Prof. Dr. Çoban: Yıkımın durması için sömürü düzeni sonlanmalı

img

İZMİR - Ekolojik yıkımın emek sömürüsünün genişletilmesiyle yaşandığını belirten Prof. Dr. Aykut Çoban, “İklim değişikliği, kimyasal kirliliği, biyoçeşitlilik, azot ve fosfor döngüleri, tatlısu döngüsü, arazi değişikliği konularında gezegensel sınırlar aşılmış durumda. Sınırların aşılıyor olması, biyolojik çeşitlilik ve canlı yaşamı için tehlikelidir” dedi. 

Küresel iklim krizi kendisini aşırı sıcak, soğuk, sağanak yağış ve benzeri hava olaylarıyla gösteriyor. Atmosferin ısınması, buzulların erimesi, seller, kasırgalar ve kuraklık gibi etkenler ise canlı yaşamını olumsuz etkiliyor. Tüm bunlara ise ormansızlaşma, fosil yakıt kullanımı, maden ve enerji şirketlerinin doğayı uğrattığı eko-kırım neden olurken, bunlara dair yatırımlar ve talan durmadan devam ediyor. Amazon ormanlarından Balkanlar'a kadar ormanlar, maden ya da yeni yerleşim yerleri açmak için kesilirken, sular yine enerji ve maden şirketlerinin hizmetine veriliyor. 
 
Canlı yaşamı tehlikeye girerken, dünya ise bir yok oluşa gidiyor. Fakat Türkiye'de bir çok kentin yüz ölçümünün yüzde 80'inden fazlası maden sahası ilan edilirken, her dereye baraj, Hidroelektrik Santral (HES), her tepeye Rüzgar Enerjisi Santrali (RES), her tarım arazisine Jeotermal Enerji Santrali (JES) kurulmaya devam ediyor. 
 
 
Prof. Dr. Aykut Çoban ile iklim krizini, etkilerini ve durdurulması için yapılması gerekenleri konuştuk. 
 
İklim krizinin etkileri arasında mevsimsel değişiklikler daha çok ön planda. Fakat gezegensel başka sınırlar da var, öncelikle bu sınırlar nelerdir? -Örneğin okyanusların asitlenmesi neden sıcak hava dalgaları kadar önemlidir?
 
 
 İklim değişikliği, kimyasal kirliliği, biyoçeşitlilik, azot ve fosfor döngüleri, tatlısu döngüsü, arazi değişikliği konularında gezegensel sınırlar aşılmış durumda.
 
Aşırı sıcak ya da soğuk, kuraklık ya da sel gibi aşırı hava olayları emekçilerin gündelik yaşamında doğrudan deneyimlediği olaylar olduğu için daha kolay hissediliyor. Bir de sermaye medyası ve iktidar odakları, şirketlerin iktisadi etkinliklerinin yarattığı ekolojik yıkımı belgelemek yerine, “havadan sudan” konuşmayı öne çıkararak iklim sorununu hafiflettiklerini varsayıyor olabilir. Gezegensel sınırlar, 2009 yılında yayımlanan bir çalışmada gösterildi. Bu sınırlar, gezegende insan yaşamının güvenli olarak sürmesi için sayısal olarak saptanmış eşik değerlerdir. Dokuz gezegensel sınırdan altısının aşıldığına ilişkin bir araştırma, 2023 yılında Science dergisinde yayımlandı. O çalışmaya göre, iklim değişikliği, kimyasal kirliliği, biyoçeşitlilik, azot ve fosfor döngüleri, tatlısu döngüsü, arazi değişikliği konularında gezegensel sınırlar aşılmış durumda. Ozon tabakasının incelmesi ve atmosferdeki tanecik yükü şimdilik ve görece güvenli görünürken, okyanus asitlenmesi sınır değeri aşmaya yakın bulundu. Bu sınırlar birbiriyle yakından etkileşim içindeler. Örneğin, iklim değişikliği ve aşırı tüketimle bozulan tatlısu döngüsü, bu ikisindeki sorunu daha da derinleştiren orman, mera, sulak alanların azalması olarak arazi değişikliğiyle yakından ilgili. Yine havada uçuşan taneciklerin artması ise bulutlaşmayı, su döngüsünü, güneşten gelen ışınların yeryüzüne hapsolmasını etkileyerek iklim değişikliğini şiddetlendirir. Azot ve fosfor miktarındaki artışlar, su varlıklarını kirletir. Okyanuslar atmosferdeki karbondioksiti emer. Atmosferdeki karbondioksit yoğunluğunun artması, bir yandan iklim değişikliğine yol açarken bir yandan da onu emen okyanusların asit düzeyinin artmasıyla sonuçlanır. Okyanus asitlenmesi arttıkça sudaki ekosistemler ve biyoçeşitlilik zarar görürken bir yandan da okyanusun karbondioksit emme işlevi zayıflayarak iklim değişikliği hızlanır. Tüm bu sınırların aşılıyor olması, biyolojik çeşitlilik ve canlı yaşamı için tehlikelidir.  
 
Bu "Gezegensel sınırların" aşılmasında kapitalist ekonomik sistem ne gibi bir işlev görüyor?  
 
Gezegensel sınırların aşılmasının temel nedeni, kapitalist düzendir. Sermaye sınıflarının kâr, rant, faiz, servet elde etme arayışını karşılamak üzere emek sömürüsü ve doğa talanına dayalı kapitalist üretim ve bireysel tüketim, biteviye ve katlayarak artırılır. Bu ise her bir gezegensel sınırın aşılmasına neden olur. Örneğin: Kapitalist üretim ve tüketim düzeyini sürekli genişletmek için gerekli enerjinin sağlanması, ayrıca otomobille bireyselleştirilmiş ulaşım, dünya pazarlarını bütünleştiren kara, hava, deniz taşımacılığı, atmosferdeki karbondioksit yoğunluğunu artırır, küresel ısınmayı tetikler, okyanus asitlenmesine kaynaklık eder; petrol, metal, materyal, mineral, nadir toprak elementleri madenciliği de kimyasal kirliliği, atmosferdeki tanecik yükünü, arazi kullanımının değişmesini, tatlısu kaynaklarının kullanımını artırır; kapitalist endüstriyel hayvancılık ve tarım, arazi kullanımını değiştirmekten, su kaynaklarını tüketmeye ve azot kirliliğine kadar gezegensel eşiklerin çoğunu olumsuz etkiler. Tüm bu kapitalist etkinlikler birlikte iklim değişikliğini sonuçlandırır.  Bu çerçeveden bakınca, sınırların kapitalizmle olan ilişkisine dair sorduğunuz soru siyasal olarak gerçekten önemli. Gezegensel eşikler, ekolojik istiap hadlerinin sayısal hesaplamasına olanak sağlıyor, “sınıra şu kadar kaldı” ya da “sınırı çoktan geçmişiz” demek mümkün oluyor. Gelgelelim, yalnızca gezegensel sınırlardaki sayısal değişime odaklanılırsa, halkta bir ekolojik kıyamet korkusu ve mucizeler yaratan bir kurtarıcı Mesih beklentisi yaratma fırsatı belirir. Açıktır ki, kıyamet ve kurtarıcı gizemi yaymanın, iklim sorununa çözüm bulmaya bir katkısı yok. Bunun yanında, yalnızca gezegensel sınır değerine odaklanma o sayısal eşiğin aşılmasının nedeni olarak sorumlu aktörlerin, sınıf ilişkilerinin, kapitalist iktisadi-siyasal yapıların, kısacası toplumsal düzenin gözlerden saklanmasına yol açar. Bir de tabi aşılan sınırların, iktisadi, toplumsal, ekolojik, sağlık vb. etkilerinin sermaye ve işçi sınıfları, gelişmiş ve azgelişmiş ülke halkları bakımından farklılaşması gerçeğinin gölgede bırakılması olgusu var. Bu saklama ve gölgeleme, yalnızca görmeyi engelleyen bir perde değil, aynı zamanda gezegensel sınırların bugünden itibaren değişiminin, ilerlemesinin, durdurulmasının ve geriletilmesinin doğrudan bağlı olduğu iktisadi, siyasal, ideolojik, sınıfsal müdahalelerin, mücadelelerin, isyanların ve devrimlerin de göz ardı edilmesidir. Gezegenin ve insanlığın geleceği, gezegenin kendiliğinden oluşan matematiksel bir sınır değeri olarak belirmez, toplumsal mücadelelerle aktif olarak biçimlendirilir. Bu nedenlerle gezegensel sınırları, yalnızca sayısal toplu verilere ve grafiklere indirgemek yerine sınıfsal-siyasal bir bağlama oturtmamız gerekir.   
 
 Mevcut sistemin böyle devam etmesi halinde dünyayı, canlı yaşamını neler bekliyor?
 
Yeryüzünü nelerin beklediğini hesaplayan çeşitli bilimsel senaryolar var. Örneğin, İklim Değişikliği Konusunda Hükümetlerarası Panel (IPCC), 2100 yılına varıldığında 19. Yüzyıl sonuna kıyasla küresel ortalama sıcaklığın 2 dereceden 6 dereceye kadar arttığı farklı senaryolarda nelerin olabileceğini tuğla büyüklüğündeki kitaplarda anlatır. Hali hazırda 1,5 dereceyi bulan bir küresel ısınmanın yarattığı sorunlarla yüzleşmiş durumdayız. Bu senaryolarda,  her bir derecelik ilave artış; buzulların erimesi, deniz seviyesinin yükselmesi, ada devletlerin ve kıyı yerleşimlerin sular altında kalması, aşırı hava olayları, biyolojik çeşitlilik kaybı (türlerin yok olması), ekosistemlerdeki değişiklikler, sanayi-tarım-hayvancılıkta üretim kayıpları, emekçilerin-köylülerin-ezilen kesimlerin ölümleri, iklim göçleri, hastalıklar gibi pek çok sorunun şiddetinin, sıklığının, boyutlarının, kapsamının olağanüstü artması demek. Altı derecelik artış ise bir felaket senaryosu. Ayrıca bazı görüşler, iklim değişikliğinin ulaştığı bir düzeyde, kartopu etkisi gibi, iklimle ilgili çeşitli süreçlerinin birbiriyle karşılıklı olumsuz etkileşimiyle toptan bir yıkımın hızlıca olabileceğini savunur. Buna göre, dört, beş derecelik artışlara çıkmadan da çöküş olabilir. 
 
Küresel eşitsizlik düzleminde güneyli ve yerel halkların eko-kırıma karşı bir isyanı bulunuyor. Bu isyanı işçi sınıfının çıkarları ile birleştirmek gerekli mi? Gerekliyse mümkün mü?  
 
 
 Güney ülkelerindeki işçiler, köylüler ve halklar, “yerli kapitalistler”in yanı sıra emperyalist Kuzey devletlerinin ve sermaye tekellerinin iktisadi, siyasal ve ekolojik hegemonyası altında eziliyorlar, daha kararlı ve cüretkâr bir mücadele içindeler.
 
Güney ülkelerinde olduğu gibi Kuzey ülkelerinde de ekoloji, iklim, hayvan hakları, yerel topluluk, yerli halklar, kadın, LGBTQ, insan hakları ve emek mücadeleleri, sömürgecilik, kapitalizm, emperyalizm karşıtı, sosyalist, enternasyonalist mücadeleler söz konusu. Bunların her biri, emperyalist-kapitalist sömürüye, tahakküme, eşitsizliğe, adaletsizliğe, doğanın yağmalanmasına ve ekolojik yıkıma başkaldırı içeriyor. Kuşkusuz Güney ülkelerindeki işçiler, köylüler ve halklar, “yerli kapitalistler”in yanı sıra emperyalist Kuzey devletlerinin ve sermaye tekellerinin iktisadi, siyasal ve ekolojik hegemonyası altında eziliyorlar, daha kararlı ve cüretkâr bir mücadele içindeler. Tüm bu mücadelelerin varlığı ve gelişme kapasitesi, emekçiler ve ezilenler olarak kendi geleceğimizi belirlemek için güçlü birer kanıt. Andığım mücadeleler, genellikle kendi mecralarında sürüyor. Bu mücadelelerin zaman zaman, birlikte güçlü eylemler, ortaklaşa geniş konferanslar ve ortak imzalı bildirilerle güç birliği, işbirliği, enternasyonalist dayanışma ve birleşik mücadele platformları, koalisyonları ve birlikleri örgütledikleri çeşitli örnekler var. Bu örnekleri çoğaltmak ve kalıcı kılmak, acil bir görev olarak önümüzde duruyor. 
 
İşçi sınıfının rolü ise önemli. İşçilerin ekoloji, iklim mücadelelerinde en önde saf tutmasında elbette sınıfsal çıkarları var. Köylüler yaşam ve geçim alanlarının yakınındaki madenlere, termik ve rüzgar santrallerine, taş ocaklarına sağlıkları, geçim araçları olarak ormanlar, zeytinlikler, tarım arazileri, hayvanları zarar göreceği için karşı çıkıyorlar. İşçiler o madenlerin, enerji santrallerinin, taş ocaklarının içerisinde günlük yaşamlarının en az üçte birini geçirerek, doğrudan karbondioksite, kimyasal zehirlere, havada uçuşan taneciklere maruz bırakılarak, her gün bedensel ve zihinsel olarak zarar görürler. Ardından günün geri kalan zamanında da iklim değişikliği, kimyasal kirlilik, biyoçeşitlilik, tatlısu döngüsü bakımından aşılan gezegensel sınırlara bağlı etkilere maruz bırakılırlar. Sermaye çıkarı için arazi kullanımındaki değişiklik nedeniyle de işçiler, içinde dolaşacak orman, altında soluklanacak ağaç gölgesi, yüzecek kıyı, çocukları ve yoldaşlarıyla zaman geçireceği yayla bulamaz hale gelir. Ekolojik yıkım, sermaye sahipleri kâr elde etsin diye emek sömürüsünün genişletilmesi nedeniyle oluşur. Sermaye, doğayı yıkıma uğratmak için doğayı yağmalamaz, emek sömürüsünü genişletmek için doğayı yağmalar. İşçi sınıfı ve diğer toplumsal mücadeleler sermayeyle ve devletle mücadele ede ede, metalaştırma, özelleştirme ve ticarileştirme yerine, gereksinimlerin ve hizmetlerin karşılanmasında toplumsallaştırmayı, kamulaştırmayı ve ortaklaştırmayı yaygınlaştırarak emek sömürüsünü gerilettiği ölçüde ve sonunda sömürüyü ortadan kaldırdığında, emeğiyle geçinenler hem kendi bedensel ve zihinsel sağlığının ekolojik koşullarını, hem de doğanın yağmalanmasını ve iklim krizini toplumsal denetimi altına almış olur.    
 
 Yani, kapitalist üretim ilişkilerinin değişmesi eko-kırımı durduracak bir adım mı olacak?
 
Kapitalist ilişkilerin ortadan kaldırıldığı durumda, eko-kırımın derinleşmesinin durması beklenir. Ne var ki, ekolojik yıkımın, bir başka ifadeyle iklim krizinin ya da aşılan gezegensel sınırların bu evresi, diyelim iki yüzyıl öncesinden çok farklı. Doğaya aşırı yüklenecek koşullar yitirildi. Her şey bir yana yalnızca bu farklılık bile, iki yüzyıl öncesinden bu yana kapitalist toplumun doğayla kurduğu ilişkiden farklı bir sosyo-ekolojik ilişkinin kurulmasını zorunlu kılar. Daha açık anlatımla, günümüz koşullarında sosyalist bir toplumun kendi sosyo-ekolojik sınırlarını çizmemesi, sosyalizme ve insanlığa ihanet etmek olur.    
 
MA / Tolga Güney
 

Diğer başlıklar

12:49 Ağustos ayında 37 üründen 30'u zamlandı
12:17 Kolombiya İsrail'e kömür ihracatını tamamen yasakladı
12:15 ABD’li sosyolog Calhoun’dan sürece destek mesajı
11:07 Suriye’de ‘Öcalan ile görüşmek ‘ için 10 günde bine yakın imza
10:50 Mazlum Abdi: Suriye artık 2011 öncesinin Suriye’si olmayacak
10:28 Agirî'de "Barış Yürüyüşü'ne çağrı
09:56 X’te #RojinİçinYargıYolunuAçın hashtagi açıldı
09:46 Hamas Sinwar’ın ölümünü teyit etti, Ubeyde için iddialar var
09:34 Jin dergi yeni sayısında 'kadınların barış arayışı'na odaklandı
09:16 Akademisyen Berwarî: Irak ittifaklar çerçevesinde bölüşülüyor
09:02 33 yıl sonra tahliye olan Güzel: Komisyon üzerine düşeni yapmalı
09:02 Vicdani retçilerden komisyonda dinlenmek için başvuru
09:01 Komisyon üyesi Bilici: Bir süreç işletiyorsanız muhatabıyla da görüşmeniz gerekir
09:01 ANKA-DER’de kayıtlar başladı
09:00 Kürt Araştırmaları Derneği'nin talebi: Kürtçeye statü, Kürtçe eğitim
09:00 31 AĞUSTOS 2025 GÜNDEMİ
30/08/2025
23:04 2 Eylül Kuruluş Festivali: Beritanlaşarak, İbrahimleşerek mücadeleyi büyütüyoruz
21:56 DEM Parti: Yarın Riha'da buluşalım
21:17 Sebahat Tuncel: Öcalan Meclis'te siyaset yapabilmeli
20:53 Hesekê’deki DAİŞ operasyonun sonuçları açıklandı
19:34 Gençlerden 1 Eylül mitingine davet
19:28 Husiler, Ahmed er-Rehavi’nin öldürüldüğünü doğruladı
19:25 Tarihçi Aydın: Kürt hareketinin aldığı riski savunmak gerekir
19:16 Serinlemek için girdiği sulama kanalında boğuldu
19:05 Yatalakken tutuklanmıştı: 1 yıl sonra tahliye edildi
18:46 Kerboran'daki yangın söndürüldü
18:30 Kürt işçilere saldırıya tepki: Münferit değil
18:16 Karatepe memleketi Bismil’de toprağa verildi
17:57 Sedat Arslan için taziye kuruldu
17:46 Amed’de kaza: 1 ölü, 16 yaralı
17:00 Hevsel'deki yangın kontrol altına alındı
16:58 Wan'da 'barış' paneli: Öcalan'ın özgürlüğü noktasında adım atılmalı
16:42 Qamişlo'da 'Adem-i Merkeziyetçi Bir Suriye’ye Doğru' paneli
16:24 Demokratik Birlik İnisiyatifi’nden Çewlîg’te buluşma
16:07 Amed Kent Konseyi Dil Meclisi yönetimini belirledi
16:01 Agirî ve Ankara'da 1 Eylül yürüyüşüne çağrı
15:44 TUAY-DER Êlih Temsilciliği yeni yönetimini belirledi
15:37 Wan Gölü’nde ölü bulunan kadının kimliği belli oldu
15:34 Wan-Colemêrg yolunda kaza: 4 ölü
15:17 İdama mahkum edilen 3 kadına İtalya’dan fahri vatandaşlık
15:15 Westan’da orman yangını
15:14 Arap Dünyası Sosyal Demokratlar İttifakı Başkanı Bafil Talabani oldu
15:08 Hasta tutsaklar Tenzile Acar ve Emin Aladağ için tahliye talebi
14:46 30 yıl tutsaklığın ardından Amed’de karşılandı
14:43 Zorla Kaybedilenler Günü: İHD'den 10 talep
13:46 Kayıp yakınlarının adalet talebi büyüyor
13:45 Kerboran'da orman yangını
13:26 Kürt yazarlar buluşmasında 'birlik' mesajı
13:20 AKP’li başkanlardan partilerine ‘üvey evlat’ tepkisi
13:00 Tutsaklara cezaevi koridorları temizlettiriliyor
12:53 Cumartesi Anneleri: Barış geçmişin adil aydınlatılmasıyla mümkün olur
12:51 İstanbul'un 1 Eylül programı belli oldu
12:20 DAİŞ'e karşı operasyonda 39 kişi yakalandı
12:19 Tahliye edildikten 7 ay sonra hayatını kaybetti
12:10 Amed’de 1 Eylül yürüyüşüne çağrı
11:43 Amed’te tiyatro sahnesi Jîn oyunuyla 'perde' diyecek
11:41 Deprem konteynerinde yangın: 3 yaşındaki çocuk öldü
11:20 Riha’da şüpheli kadın ölümü
11:04 Barış Kürsüsü'ne katılan kadınlar: Sürece büyük katkı sunacağız
09:55 1 Eylül çağrısı: Newroz ruhuyla karşılayalım
09:53 Çelebi: Çözümün muhatabı işçi sınıfı ve emekçilerdir
09:44 Erdîş’te halkın önerileriyle hizmet üretiliyor
09:40 KESK Eş Genel Başkanı Ayfer Koçak'tan TİS tepkisi: Süreç heba edildi
09:14 ‘Hasta tutsakların özgürlüğü barışın en somut adımıdır’
09:13 Komisyon üyesi Ekmen: Herkes için demokrasi ve adalet sürece güveni arttırır
09:06 Engelli çocuğa tecavüz: Karın ağrısıyla götürüldüğü hastanede doğum yaptı
09:06 Karadeniz’de köy köy süreç buluşması: Endişe ve öneriler Öcalan'a iletildi
09:05 Tarihi kale halka kapalı
09:04 Belediyeden kentsel dönüşüm gaspı: Halk 'adil sözleşme' istiyor
09:03 ÖHD'li Akın: Tecrit sürüyor, halkın beklentisi somut adım
09:02 Öcalan bir ütopyayı gerçekleştiriyor
09:00 30 AĞUSTOS 2025 GÜNDEMİ
08:36 Hesekê’de DAİŞ'e karşı operasyon
07:40 Riha'da ilçe ilçe 1 Eylül çalışması
29/08/2025
23:33 Hunergeha Welat'tan yeni klip: Kerwan
23:06 Nanaxaanım Babazade için serbest bırakılma çağrısı
22:19 Alevilerden barış için ‘aktif rol alacağız’ mesajı
21:29 Cizîr Belediyesi kadın buluşmalarını sürdürüyor
21:03 Wan Gölü'nde bir kadın cenazesi bulundu
21:00 ICRC: Dünyada 300 bine yakın kayıp kişi var
20:56 Süveyda'da rehineler karşılıklı olarak serbest bırakıldı
20:44 Licê’de yangın bölgesinde yurttaşlar nöbette
20:37 Kürt işçilere saldıran Cemal Özer tutuklandı
20:32 Kocaeli’nde kadına yönelik şiddet
20:31 ÖHD’den Diyanet’e Kürtçe hizmet verilmesi talepli başvuru
20:00 Gazze'de hayatını kaybedenlerin sayısı 63 bini aştı
19:53 Bursa’da maki yangını
19:50 223 işçi direnişte: Hakkımızı alacağız
19:41 Ankara'da ateşli piknik yasağı uzatıdı
19:39 Mêrdîn’de uyuşturucuya karşı yürüyüş
19:37 Trump yönetimi, Filistinli yetkililerin vizelerini iptal etti
19:30 Erdoğan, Çin'e gidecek
19:18 1 Eylül eylemleri: Sürecin yasal zemini oluşturulsun
19:09 Meclis'te Gazze tezkeresi kabul edildi
18:19 Şirnex’te öğrencilere ajanlık dayatması protesto edildi
18:07 DEM Parti’den Filistin için 11 öneri
17:39 Licê’dek yangın büyüyerek devam ediyor
16:34 Dêrazor Askeri Meclisi: 2 DAIŞ’li yakalandı
16:23 Askerlerin yaktığı esrar yangına neden oldu
16:01 Silêmanî’de bir helikopter düştü
16:00 İsrail’in saldırıları sürüyor: 47 kişi katledildi
15:41 Berat Nazlıcan’ın taziyesine kitlesel ziyaret
15:19 Kadınlardan Diyanet hakkında suç duyurusu: Haklarımızdan vazgeçmiyoruz
14:54 DBP ve DEM Parti’den Celal Talabani’nin mezarına ziyaret
14:32 30 yılın ardından tahliye oldu: Öcalan'ın çağrısına cevap olacağız
14:04 Moritanya’da tekne battı: 49 ölü, 100’ü aşkın kayıp
13:55 BM: İran’da 8 ayda 841 kişi idam edildi
13:51 CHP İstanbul seçimi iddianamesi hazırlandı
13:44 SOHR: Süveyda’da ölü sayısı 2 bini aştı
13:30 BM Genel Sekreteri'nden İsrail'e Gazze uyarısı
13:23 DEM Parti komisyon üyeleri: Önerileri kıymetli buluyoruz
12:52 İsrail ‘ateşkes’ kararını sonlandırdı
12:51 Dumlu Cezaevi'nde tutsaklara saldırı
12:12 DBP’den Niğde'deki saldırıya dair açıklama
12:12 İran-İsrail savaşına dair paylaşıma 2 yıl ceza
12:11 TÜİK'e göre Temmuz'da işsizlik azaldı
12:10 ‘Sosyal Demokratik İttifak Konferansı’ üçüncü gününde
11:34 Kent kent 1 Eylül programı
11:32 Kürt işçiye saldırıda MHP’li başkandan ‘kuru sıkı’ baskısı
09:51 Öcalan: Demokratik toplum, barış ve entegrasyon bu sürecin üç kilit kavramıdır
09:13 ÖHD Eş Genel Başkanı: Komisyon Abdullah Öcalan’ı dinlemeli
09:12 Artık pazar bile pahalı
09:11 1 Eylül çağrısı: Demokrasi talebi için Kadıköy'e
09:10 Êlih’te 1 Eylül programı belli oldu
09:09 Nanaxanim Babazade'nin avukatı: Nana'nın sesini duyuralım
09:06 Basa’da yeni sondaj kuyusu açılıyor: Doğa tahribatı derinleştirilecek
09:05 Komisyonun Kürtçe engeline tepki: Dil kabul edilmezse barış olmaz
09:04 PSAKD Genel Başkanı: Gerçek bir barış konuşulacaksa Öcalan serbest bırakılmalı
09:02 Komisyona ilettiler: Abdullah Öcalan'la görüşülmeli
09:01 Sur'un hafızasına odaklanan belgesel: Bîra Sûrê
09:00 29 AĞUSTOS 2025 GÜNDEMİ
00:12 Niğde'de Kürt işçilere ırkçı saldırı
28/08/2025
23:36 DEM Parti ve DBP heyeti Silêmanî'de
23:02 İsrail İHA’sı Nakura’da düştü: 2 ölü
22:56 Cizîr'de kadın buluşması
22:52 Meletî’de günlük trafik kazası bilançosu: 7 kaza, 22 yaralı
22:32 Cinsel saldırı suçlusu öğretmene 159 yıl ceza
21:53 Meletî'de 3.8 büyüklüğünde deprem
21:18 Riha’da miting çalışmaları sürüyor
20:20 Êzidî Kadınların Rönesansı Konferansı sonuç bildirgesi
20:15 İran’da kadın tutsaklara yeni dava
20:05 İzmir Barışa İhtiyacım Var Kadın İnisiyatifi kuruluşunu ilan etti
19:33 Fed üyesi Lisa Cook, Trump'a dava açtı
19:25 223 işçi işlerine geri dönmek için direnişte
19:18 Basa’da yüzyıllık Zêw geleneği sürdürülüyor
19:15 DEM Parti'den İstanbul'daki mitinge katılım çağrısı
18:40 Özgül Saki, Nanaxaanım Babazade'yi GGM’de ziyaret etti
17:45 Dipsizgöl Köyü’nde maden protestosu
17:27 Komisyon akademisyenleri, iş insanlarını ve sendikaları dinleyecek
17:25 Bursa’da orman yangını