HABER MERKEZİ - Raporlara göre her 5 ölümden 1'si kanserden kaynaklı ve Agirî ölüm oranının en yüksek olduğu kent. Kanseri atlattıktan sonra kurduğu dernekle insanlara yardım etmeyi hedefleyen Hangül Özbey, "tedavisizlik öldürüyor" diyerek, yaşadığı zorlu süreci anlattı.
Bölge kentlerinde sağlığa erişimde yaşanan zorlukların kanser hastalığında tanı, tedavi süreçlerinde de olumsuzluğa neden olduğunu kaydeden Onkolog Halis Yerlikaya, “Yani hızlı müdahale edilmediğinde, biyopsi randevusu geç kalındığında, ameliyata geç kalındığında kanserin evre atladığı süreçler yaşanıyor” dedi.
Kanser, dünya genelinde en ölümcül ve en yaygın hastalık gruplarından biri. Türk Tıbbi Onkoloji Derneği, 4 Nisan’da yaptığı açıklamada, dünyada 20 milyon, Türkiye’de ise 240 bin insana her yıl kanser tanısı konulduğunu açıkladı. Her 5 ölümden 1'sinin nedeninin ise kanser olduğu belirtildi.
223 BİN KİŞİYE KANSER TANISI KONULDU
Dünya Sağlık Örgütü'ne bağlı Uluslararası Kanser Araştırma Ajansı'nın (IARC) 2022 yılına ait raporuna göre, dünya çapında her 5 kişiden biri yaşamı boyunca kansere yakalanırken, her 9 erkekten 1'i, her 12 kadından 1'i kanser yüzünden yaşamını yitiriyor.
Türkiye Kanser İstatistikleri Raporu'na göre de, son 1 yıl içerisinde 223 bin kişiye kanser tanısı konuldu. Erkeklerde en sık görülen kanserler arasında akciğer, prostat, kalınbağırsak, mesane ve mide yer aldı. Kadınlarda ise meme, tiroit, kalınbağırsak, rahim ve akciğer kanserleri en sık görülen kanserler olarak sıralandı.
Sağlık Bakanlığı verilerine göre 2025 yılı boyunca 7 milyon 700 bin kişiye ücretsiz kanser taraması hizmeti sunulduğu, yaklaşık 28 bin yurttaşa kanser tanısı konularak tedavi süreçlerinin başlatıldığı ifade edildi.
EN ÇOK ÖLÜM AGIRÎ'DE
TÜİK verilerine göre, kanser nedeniyle ölüm oranının en yüksek olduğu il yüzde 21,8 ile Agirî oldu. Agirî’yi yakından takip eden iller ise Qers ve Îdir oldu.
Koruyucu ve önleyici faaliyetler içerisinde yer alan kanser taramaları, Toplum Sağlığı Merkezlerine (TSM) bağlı hizmet veren Kanser Erken Teşhis, Tarama ve Eğitim Merkezleri (KETEM), Sağlıklı Hayat Merkezleri (SHM), Aile Sağlığı Merkezleri (ASM) ile Mobil Tarama Araçları'nda ücretsiz olarak yapılıyor. 2026 yılı itibarıyla Türkiye genelindeki KETEM sayısı 466'ya, mobil kanser tarama araçlarının sayısı ise 55'e yükseldi.
ERKEN TEŞHİSİN ÖNEMİ
Türk Tabipleri Birliği (TTB) eski Merkez Konsey Üyesi ve Onkolog Halis Yerlikaya, kanser hastalığının Kürt kentlerinde son dönemlerde arttığını söyledi. Kanserin önlenebilir bir hastalık olduğunu söyleyen Yerlikaya, "Gıda denetimi, tütün ürünleriyle mücadele, çevre kirliliğine dair mücadele yeterli olsaydı ya da kimyasal ürünler bu kadar çok fazla kullanılmamış olsaydı bu kadar çok kanser belki olmayacaktı” dedi.
Kanserde erken teşhis konusunda birçok eksikliğin olduğunu aktaran Yerlikaya, "Kürdistan illerinde çok sınırlı bir radyoterapi var. Bunlar zaman zaman bozulduğunda tedavilerde aksamalara yol açıyordu. Patoloji çok geç çıkıyor. Yine ilaç politikası ile ilgili çok ciddi sıkıntılar var" diye kaydetti.
'KANSER YARI ACİL BİR HASTALIKTIR'
"Kanser yarı acil bir hastalıktır" diyen Yerlikaya, "Yani hızlı müdahale edilmediğinde, biyopsi randevusu geç kalındığında, ameliyat geç kalındığında, kanserin evre atladığı süreçler yaşanıyor. Kürdistan illeri ile diğer illeri karşılaştığımızda özellikle kadınların meme kanserinde mesela daha geç evrede başvurduğunu çok net görüyoruz. Bu da insanların yaşamlarına mal olacak bir durum oluşturuyor" diye konuştu.
Özellikle Agirî ve Wan’da yemek borusu ve mide kanserinin çok yaygın olduğunu dile getiren Yerlikaya, "Mesela buralarda bunun nedenlerine dair bir araştırmaya ihtiyaç var. Hem de bunu önlemeye yönelik tarama programı geliştirilebilir. Daha erken teşhise yönelik bir takım çalışmalar yapılabilir” dedi.
KANSER SÜREÇLERİ YAŞAMA MAL OLUYOR
Kanser tedavi süreçlerinin hastaları çok zorladığına dikkati çeken Yerlikaya, "Tedavi süreci, ameliyat süreci... Bütün bunlar çok meşakkatli. Eğer yoksulsa, sağlık okuryazarlığı yeterli değilse ya da bir şekilde erişim olanakları yoksa yaşamlarına mal olacak kadar ağır bir durumla karşı karşıya kalıyorlar. Bir diğer sıkıntı da kamuda bazı ameliyatların yapılamıyor olmasıdır. Yapılırsa da gecikmeli olarak yapılıyor olmasıdır. Örneğin beyin kanseri olan birinin bugün kamuda iyi bir yerde ameliyata ulaşması neredeyse olanaksız. Çok ciddi ücretler ödeniyor. Ya da sıra beklemek durumunda kalıyorlar" ifadelerini kullandı.
‘ULAŞILABİLİR SAĞLIK SİSTEMİ GEREKLİ’
Kanseri önlemeye yönelik politikalara ağırlık verilmesi gerektiğinin altını çizen Yerlikaya, şunları söyledi: "Kanser erken teşhis edilebilir bir hastalıktır. Eşitsizliklerin giderilmesi, tarama olanaklarının yeterli olması, ana dilinde sağlık hizmetinin sunulması, bölge tabanlı bir sağlık sistemi modeliyle mümkün. Bütçe olanaklarının toplum yararına kullanıldığı, en yenilikçi tedavilere de erişimin sağlandığı bir sağlık sistemini kurgulamak lazım."
KANSERİ ATLATTI
Göğsündeki kitle üzerine 2022’nin Aralık ayında KETEM’e giden Hangül Özbey, mamografi sonucunun 1,5 ay sonra çıkacağının iletilmesi üzerine özel doktora başvurduğunu anlattı. Mamografi görüntüleme uzmanının sağ mememin altında bir kitle tespit ettiğini aktaran Hangül Özbey, "İyi bir görüntüleme uzmanı olmasa bunu göremezdi. Doktor ‘Korkmana gerek yok. Takip edeceğiz ama tahmin ettiğimiz şeydir’ dedi. ‘Kanser değil mi?’ diye sordum, ‘Evet’ dedi. 'Biyopsi yapılmadan, kesin bir şey söyleyemeyiz’ dedi. Sonra zorlu bir süreç başladı. Ailemden gizli yapmaya çalıştım. Çünkü hiçbir şey netleşmemişken kimseyi üzmek istemedim" dedi.
BAŞLANGIÇ EVRESİ BİRİNCİ EVREYE EVRİLDİ
Teşhis sürecinin zorlu geçtiğini ve bunun hem fiziki hem de ruhsal olarak kendisini yıprattığını dile getiren Hangül Özbey, "Çünkü bir şey var, biliyorum ve bir şeyler yapılmalı. Onun teşhisinin hızlı yapılması gerekiyor. Ama gittiğim her yerde bir bürokratik sorunla karşılaşıyorum. Her yerde 1,5 ay, 2 ay sonraya randevu veriyorlar. Biyopsi sonucum 1,5 ay sonra çıktı. Ablam hemşire olduğu için şanslıydım. İl dışından, köylerden gelen binlerce kadın benim kadar şanslı değil. O süreçte birinci evre ikinci evreye de evrilebilir. Benim başlangıç evresiydi ama ameliyata kadar birinci evre oldu” diye konuştu.
CİHAZ BOZUK OLDUĞU İÇİN SÜRE UZADI
Hangül Özbey, PET-CT (Pozitron Emisyon Tomografisi ve Bilgisayarlı Tomografi) cihazı için de bir süre beklemek zorunda kaldığını ve en son özel bir hastanede aldığı randevuyla tomografi çekebildiğini belirtti. Hangül Özbey, "Sonrasında ameliyat süreci başladı. O sırada da deprem oldu. Risk aldım. 13 Şubat 2023’te ameliyat gerçekleştirildi. Mastektomi dediğimiz iki meme içinin boşaltılması gerektiğini söyledi. Bunu soğukkanlılıkla karşıladım. Çünkü metastaz çok fazla olabiliyor, kadınlarda hemen rahime sarkabiliyor" diye kaydetti.
KADINLARA UYARI
Mastektomi ardından hemen protez taktığını bunun da onun için ayrı bir eziyete dönüştüğünü anlatan Hangül Özbey, şunları kaydetti: "Ameliyattan sonra kemoterapi ve radyoterapi alınması protezi yakıyor. Bende de aynı şey oldu. ‘Sağlamdır hiçbir şey olmaz’ dediler ama radyoterapi nedeniyle soldaki protezim yandı. 1,5 ay boyunca yine araştırma hastanesinin yolunda gidip geldim. Beni götürüp getiriyorlar. Dikiş atıyorlar. Sabah gidiyorum dikiş atıyorlar. Akşam eve geliyorum. Pat pat pat o dikişler atıyor. Sonra genel cerraha... Birçok kadın bu konuda yanılgıya düşüyor. Herkese önerimdir. Önce tedavilerini olsunlar ve sonrasında protezleri yerleştirsinler. Çünkü önemli olan ilkin estetik değil, sağlıktır. Biz bunu yaşayarak öğrendik. Sol tarafım enfeksiyon kaptığı için kemoterapiye bir ay ara vermek zorunda kaldım."
Ailenin desteği sonucu tedavi sürecinde ciddi ekonomik sorun yaşamadığını dile getiren Hangül Özbey, "Ama bu sorunu yaşayan çok insan var. Devlet hastanelerine gidip oradan randevu almak çok zor. Bu nedenle 10 kat fiyatla insanlar özel hastaneye gidiyor. Bir ultrason için bile korkunç rakamlar verebiliyorlar. Bu artık bir ranta dönüştü diyebilirim. İnsanların böylesi ciddi bir sağlık problemi için devlet hastanelerine gidememesi devletin bir ayıbıdır" şeklinde konuştu.
Kemoterapi sürecinin çok ağır geçtiğini kaydeden Hangül Özbey, şunları belirtti: "İlk gün pek fazla bir şey hissetmiyorsun ama sonrasında yoğun bir halsizlik oluyor. Artık kolunu bile kaldıramayacak derecede halsiz hissediyorsun. O nedenle özel bir bakım bir diyet programı olması gerekiyor. Zaten 3 gün boyunca hiçbir şey yiyemiyorsun. Ben kemoterapiye başlar başlamaz psikoterapiye de başladım. Her hafta kemoterapiden sonra gidip psikoterapiye alıyordum. Bana iyi geliyordu. Kendimi daha hazır hissediyordum."
KANSER DERNEĞİ KURDU
Tedavi sonrası kanser ile mücadele eden hastalarla dayanışma için bir dernek çalışması başlattıklarını paylaşan Hangül Özbey, "O kadar çok mağdur insan gördüm ki... Kimisine bir ağrı kesici verilip eve gönderiyorlardı. Aylar sonra 4. evre kanser olduğu ortaya çıkıyordu. İnsanlar çevre illerden geliyor. Araştırma hastanesinin bahçesinde onlarca yöresel kıyafetli kadın var. Soruyorsun, ‘Silopi'den geldim. Burada kemoterapiyi alacağım sonra mecburen yine arabaya binip Silopi'ye gidiyorum’ diyor. Yani o yorgunluk üzerine tekrar toplu taşıma aracına binip Silopi'ye gitmek... Yaşlı bir kanser hastası amcanın ‘Ben zaten yollarda ölürüm. Tedaviye başlasam bile ben yolda ölürüm’ sözünü hiç unutmuyorum. 'Biz bu konuda ne yapmalıyız?' diye kendime sordum. İnsanlar radyoterapi için, ışın tedavisi için geliyor. Bir ay boyunca her gün o tedaviyi görmesi gerekiyor. Her gün Şırnak'a gidip gelmek ne kadar külfetli ve ne kadar yorucudur. Bu drum hamile, yaşlı, çocuk hastaların hepsinin hayatını tehlikeye atıyor. Bütün bunları göz önünde bulundurarak bir kanser derneği kurduk" dedi.
'TEDAVİSİZLİK ÖLDÜRÜYOR’
"Kanser değil, tedavisizliğin öldürdüğünü" söyleyen Hangül Özbey, çalışmalarına dair şunları söyledi: "Belediye ve kaymakamlıklarla görüşerek, barınma sorununu ortadan kaldırmayı hedefliyoruz. Çünkü bu çok ciddi bir sorun. İnsanlar yaşadığımız ekonomik durum ortada. Bir de bunun üzerine sürekli toplu taşıma araçlarına binip enfeksiyon kapma riski de eklenince insanlar bir bütün umutsuzlaşıyor. Rutin kontroller mutlaka her zaman yapılmalıdır. 6 ayda bir de olsa bir görüntüleme uzmanına görünmek lazım. Meme, rahim, rahim ağzı, tiroit kanseri... kadınlarda çok fazla görülen kanserlerdir. Erkeklerde de bağırsak kanseri, pankreas, kolon kanseri ve diğer birçok türü var.”
MA / Berivan Altan