'Tutsağın hastaneye götürülüşü bile işkenceye dönüşüyor'
İZMİR - Cezaevlerindeki hak ihlallerinin ciddi ve kritik boyutlara geldiğini belirten İHD İzmir Eşbaşkanı Zilan Gümüş, özellikle hasta tutsakların durumunun ciddi boyutlarda olduğunu vurguladı.
İnsan Hakları Derneği (İHD), Nisan 2025 verilerine göre, Türkiye cezaevlerinde 335'i ağır olmak üzere en az bin 412 hasta tutsak bulunuyor. Bu bin 412 hasta tutsağın 161'i kadın, bin 251'i erkek tutsaklardan oluşuyor. Ağır hasta tutsaklardan 230'unun tek başına yaşamını sürdüremediği, 105'inin desteğe ihtiyaç duyduğu ve 188'inin sürekli kontrol altında tutulması gerekiyor. Hasta tutsakların sağlık durumları ve tedaviye erişimlerindeki sorunlar ciddi bir insani sorun olarak öne çıkıyor.
Hasta tutsakların durumu ile tahliyelerin önünde engel olarak duran İdare ve Gözlem Kurulları'nı değerlendiren İHD İzmir Şubesi Eşbaşkanı Zilan Gümüş, hasta tutsaklar konusunun kritik ve ciddi bir konu olduğunu, hasta tutsakların ciddi hak ihlalleriyle karşı karşıya olduğunu söyledi. Bunların başında sağlığa erişimin geldiğini kaydeden Zilan Gümüş, halen yapılmaya devam edilen S ve Y tipi yüksek güvenlikli cezaevlerinin F tipi cezaevlerinden daha kötü koşullar barındıracağının altını çizdi. F tipi cezaevlerinin kapatılması yönünde girişimlerin olduğunu belirten Zilan Gümüş, "Bu yeni inşa edilen ve tek tip hapishaneye döndürülmek istenen sistemde bırakın hasta mahpusları, normal sağlıklı bir bireyin mahpus olarak girdikten sonra hastalanmaması, o hapishanelerden etkilenmeme olasılığı yoktur. Bizim ilk tepkimiz zaten yeni tip hapishanelerin S, Y tiplerinin, yüksek güvenlikli hapishanelerin bir an önce kapatılması ve insan onuruna yaraşır bir biçimde mahpusların cezalarının infaz ettirilmesi yönündedir" ifadelerini kullandı.
'TUTSAK HASTANE VE DOKTORA ERİŞİMDE ENGELLERLE KARŞILAŞIYOR'
Hasta tutsakların hastaneye ve doktora erişiminin çok sıkıntılı olduğunu dile getiren Zilan Gümüş, "Mahpusun hapishaneden hastaneye gidişi bile belli başlı bir eziyet, bir işkence yöntemine dönmüş durumda. Mahpus bütün gün ring aracında kalıyor. Ring araçları gerçekten hiçbir insanın tutulmaması, bir yerden bir yere götürülmemesi gereken araçlardır. Doktoru beklemek 3 saat sürecekse o hasta mahpus ring aracından çıkarılmıyor ve o havasız yerde tutuluyor. Sonrasında eğer hasta mahpus doktorun yanına gitmeyi başarabiliyorsa bu sefer de farklı şekilde hak ihlallerine uğruyor. Doktorla hastanın bir mahremiyeti var ve gizli tedavi edilmesi gerekiyor. Ama jandarma, infaz koruma memurluğu muayene sırasında hastayla birlikte doktorun yanına giriyor. Bununla beraber kelepçeli muayene ki bunun Türkiye'de ve dünyanın hiçbir yerinde bir izahı yok. Hastaneye götürülmeden evvel ağız içi arama da yapılıyor. Bunun kesinlikle hiçbir mantığı yok. Kendileri de zaten böyle bir uygulamanın neden olduğunu izah edemiyorlar. Dolayısıyla ağız içi arama, ring araçlarının gerçekten insan onuruna aykırı olması, hasta, doktor mahremiyetinin ihlal edilmesi, kelepçeli muayene ve daha birçok hak ihlali hasta mahpusların hasta durumunu ağırlaştırmakta ve hastanın mahpus olarak sağlığa erişim hakkını ciddi bir şekilde ihlal etmektedir" diye belirtti.
'KENDİNİ YARGI MEKEZANİZMASININ YERİNE KOYUYOR'
İdare ve Gözlem Kurulları'nın hiçbir mantığının olmadığını söyleyen Zilan Gümüş, bu kurulun tutsakların hayatlarını dizayn etmeye çalıştığını vurguladı. Bu kurulların tekrar bir yargılama işlevi gördüğünü kaydeden Zilan Gümüş, bunun gerek Türkiye'deki yargıda gerekse taraf olduğu ulusal ve uluslararası hukuk mekanizmalarında hiçbir mantığının olmadığını belirtti. Adli Tıp Kurumu'nun (ATK), ağır hasta mahpuslara hapishanede kalabilir raporu verdiğine birçok kez şahit olduklarını aktaran Zilan Gümüş, "Ağır hasta mahpuslara, hayatta kalamayacak kadar kötü duruma geldiklerinde ancak ATK'dan hapishanede kalamaz raporu veriliyor. Çoğu hasta mahpus, hapishanede kalabilir raporları yüzünden maalesef ki hapishanede yaşamlarını yitiriyorlar. Tam teşekküllü bir eğitim ve araştırma hastanesi ve devlet hastanelerinde mahpusa yönelik hapishanede kalamaz raporu verilirken ATK çoğu zaman hapishanede kalabilir raporu verebiliyor. Biz ATK'ların 'suçun ve suçlunun kim olduğuna bakılmaksızın' karar vermesini, tıp ve hukuk etiğine uygun davranması gerektiğini düşünüyoruz. ATK'lar tek karar merci olmamalıdır" şeklinde konuştu.