Strasbourg'da ‘umut hakkı’ mitingi: Abdullah Öcalan’ın statüsü Kürtlerin statüsüdür

Paylaş:
İSTANBUL - Eylem ve etkinliklerle “umut hakkı”nı gündemine almayan Avrupa Komitesi Bakanlar Komitesi’ne yönelik baskılarını arttıracaklarını belirten KCDK-E Eşbaşkanı Zübeyde Zümrüt, “Umut Hakkı’nın tanınması Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nin de sağlıklı ilerlemesini sağlayacaktır” diye belirtti.
 
Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi (AKBK), 9-11 Haziran tarihlerinde Strasbourg'da 2026 yıl ortası toplantısını gerçekleştirecek. Gündem maddelerinden biri Türkiye'nin Avrupa Konseyi ile ilişkileri olurken, toplantının gündemine dair yayımlanan listede ulusal ve uluslararası kamuoyunun özellikle dikkat çektiği “umut hakkı”nın olmayacağı belirtildi. AK Bakanlar Komitesi, 15-17 Eylül 2024 tarihlerindeki toplantısında Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan, siyasi tutsaklar Hayati Kaytan, Emin Gurban ve Civan Boltan ile ilgili “umut hakkı”nın uygulanması için Türkiye’ye bir yıllık süre tanımıştı. Ancak aradan geçen zamanda herhangi bir adım atmayan Türkiye’nin tutumuna karşı sessizliğe bürünen Komite, önümüzdeki toplantıda da “umut hakkı”nı gündemden çıkardı. 
 
 
Avrupa’da yaşayan Kürtler ve dostları, “umut hakkı”nın uygulanması ve Komite’nin tutumuna karşı eylem kararı aldı. Bu kapsamda birçok kentte eylem ve etkinlikler planlayan Kürdistanlılar, 10 Haziran’da Fransa'nın Strasbourg kentinde büyük bir miting gerçekleştirecek. Avrupa Kürt Demokratik Toplum Kongresi (KCDK-E) Eşbaşkanı Zübeyde Zümrüt ile “umut hakkı” ve düzenlenecek mitinge ilişkin konuştuk.
 
‘MECLİS TATİLE GİRMEDEN ADIM ATILMALI’
 
Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nin Türkiye ve Ortadoğu açısından “tarihsel bir süreç” olduğunu ancak iktidarın süreci yavaştan aldığını belirten Zübeyde Zümrüt, Devlet Bahçeli’nin “umut hakkı” sözlerini hatırlatarak, gereğinin yapılmadığını söyledi. İktidar tarafının sadece çağrılarla sınırlı kaldığını ifade eden Zübeyde Zümrüt, halkın iktidara karşı “güvensizlik” içerisinde olduğunu söyledi. Yasal adımların atılması durumunda “güvensizlik” halinin ortadan kalkabileceğini dile getiren Zübeyde Zümrüt, “AKP-MHP tarafının Meclis tatile girmeden adım atması gerekir. Kürt sorunu çözümü bir devlet sorunudur. Devletin bu meseleyi çözmesi gerekir. Kürt'ün statüsünü tanıması gerekir, dilini tanıması gerekir” dedi. Türkiye’nin kendi çağrısının arkasında durması gerektiğini belirten Zübeyde Zümrüt, “Bir yol haritası var ve bu yol haritası ortaya konulduktan sonra çelişkili konuşulmaması gerekir. Bir gün açıklama yapacaksınız. Sayın Öcalan ‘siyasi koordinatörlüğünü’ yapsın diyeceksin. Ertesi günü farklı bir şey söyleyeceksin. Böyle bir süreç olmaz, inandırıcı gelmez” diye belirtti. 
 
‘KÜRTLER BASINCI SÜRDÜRMELİ’
 
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) Abdullah Öcalan ile ilgili “umut hakkı” kararını anımsatan Zübeyde Zümrüt, Kürtlerin Avrupa Komitesi üzerinde ciddi bir toplumsal basınç oluşturduğunu söyledi. Komite’nin gündemine “umut hakkı”nı almamasına karşı Kürtlerin 46 ülkenin üyelerine hatırlatma yaparak, basıncını sürdürmesi gerektiğini belirten Zübeyde Zümrüt, “Umut Hakkı’nın tanınması Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nin de sağlıklı ilerlemesini sağlayacak. Bir halkın Önderi, Öcalan’ın fiziki özgürlüğü ve statüsünün tanınması gerekir. Önderliğin statüsü tanınması Kürtlerin statüsünün tanınması olacaktır. Avrupa ülkelerinin pratikte daha fazla sorumluluk üstlenmesi gerekiyor. Destek açıklamaları önemli ancak tek başına yeterli değil” ifadelerini kullandı. 
 
KCDK-E olarak Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin 46 üye ülkenin katılımıyla gerçekleştireceği toplantı öncesinde “umut hakkı” ve Kürt sorununun gündeme alınması için yoğun bir çalışma içinde olduklarını belirten Zübeyde Zümrüt, 9 Haziran’da Komite üyesi ülkelerin toplantısının başlamasıyla eylem ve etkinliklerin başlayacağını söyledi. Kürtlerin ve dostlarının eylem ve etkinlikleriyle üye ülkeler üzerinde baskısını artıracağını belirten Zübeyde Zümrüt, şöyle devam etti: “10 Haziran’da kitlesel bir miting düzenleneceğiz. Avrupa’daki dostlar, kurumlarımız, akademisyenler, hukukçular, siyasetçiler ve uluslararası alanda tanınan birçok kişi bu sürece destek verecektir. Daha önce Abdullah Öcalan’ın fiziki özgürlüğü ve Kürt sorununun demokratik çözümü talebiyle yürütülen kampanyalarda Nobel ödüllü isimler de yer alıyor. Yeniden ‘umut hakkı’nın gündeme alınması için çeşitli açıklamalar yapıp ve süreci yakından takip edeceğiz.” 
 
MA / Helin Özgün