NATO Zirvesi'nin sonuçlarına göre iktidar sertleşebilir ya da ılımlılaşabilir

Paylaş:

ANKARA - Barış ve Demokratik Toplum Süreci'nin NATO Zirvesi ve bölgesel güç boşlukları üzerinden şekillendiğini belirten Siyaset Bilimci Eren Aksoyoğlu, “Yeni bir NATO’nun Batı kanadının oluşmaya başlayacağını göreceğiz” dedi.

Barış ve Demokratik Toplum Süreci'nde gelinen aşama, Ankara'da gerçekleştirilen 36'ncı NATO Zirvesi ile kritik bir dönemece girdi. Siyaset Bilimci Eren Aksoyoğlu, Barış ve Demokratik Toplum Süreci ile NATO Zirvesi arasındaki ilişkiye dair değerlendirmelerde bulundu. 
 
 
Gelecekteki 10 ila 20 yıl arasında bölgede oluşacak güç boşluklarının hem çözüm sürecini hem de Türkiye’nin iç demokratikleşme dinamiklerini doğrudan etkileyeceğini belirten Aksoyoğlu, “Çözüm süreci bu bağlamda hem bölgesel bir pozisyonlanma itibariyle hem de içeride Türkiye’nin içerisindeki demokratikleşme süreciyle doğrudan ilişkili olarak görülüyor” dedi.
 
‘İKTİDAR SERTLEŞEBİLİR YA DA ILIMLILAŞABİLİR’
 
NATO zirvelerinin uzun süredir bölgedeki güç dengelerini belirlediğini ve bu eğilimin gelecekteki zirvelerde daha da güçleneceğini ifade eden Aksoyoğlu, sürecin artık daha üstü örtülü ve kulise çekilmiş bir aşamaya girdiğini söyledi. Aksoyoğlu, zirveden güçlü çıkma ihtimalinin çözüm sürecine iki farklı şekilde yansıyabileceğini belirterek, ekledi: “Birincisi; iktidar partisinin alacağı güçle beraber daha da sertleşeceği ve özellikle toplumsal muhalefet aktörlerine, şüphesiz DEM Parti’ye karşı daha sert pozisyonlanacağı yönünde bir beklenti var. Ve tam tersine eğer buradan güçlü şekilde çıkmayı başarırsa Ankara beraberinde bütün muhalefet aktörlerine karşı daha da ılımlaşabilceği ve çözüm sürecinin de yürüyebileceği yönünde iki farklı bakış açısı var. Elbette bu dinamik büyük ölçüde ABD'nin ve özellikle Trump yönetiminin alacağı pozisyonla ilgili olacak. Elde edilecek sonuç sürecin devamını da etkileyecek.” 
 
'SÜREÇ DURAĞANLAŞTI, KULİSE ÇEKİLDİ'
 
Sürecin başlangıçtaki heyecanlı ve toplumsal kabulün yüksek olduğu aşamadan uzaklaştığını söyleyen Aksoyoğlu, “Başlangıçta bir heyecan vardı ve özellikle CHP’yi de ikna ettikten sonra daha coşkulu görünen, kamuoyunun farklı kesimlerinde yankılanan sesin daha yüksek çıktığı bir aşamadan geçmiştik. Ama sonraki aşamalarda özellikle CHP’nin tahkimatı söz konusu olduğunda biraz daha artık kulise çekilen ve belirli kesimlerin sürecin nereye ilerleyeceğine dair pozisyonlandığı bir durumla karşı karşıya kaldık. Şuanda sadece örüntüleri takip edebiliyoruz" diye belirtti. 
 
‘MERKEZİYETÇİLİK VE YERELLEŞME ÇATIŞMASI KAÇINILMAZ'
 
Ankara’nın daha merkeziyetçi bir pozisyon talep ettiğini, Kürt siyasi hareketinin ise merkezin gücünün yerellere dağıtılmasını savunduğunu belirten Aksoyoğlu, “Belli ki iktidar partisi bu yasalar birliğini önemli ölçüde kendini güçlendirmek ve dolayısıyla Kürt siyasi hareketiyle Ankara’nın merkeziyetçilik üzerindeki yaklaşımı konusunda çatallaştığı yere doğru gitti. Dolayısıyla belirli bir aşamada bu sürecin çatışmalı ilerleyeceğini anlayabilmek mümkün. Kürt siyasi hareketi ortaya çıkan yasa taslakları ile tatmin olmadı. Dolayısıyla bu durum Ankara’nın elini daha da güçlendiren bir sonuca yol açabilir" ifadelerini kullandı.
 
NATO SONRASI 
 
NATO’nun geleceğine dair değerlendirmelerde bulunan Aksoyoğlu, NATO’nun yerine Avrupa savunma mimarisinin ikame edileceğini belirterek, “NATO ve Avrupa’nın savunma mimarisi birbirinden bağımsız değil. Tam tersine NATO’yu ikame edecek bir bölgesel anlamda Avrupa savunma mimarisi öngörülüyor. Bu, beraberinde özellikle Amerika Birleşik Devletleri’nin üzerindeki mali yükü azaltmak, sahada daha etkin hale gelmek ve Ortadoğu’daki çıkarlarını maksimize etmek için yeni bir NATO’nun Batı kanadının oluşmaya başlayacağını göreceğiz” dedi. Türkiye’nin bu mimari içinde yer almasının savunma sanayisi açısından yeni bir pazar oluşturduğunu söyleyen Aksoyoğlu, ülkede 3 bin civarındaki savunma sanayi şirketinin kısa ve orta vadede 10 bine çıkabileceğini kaydetti. 
 
‘ORTADOĞU’DA YENİ ÇATIŞMA DİNAMİKLERİ KAÇINILMAZ’
 
Aksoyoğlu, Doğu Akdeniz’deki gerilimin de artacağına dikkati çekerek, “İsrail, Yunanistan ve Güney Kıbrıs arasındaki anlaşma bu bağlamda bir kilit rolü oynuyor. Türkiye’nin Libya’yla yaptığı anlaşmalarla beraber Doğu Akdeniz’in suyunun ısınacağını anlamak mümkün. Artık bütün dış politik hattın yeni çatışmalara gebe olabileceğini görmek lazım. Ancak bu çatışmalar NATO içerisinde yeni bir krize yol açmayacaktır. Yunanistan-Türkiye gerilimi sınırlı operasyonel denge içinde kalabilir. Asıl çatışma dinamiği ise Suriye ve İran sahalarında gerçekleşecektir" diye belirtti.
 
‘İRAN VE İSRAİL ARASINDAKİ MAKAS FARKI BÜYÜYOR’
 
ABD ve İsrail’in İran’a yönelik yaklaşımlarındaki farka değinen Aksoyoğlu, “ABD’nin başından beridir talebi İran’ın elindeki nükleer gücü ve konvansiyonel silahları zayıflatmaktı. İsrail ise rejimi değiştirmek ve İran’ı neredeyse haritadan yok etmek istiyordu. Bu bağlamda başarılı olamadı. Yani ABD ile İsrail arasında doğrudan bir makas farkı var artık. Bu durum Trump yönetiminin yeni monarşiler talebiyle de ilişkili. İran'daki herhangi bir değişiklikte Türkiye arabulucu bir pozisyona gelebilir. Ancak Ankara Kürt varlığını olabildiğince zayıf ve siyasallaşmaktan uzak tutma tutumuna devam edecektir. Bunu İran'da da görebiliriz" dedi. 
 
‘NATO’NUN GELECEĞİ VE BÖLGESEL MİMARİLER’
 
NATO’nun uzun süredir meşru bir düşman yaratamadığını söyleyen Aksoyoğlu, “NATO soğuk savaştan beridir kendine bir düşman yaratamadı. Düşman yaratamadığı ölçüde etkili olmayı da talep etmedi. Onun yerine farklı zamanlarda farklı düşmanlar aradı. Bunun yerine biraz daha geri çekilme ve küresel savunma mimarisini bölgesel savunma mimarilerine dönüştürme eğilimi var. Dolayısıyla Ankara'da ortaya çıkan 'güçlü NATO' görüntüsü aslında savunma mimarisinin hiçbir yere tekabül etmemesi ile alakalı. Yine bu anlamada eleştiriler de daha fazla gün yüzüne çıkabilir. Dolayısıyla baktığımızda Gelecek çok şeye gebe gibi görünüyor. Orayı da artık beraber izleyeceğiz” diye konuştu.
 
AMERİKA İÇ SİYASETİ DEĞİŞİYOR
 
ABD iç siyasetine dair de konuşan Aksoyoğlu, Trump’ın sistem dışı yönelimlerinin Amerikan siyasetini derinden sarstığını belirterek, Demokrat Parti içindeki Marksist kanadın bundan avantajlı çıkabileceğini söyledi. Uzun yıllar boyunca ana akım siyasetin Sanders ve Cortez gibi figürleri “seçilemez” olarak kenara ittiğini hatırlatan Aksoyoğlu, Trump’ın yarattığı çalkantının artık Marksist adayların önünü açabileceğini ifade etti. New York belediye seçimlerinde görülen yükselişin diğer eyaletlere de yayılması halinde, merkez siyasetin “seçilebilirlik” iddiasından vazgeçerek bir Marksist adayı destekleyebileceğini belirten Aksoyoğlu, bunun Ortadoğu’dan Pasifik’e kadar Amerikan dış politikasında köklü değişikliklere yol açabileceğini vurguladı. Trump’ın azledilme sürecinin Venezuela ve İran müdahaleleriyle milliyetçi bir dalga yaratılarak geciktirilmeye çalışıldığını söyleyen Aksoyoğlu, bu sürecin bir yerde tıkanmasının Trump benzeri yeni bir sistem dışı cumhuriyetçi adayın önünü açabileceğini kaydetti. Amerika’nın hem kendi içinde hem de hinterlandında ciddi bir çalkantı yaşayacağını öngören Aksoyoğlu, birkaç yıl içinde bu dinamiklerin NATO’nun etkisini bile zayıflatabilecek düzeyde küresel sonuçlar doğurabileceğini söyledi. 
 
MA / Ömer Güngör
 
 
İlgili Haberler
Dünya basınında öne çıkan başlıklar
Dünya basınında öne çıkan başlıklar

Hürmüz Boğazı’ndan Asya Pasifik’e gerilim sürerken, Avrupa’da da diplomatik krizler gündeme geldi.

İsviçre Nijerya’dan yağmalanan tarihi eserleri iade etti
İsviçre Nijerya’dan yağmalanan tarihi eserleri iade etti

İsviçre, İngilizler tarafından Nijerya’dan yağmalanan 18 tane Benin Bronzunu iade etti.

Paris’te İdam Cezasına Karşı 9’uncu Dünya Kongresi düzenlendi
Paris’te İdam Cezasına Karşı 9’uncu Dünya Kongresi düzenlendi

“Ölüm Cezasına Karşı Birlikte” adlı sivil toplum örgütü, idam cezasının dünyadan kaldırılmasına karşın İdam Cezasına Karşı 9’uncu Dünya Kongresi'ni gerçekleştirdi.

Meksika'da 6 büyüklüğünde deprem
Meksika'da 6 büyüklüğünde deprem

Meksika'nın Yucatan eyaletinde 6 büyüklüğünde deprem meydana geldi.

Ankara’ya gelen AKPM heyeti: Öcalan’ın tam özgürlüğüne giden tüm adımları atmalıyız
Ankara’ya gelen AKPM heyeti: Öcalan’ın tam özgürlüğüne giden tüm adımları atmalıyız

AİHM kararlarının uygulanması talebiyle Ankara’ya gelen AK PM Birleşik Sol Grubu Heyeti üyeleri “Sayın Öcalan’ın tam özgürlüğüne giden tüm adımları atmalıyız" dedi.