AMED - 33 yıl sonra tahliye edilen Serdar Şitilay, annesini yitirdiği dönemin kendisi için en ağır süreç olduğunu belirterek, "Vefatı açık görüşte öğrendim" dedi. Şitilay, bundan sonraki süreçte demokratik siyaset zemininde çalışmalarını yürüteceğini söyledi.
Tahliyesi 3 yıl geciktirildikten sonra 33 yıllık tutukluluğun ardından tahliye olan Serdar Şitilay, bu süreçte son bir kez annesinin sesini duyma talebinin cezaevi yönetimi tarafından engellendiğini belirterek, Demokratik Toplum ve Barış Süreci’nin cezaevlerine halen uğramadığını söyledi.
Serdar Şitilay, 1993 yılında Amed’de tutuklandı ve 1 yıl sonra müebbet hapis cezası aldı. Şitilay, sırasıyla Amed, Yozgat, Mûş, Oltu, Gümüşhane ve Elezîz'de bulunan cezaevlerinde tutuldu. Ceza infazını tamamlamasına rağmen farklı gerekçelerle 3 yıl tahliyesi uzatıldı. Şitilay, 33 yılın ardından 26 Mart'ta Elazığ 1 No’lu Kapalı Cezaevi’nden tahliye edildi.
KURULUN SORUSU: SENİ MOTİVE EDEN NEDİR?
Cezaevinde tutulduğu süreçte yaşadığı hak ihlallerinin hiç son bulmadığını söyleyen Şitilay, özellikle Elazîz ve Erzirom cezaevlerinde ağır koşullarda tutulduğunu kaydetti. Şitilay, "12 Eylül’ün yarattığı zihniyet hiçbir zaman ortadan kalkmadı. Mahkemelerde, cezaevlerinde ve ailelere yönelik tutumlarda bu anlayış hep sürdü” dedi.
İdare ve Gözlem Kurulu’nun tutsaklar için hukuksuz kararlar aldığını kaydeden Şitilay, "Çıktığım kurul bana ‘Seni motive eden nedir?’ diye sordu. Ben de ‘Kürt'üm’ dedim. Kürtçe konuştuğum için çocukluğumdan beri baskı gördüm. Kürtçe kasetlerimiz bile gömülüyordu. Böyle bir ortamda kimliğimi savunmak dışında bir seçenek yoktu” diye belirtti.
ANNESİNİN ÖLÜMÜNÜ AÇIK GÖRÜŞTE ÖĞRENDİ
Şitilay, 1990’lı yıllarda yaşananları hatırlatarak, çevresinden çok sayıda kişinin "terörist" denilerek katledildiğini aktardı. Tutuklandıktan sonra cezaevi sürecini “olgunlaşma ve aydınlanma süreci” olarak değerlendirdiğini söyleyen Şitilay, "Okudum, sorguladım, anlamaya çalıştım. Karşıt görüşleri analiz ettim. Fiziki olarak esaret vardı ama zihinsel olarak kazandım” dedi.
Şitilay, bu süreçte yaşadığı en ağır sürecin annesinin ölümü olduğuna işaret ederek, "2017 yılında annem ağır hastaydı. Disiplin cezaları ile telefona çıkmam engellendi. Son kez annemin sesini duyamadım. Annemin vefat ettiğini açık görüşte öğrendim. Bu benim için en ağır acıydı” dedi.
Şitilay, dayanışmayla ayakta kaldıklarını ve bu durumun kendilerine moral olduğunu belirtti. Şitilay, "Newroz’da yakılan ateş etrafında çay içmek bile büyük bir anlam taşıyor” dedi.
DEMOKRATİK SİYASETTE YER ALACAK
Barış ve Demokratik Toplum Süreci'ne dikkati çeken Şitilay, "Bu süreç cezaevlerine yansımadı. Hak ihlalleri azalmadı, artarak devam etti. Tecrit sistemi genişletiliyor” diye kaydetti. Şitilay, bundan sonraki süreçte demokratik siyasette yer alacağına işaret ederek, "Halkımın varlık mücadelesinin anayasal güvenceye kavuşması için çalışacağım” dedi.