İZMİR - Eğitim Bakanı Yusuf Tekin'in imzasıyla okullara gönderilen "Ramazan ayı etkinlikleri" yazısının toplumu ayrıştırmaya yönelik bir hamle olduğunu ifade eden Eğitim Sen İzmir 1 No'lu Şube Başkanı Hamdi Çalık, "Bu anayasal suçtur. Ama Milli Eğitim Bakanlığı bunu bile bile bu suçu işliyor" dedi.
Türkiye'de eğitimde uygulanan dinci politikalar, tarikat ve cemaatlerle yapılan anlaşmalarla her geçen gün daha görünür oluyor. Çevreme Duyarlıyım Değerlerime Sahip Çıkıyorum (ÇEDES) projesi, okullara imam atamalarının yapılması veya okullarda mescitlerin yapılması bu örneklerden bazıları. Son olarak da geçtiğimiz hafta Eğitim Bakanı Yusuf Tekin'in imzasıyla 81 ildeki okullara "Ramazan ayı etkinlikleri" yazısı gönderdi. Söz konusu yazıyla Ramazan Ayı'nda okullarda yapılacak etkinliklere dair program başlatıldı. Okullara gönderilen yazıya göre ortaokul ve liselerde “İftarda Konuşalım” başlıklı söyleşiler yapılacakken, 4–6 yaş grubu çocuklar ise öğretmenleri eşliğinde camiye götürülecek. Yine gönderilen yazıya göre okul öncesi öğrencilerden aileleriyle "Ramazan hazırlığı yaparken ya da dua ederken" fotoğraf çektirmeleri ve okula getirmeleri isteniyorken, fotoğraf getiremeyen çocuklar sınıfta resim çizecek. Program kapsamında iftar sofrasının nasıl kurulacağı öğrencilere öğretilecekken, "Ramazan topu", "sahur", "iftar" kavramları ise bilmece yoluyla sorulacak.
Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen) İzmir 1 No'lu Şube Başkanı Hamdi Çalık bakanlığın okullara gönderdiği yazıya dair konuştu.
Söz konusu yazının "dini hassasiyet" olmadığını ifade eden Çalık, "Bu yazı bugüne kadar Türkiye toplumunun inançlarıyla ilgili ihtiyaçları gidermeyle ilgili bir hamle değil. Bu ihtiyaçlar konusunda 'bir eksiklik varmış da bakanlık bu eksikliği kapatacakmış' gibi değerlendirme değil. Bu dinin istismar edilmesidir. Dini istismar etmek için de okul öncesi çocuklar da dahil olmak üzere diğer öğrencileri kullanıyorlar. Bu girişim pek çok açıdan sorunlu bir girişimdir. Peki, amaç ne? Amaç, toplumun dini duygularını kullanarak kaybettikleri meşrutiyeti geri kazanmak. Yokluk ve yoksulluk düzeni ve gençlerin geleceğe umutsuz bakmaları nedeniyle bugünkü iktidar meşrutiyetini kaybetmiş. Milli Eğitim Bakanlığı, dini istismar ederek 'bu meşrutiyeti geri sağlayabilir miyizin' derdine düşmüş" dedi.
'BAKANLIK BİLE BİLE SUÇ İŞLİYOR'
Bakanlığın gönderdiği yazıyı "zorlama" olarak değerlendiren Çalık, Türkiye gibi çok kimlikli ve kültürlü bir yerde bir inanç gurubunun ritüellerini diğerlerine dayatmanın toplumu ayrıştıracağına dikkati çekti. Böylece 4 yaşındaki çocuğu, arkadaşından ayrı tutulacağını kaydeden Çalık, "Bu çocuklardan bazılarının aileleri oruç tutuyor bazılarının ailesi de inançları gereği oruç tutmuyor. Bu çocukları 'seni camiye götürüyorum ya da seni Ramazan Ayı'nın ritüellerini yerine getirmede görevlendiriyorum' dediğini anda diğer çocuğu arkadaşından ayırıyorsunuz. Bu anayasal suçtur. Ama Milli Eğitim Bakanlığı bunu bile bile bu suçu işliyor. Bu uygulamanın gelecekte de Türkiye toplumuna bir yararı yoktur. Bu proje Türkiye toplumunu çatıştıran bir proje. Farklı inançlardan gelen insanlara bir inanç grubunun ritüellerini dayattığınız zaman bir tahakküm oluşuyor" ifadelerine yer verdi.
GİDİŞATI KAMUFLE EDEN 'HAMLE'
Öğretmenlerden bu konu hakkında izleme ve değerlendirme raporunun tutulmasının istendiğini aktaran Çalık, bunun da bir zorlama olduğunu aktardı. Çocukların "Ben bunu yapmadım diye eksik kaldım" baskısı yaşayacağını sözlerine ekleyen Çalık, "Bunu yapmaya kimsenin hakkı yok. Bu uygulama kanuni, insani ve vicdani olmadığı gibi pedagojik de değil. Şimdi bizim yönümüz buna doğru mu olmalı yoksa farklı inançlardan ve kültürlerden insanların çocuklarının barış içerisine bir arada yaşayabilecekleri, ortak bir yurt içerisinde geleceği inşa edecek bir hedefimiz mi olmalı? Milli Eğitim Bakanlığı'nın yaptığı uygulama bu ikincisine dair değildir. Halkı yoksullaştırmışlar, geçimi sağlayamayacak duruma getirmişler ve bütün bu gidişatı kamufle etmek için bir hamle yapıyorlar. Neymiş, çocuklar iftar sofrasında nelerin bulunması gerektiğini resimle çizecekmiş. Zaten ancak resimle çizebilirler. Hurmanın kilosu bin TL olmuş. Ailelerin o hurmayı bugün tabağa koymalarının şansı yok. Ancak resmini koyarlar. Ama biz Eğitim Sen olarak tepkimizi gösteriyoruz. Bu tepkilerimizi asla ve asla 'halkın dini duygularına karşı ayağa kalktılar' şeklinde provoke etmeye kalkmasınlar. Bizim halkın ne inancıyla ne de kültürü ile derdimiz var" şeklinde konuştu.
MA / Uğurcan Boztaş