ANKARA - Siyasi partilerle gerçekleştirdikleri görüşmelere dair konuşan DEM Parti Kadın Meclisi Sözcüsü Halide Türkoğlu, “Barış ve Demokratik Toplum” çağrısı etrafında kenetlenerek onurlu barışı kadınlar öncülüğünde inşa edeceklerini belirtti.
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Kadın Meclisi Sözcüsü Halide Türkoğlu, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat’ta yaptığı “Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı” sonrası siyasi partilerle gerçekleştirdikleri görüşmelere ilişkin partinin genel merkezinde düzenlenen basın toplantısında konuştu.
Halide Türkoğlu, "Eş Genel Başkan Yardımcımız sevgili Sevtap Akdağ arkadaşımızın dün ilk duruşması görüldü. Sevtap yoldaşımızın dosyası gizli tanık beyanları ile oluşturulmuştur. İktidarın yargısı bir kez daha devreye girerek iftiralarla, yalanlarla arkadaşımızın tutukluluğunun devamına karar vermiştir. Bu hukuksuzlukları devam ettirenleri, mahkeme salonlarında katledilen kadınların faillerini serbest bırakma kararlarından çok iyi biliyoruz. ‘İyi hal’ indirimlerini nasıl ve kimlere uyguladığını çok iyi biliyoruz ve tüm bunlara karşı çıkan, bunun mücadelesini yürüten kadınlara yaklaşımınız, Sevtap Akdağ’ın tutukluluğunun devamına yönelik verdiğiniz kararda bir kez daha ortaya çıkmıştır. Bir aya aşkındır HDK’ye yönelik operasyonda hukuksuz bir şekilde tutuklanan Semiha Şahin, Esengül Demir, İlknur Menengiç ile birlikte 30 kişinin cezaevinde tutulması kabul edilemez. Ne HDK kriminalize edilebilir ne de tutuklanan arkadaşlarımız. HDK, kadınların birleşik mücadele ettiği bu toplumun demokratikleşmesinin yegane kurumudur. Arkadaşlarımız derhal serbest bırakılmalıdır" diye belirtti.
KADINLARI TANIMAMIŞLAR
Kadın özgürlük mücadelesine, demokrasi ve eşitlik mücadelesi veren kadınlara yargı sopasını gösterenlerin kadın mücadelesini henüz tanıyamadıklarını söyleyen Halide Türkoğlu, "Kadınları sindirmeye çalışanlar kadınların mücadelesini tanımamıştır. Bizler özgürlük ve eşitlik için çıktığımız bu yolun kolay olmadığını çok iyi biliyoruz. Bin yıllardır süren erkek egemen zihniyetin kodlarıyla yolumuza çıkan engebeleri aşarak, bin bir emek ve bedel ödeyerek bugünlere geldik ve bugün de bu engeller karşısında direniş ve örgütlülüğümüzü büyüterek mücadelemizi yükseltiyoruz. Demokrasi, eşitlik ve özgürlük mücadelemizi bu kararlılıkla yürütüyoruz. Onurlu barış talebimizi bu inançla yürütüyoruz. 27 Şubat’ta Sayın Öcalan’ın Barış ve Demokratik Toplum çağrısı etrafında kenetlenen kadın iradesi bunun göstergesidir" dedi.
Halide Türkoğlu, konuşmasının devamında ise şunları belirtti: "Bu çağrıyı en çok da biz kadınlar sahiplendik ve sahiplenmeye devam edeceğiz. Barış ve demokratik topluma giden yolu kadınlar öncülüğünde öreceğiz. Bu topraklarda savaş siyasetinin acısını ve sonuçlarını en ağır şekilde yaşayan biz kadınlarız. Bir yerde savaş varsa, şiddet varsa o yerde derinleşerek artan kadına yönelik şiddet vardır. Sınırsız emek sömürüsü, derinleşen kadın yoksulluğu vardır. Zorla yerinden edilme, ırkçılığın hedefi olma hali vardır. İşte kadınlar tüm bu savaşın, yoksulluğun, işsizliğin, sömürünün karşısında Barış ve Demokratik Toplum çağrısı etrafında kenetlenerek 8 Mart’ta meydanlara aktık. Cinsiyetçi, milliyetçi, kutuplaştırıcı siyasete karşı ‘Kadın Özgürlük Mücadelesiyle Barışı Örgütlüyoruz’ şiarıyla onurlu barıştaki ısrarımızı en güçlü şekilde haykırdık.
İNŞADA KADIN NEDEN OLMALI?
Kürt sorununda demokratik çözümün sağlanması için partimiz, kadın meclisimiz üzerine düşen sorumluluğu en güçlü şekilde yerine getirmeye devam etmektedir. Bizler DEM Parti Kadın Meclisi olarak bu görev ve sorumlulukla çalışmalarımızı bir adım daha öteye götürdük. Bunun için önceliğimiz bu topraklarda ortak barış dilinin oluşturulmasıdır. Siyasetin kutuplaştırıcı, erkek egemen dilinin karşısında siyasetin asıl özneleri olan kadınların ortak barış dili ve söyleminin en güçlü şekilde hem Meclis’te hem sokakta hem de bulunduğumuz her yerde oluşması için çalışmalarımıza başladık. ‘Kürt sorunun demokratik çözümünün sağlanacağı yer demokratik siyaset alanlarıdır, Meclistir’ diyerek, grubu bulunan siyasi partilerin kadın yapılarıyla bir araya geldik. Yaptığımız her görüşmede amacımızı anlattık. Barışın toplumsallaşması için ayrıştırıcı, kutuplaştırıcı siyasete karşı barışın dilini neden savunmamız gerektiği noktasında karşılıklı görüş alışverişinde bulunduk. Hangi siyasi partiden olursa olsun içerisinde kadınların sesinin, sözünün, iradesinin olmadığı bir çözümün eksik olacağı noktasında fikirlerimizi sunduk. Ziyaret ettiğimiz her siyasi partinin kadın yapıları tarafından büyük bir nezaketle karşılandık ve yine memnuniyetle yanlarından ayrıldık. Görüşmelerde özetle açığa çıkan sonuç; barışın inşasının kadınlar için büyük önemde olduğu, barış inşasında kadın haklarının ve eşitliğinin mücadelesi daha fazla gündem olacağı vurgulandı.Kadınların parlamento zemininde aktif rol alması gerektiği özellikle belirtildi. Kadın dilinde siyaset yürütmenin önemi karşılıklı bir şekilde belirtildi. Ve yine bu görüşmelerin devam etmesinin önemi dile getirildi. Bu görüşmeler elbetteki kadınların eşitlik ve özgürlük mücadelesi açısından büyük bir öneme sahiptir. Bu görüşmeler aynı zamanda farklılıklarımızla bir arada özgür ve eşit yaşayabileceğimize olan inancımızla gerçekleştirilmiştir. Demokratik siyasette kadınların özne olması, demokratik toplumun inşasının da olmazsa olmazıdır.
NEWROZ’DA MİLYONLARIN TALEBİ
Parti ve kadın meclisi olarak, bu sorumlulukla hareket ediyoruz. Ancak 27 Şubat çağrısından sonra herhangi bir adımın olmaması da halkların, kadınların barış umuduna zarar vermektedir. Sayın Öcalan, çağrısıyla hangi koşullarda neler yapabileceğini belirtmiştir. 8 Mart ruhuyla Newroz alanlarına akan kadınların iradesi bu çağrının gereği olarak yapılması gerekenleri haykırmıştır. Sayın Öcalan’ın çalışma koşullarının derhal oluşturulması ve fiziki özgürlüğünün sağlanması milyonların da talebi olmuştur. Bu talebe sessiz kalınmamalı ve derhal bu şartların oluşması için adım atılmalıdır. Halkların, kadınların, gençlerin barış umuduna gölge düşürülmemelidir. Bu ülkede inşa edilecek onurlu barış, başta kadınlar olmak üzere herkesin, her kesimin yararına olacaktır. Bu sürecin tıkanmaması için bu adımların derhal hayata geçirilmesi kadar iktidarın antidemokratik, hukuk dışı, halk iradesine darbe uygulamalarının da son bulması elzemdir.
ESAS OLAN DEMOKRATİK ÇÖZÜM
Bu ülkenin demokratikleşmesini istiyorsak, Kürt sorunun demokratik çözümü esastır. Kürt sorunun demokratik çözümü için de bu ülkenin demokratikleşme sürecine girmesi gerekiyor. Ancak, iktidar halkları dinlemek yerine halka ve halk iradesine saldırmaya devam ediyor. İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Şişli ve Beylikdüzü belediye başkanlarının görevden alınması, Şişli Belediyesine kayyım atanması, belediye başkanlarının tutuklanmasına ve tutuklamalara tepki gösteren kadınların gençlerin hedef alınmasını asla kabul etmiyoruz. Kadınlara gözaltında çıplak arama dayatarak işlenen insanlık suçunun derhal son bulmalı. Halk iradesinin gasp edilmesi karşısında biz kadınlar, dün neredeysek bugün de oradayız. Kayyım rejimini asla kabul etmeyeceğiz. 9 yıl boyunca kayyımla yönetilen belediyelerimizde kadınların haklarına ve kazanımlarına yönelik saldırılar, rüşvet ve yolsuzluklar karşısında dün sessiz kalmadık bugün de kalmayacağız.
CİNSİYETÇİ SALDIRILARA TEPKİ
Antidemokratik uygulamalara karşı iradesine sahip çıkan kadınları hedef alarak işkence eden kişiler hakkında derhal yasal işlem başlatılmalıdır. Bu suçu işleyenler yargı önünde hesap vermelidir. Ama gelin görün ki, iktidar şiddeti devam ettirmek istemektedir. Kask numarası olmayan polislerin şiddeti bunun kanıtıdır. Bunu belgeleyen, halka duyuran gazetecileri tutuklamak bunun kanıtıdır. Hiç kimse bizden bu suçlara karşı sessiz kalmamızı beklemesin. Bizler kayyımcı zihniyetten yana değil halk iradesinden, kadınların ve gençlerin iradesinden, demokrasiden, eşitlikten ve özgürlüklerden yana olmaya mücadelemizi bu anlamda büyütmeye devam edeceğiz. Tüm bu saldırıların karşısında durduğumuz gibi kadınlara yönelik gerçekleştirilen her türlü saldırının karşısında da olacağız. Sevgili Dilek İmamoğlu’na yönelik gerçekleştirilen cinsiyetçi saldırıları lanetliyoruz. Dayanışma duygularımızı kendisine iletiyoruz.
Bir antidemokratik uygulamada bazı sosyal medya platformlarına erişim engeli getirilmesi. Adalet mücadelesi, kadın mücadelesi yürüten kurumların hesaplarına erişim engeli getirilmesinin hiçbir hukuki yanı yoktur. Kadın derneklerinin, kurumlarının, platformlarının sosyal medya hesaplarına erişim engeli getirerek gerçekleri gizleyemezsiniz. Kadın gazetecilerin gözaltına alınması tutuklanması demokrasinin, halkın, kadınların haber alma hakkının engellenmesinden başka bir şey değildir. Bu iktidarın işi kadına yönelik suçları teşhir eden kadın örgütlerinin çalışmalarını, sosyal medya hesaplarını kriminalize ederek, engellemek değildir. Bu iktidarın işi kadına ve çocuğa yönelik işlenen suçların önüne geçmektir. 6284’ü tüm maddeleri ile uygulamaktır.
ŞUBAT AYINDA 16 KADIN KATLEDİLDİ
Bakın bu iktidarın utanç tablosudur. Bu ülkede sadece Şubat ayında erkekler tarafından 16 kadın katledilirken, 21 kadının şüpheli ölümü nasıl gizlenebilir. Cansever Sucu, Sultan Uçakan,Siyaset Alpgün, Nesibe Elgün, Fikriye Turgut, Sabriye Türköz son 1 haftada katledildiler. Elbette bu sadece basına yansıyanlar, ne yazık ki kadın kırımı bu ülkenin gerçeğidir. Toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin derinleşerek arttığı bu ülkenin gerçeğidir. Bakın 8 Mart günü İstanbul’da bir öğretmen öğrencilere toplumsal cinsiyet eşitliği dersi verdiği için süresiz açığa alınıyor. Eğitim emekçisi sevgili Cansu Karyemez’in bu sebeple açığa alınması toplumsal cinsiyet eşitsizliğinde ısrarın göstergesidir. Bu karar hukuksuzdur, Cansu öğretmen derhal görevine iade edilmelidir. Cansu öğretmeni görevden alma hadsizliğini gösteren kamu görevlileride acilen toplumsal cinsiyet eğitimine tabi tutulmalıdır. 11 yıldır devam eden ve bugün Şırnak’ta görülen istismar davasını takip ettik. Kadınlara, çocuklara yönelik suç işleyen çete mensuplarının korunmasına izin vermeyeceğiz. 6284’ün etkin uygulanması için, hayatlarımız ve kazanımlarımız için mücadele edeceğiz. Bizler bugünümüzü geleceğimizi hiçbir erkek egemen zihniyetin insafına bırakmadık, bırakmayacağız.
ÇAĞRI ETRAFINDA KENETLENECEĞİZ
Konuşmamı bitirmeden önce son bir noktaya değinmek istiyorum. Suriye’de yaşanan gelişmeleri hepimiz yakından takip ediyoruz. Bir yandan Rojava’ya yönelik gerçekleştirilen saldırılar, diğer yandan Alevi kadınlara yönelik gerçekleştirilen saldırılar var. Bu insanlık suçlarına karşı asla sessiz kalmayacağımızı belirtmek istiyorum. Bu saldırıların derhal son bulması gerektiğini özellikle vurguluyoruz. Rojava’ya yönelik gerçekleştirilen her saldırı halkların bir arada özgür ve eşit yaşamına yapılmaktadır. Suriyeli kadınlarla, Rojavalı kadınlarla, Alevi kadınlarla dayanışmayı büyütmekten asla vazgeçmeyeceğiz. Bu vesileyle Rojava’da gerçekleştirilen Kürt Kadın Konferansını selamlıyor, başarılar diliyoruz. Kadınların bileşik mücadelesini büyüterek, barış ve demokratik toplum çağrısı etrafında kenetlenerek onurlu barışı kadınlar öncülüğünde inşa edeceğimize olan inancımla tüm kadınları selamlıyorum. Bayramınızı şimdiden en içten dileklerimle kutluyorum.”