge hukukudur. Bu hukuku kabul etmiyoruz ve kayyum atamalarını tanımıyoruz. Derhal belediyeler halka teslim edilmelidir" diye konuştu.   Barış umuduna dikkat çeken Sebahat Tuncel, "Bir yandan barış konuşuyoruz, bir yandan demokrasi konuşuyoruz. Diyoruz ki Kürt sorununa demokrasi ve barış için çözüm olsun. Herkes barış içinde yaşasın. Ama diğer yandan siyasi operasyonlar devam ediyor. HDK'ye yönelik operasyonda onlarca arkadaşımız tutuklandı. Önceki dönem HDK Eş Sözcümüz Esengül Demir'e yönelik bir erkek devlet şiddetiyle karşı karşıya olduğumuzu öğrendik. Arkadaşımıza zorla çıplak arama dayatılmış, arkadaşımız da buna karşı direnmiştir. Direnişini selamlıyoruz burada" dedi.   Kadına dönük saldırılara değinen Sebahat Tuncel, "Biz kadınlar köle, nesne değiliz. Bizim bedenimiz, emeğimiz alınıp satılamaz. Biz kadınlar özgür bireyleriz. Beş bin yıldır erkek egemen sistem bize köleliği, zulmü, sessizliği dayatıyor. Bize tek vaat ettiği şey nedir? Erkeğin kölesi olmak, devletin kölesi olmak. İşte biz bunu kabul etmiyoruz. Reddediyoruz. Buna karşı özgürlük mücadelesi veriyoruz. Özgürlük mücadelemizin bence en güzel sloganı da bu. Jin, jiyan, azadî. Yani kadınlar olmadan yaşam olmaz, yaşam olmadan da özgürlük olmaz. Sevgili arkadaşlarım, ilk eşitsizlik kadın ve erkek arasındaki eşitsizlikle başlamıştır. İlk emek sömürüsü kadının emeği sömürülmüştür. İlk kadının bedeni sömürülmüştür. İlk eşitsizliğin yaşadığı yerde adaletsizliğin, hiyerarşinin, tahakkümün, şiddetin zorun olduğu yer orasıdır. Bu şiddet politikasını, eşitsizlik politikasını gidermek kadın özgürlük mücadelesi yürütenlerin en temel görevidir."   'ÖZGÜRLÜĞÜMÜZÜ KENDİMİZ KAZANACAĞIZ'   "Kürt halkının mücadelesi, Kürt kadınlarının onurlu mücadelesi yeni bir hikaye yazıyor" diyen Sebahat Tuncel, "Asrın Çağrısı"na dikkat çekerek, " Bütün dünya 27 Şubat'ta saat 17'ye kilitlendi, tarihi bir andı. Ve Sayın Öcalan bütün dünya halklarına onların şahitliğinde dedi ki Kürt sorununun demokratik ve barışçıl çözümü için yeni bir dönem başlıyor. Kürt sorununun çatışma ve savaş zemininden demokratik siyaset zeminine çekmek için sorumluluk üstleniyorum. Ve PKK'yi feshetme kararını ve çağrısında bulundu. PKK cevap verdi, dedi ki ateşkes ilan ediyoruz. Ve Sayın Öcalan'ın kongre toplama kararını da kabul ediyoruz dediler. Bu kongrenin nasıl toplanacağı çünkü Sayın Öcalan'ın katılıp katılmayacağı ayrı bir konu. Bu Sayın Öcalan ile örgütü arasında olan bir durum. Ama kongrenin toplanması konusunda bunun olanaklarının yaratılması lazım. Gerçekten Kürt sorununun savaş ve çatışma zemininden çıkması isteniyorsa yapılması gereken şey bunun olanaklarını yaratmasıdır. Yani Sayın Öcalan'ın özgür çalışır koşullarının yaratılması lazım. Özgürlük koşullarının yaratılması lazım. Bu önemli tarihi bir fırsattır. Devlet bu kez bu fırsatı heba etmemelidir. Neden devlet diyorum? Çünkü biz Kürtler yıllardır barış olsun diye mücadele ediyoruz, direniyoruz. Bunun da bedelini ödüyoruz. Barış olsun dediğimiz için zindanlara atıldık. Şimdi çıktık yine barış olsun diyoruz. Cezaevine girmeden kayyum atıyorlardı. Çıktık, hâlâ kayyım atıyorlar. Bunun değişmesi lazım. Bunun değişmesi için de Kürt sorununun demokratik siyaset alanında çözülmesi konusunda sorumluluk üstlenmesi gerekir. Bunun bir ayağı devlet, bir ayağı halk, bir ayağı kadınlar. Devlet, demokratik siyaset alanının önündeki engelleri kaldırmalıdır. Yasakçı yasaları kaldırmalıdır. Düşünce ifade özgürlüğü, örgütlenme özgürlüğü, eylem özgürlüğü önündeki engelleri kaldırmalıdır. Demokratik siyaset dediğimiz şey nedir? Ben konuşuyorum, cezaevine giriyorum. Değil mi? Sokakta şarkı söylüyor, sanatçı cezaevine giriyor. İşte akademisyen araştırma yapıyor, cezaevine giriyor. Genç diyor ki ben barış istiyorum. Ya da Kürt sorunu çözülsün diyorum, cezaevine giriyorum. Böyle bir koşulda demokratik siyasetin olanakları olabilir mi? O yüzden öncelikle demokratik siyaset önündeki engeller kaldırılmalıdır. Diğer bir konu sevgili arkadaşlar, bizim yapacaklarımız. Yani her şey Sayın Öcalan da diyor ya; her şey devlete bırakılmaz. Ben özgür olmak istiyorum, devlet özgür etsin beni. Yapmaz. Hak verilmez, alınır. O yüzden biz mücadele edeceğiz. Özgürlüğümüzü kendimiz kazanacağız”   'BARIŞI BİRLİKTE İNŞA EDECEĞİZ'   Çağrının Türkiye ve Ortadoğu halkları için yeni bir başlangıç olduğuna işaret eden Sebahat Tuncel, “Evet, biz Ortadoğu halkları açısından özgür yaşayabiliriz. İşte Rojava'da Aleviler kendisini tehlike altında görüyor. Dürziler, Ermeniler öyle. Türkiye'de halkları mutlu mu değil mi? Baskı altında görüyor. Yine Kürtler direniyor. Bak sokakta Türklerin hali daha vahim. Onlar en azından korkuyor, sokağa bile çıkmıyor. Yeni dönemin dili müzakere ederek kazanacağız. Barışın dilini inşa ederek kazanacağız. Bu da bir mücadeledir. Yani bitmiş bir süreç değil. Yeni bir başlangıç süreçtir. İşimiz çok, zamanımız yok. O açıdan herkesin üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmesi lazım. Biz bugün mitingde buluştuk. 8 Mart'ı kutladık. Şimdi evinize gideceksiniz. HDK'de, DBP'de, örgütlenerek demokratik toplumu inşa edeceğiz. Var mısınız? Birlikte çalışmaya var mısınız? Bir daha soruyorum. Birlikte çalışmaya, demokratik toplumu inşa etmeye, barışı inşa etmeye var mıyız” diye sordu. Kitleden söz alan Sebahat Tuncel, “Bizlerde söz mühimdir. Bundan hep birlikte daha çok çalışacağız. Çok büyük emek verildi, çok büyük bedel verildi. Ama en nihayetinde her savaşın bir barışı vardır. Barışı güçlüler yapar. Ve barışın inşa edilmesi için hepimize görev düşüyor. Beklemek olmaz. Gerçekten barış istiyorsak hepimiz elimizi taşın altına koyacağız ve barış inşa edeceğiz" ifadesinde bulundu.    Sebahat Tuncel'in konuşması ardından şölen, sanatçı Nuray Balık'ın seslendirdiği stranlarla sürdü.