6 bin yıllık bebek kalıntılarında ‘çocuk istismarı’ kanıtı tespit edildi
HABER MERKEZİ – Tell Brak antik kentinde yaklaşık 6.000 yıl önce yaşamış bir bebeğin kalıntılarında “çocuk istismarı” kanıtları tespit edildi.
Kuzey ve Doğu Suriye'nin Hasekê kentinde, dünyanın en eski höyük yerleşimlerinden biri olan Tell Brak’da yapılan arkeolojik kazılarda yaklaşık 6 bin yıl önce Mezopotamya’da yaşamış bir bebeğin hırpalanmış kalıntıları bulundu. Kalıntıların bölgede belgelenmiş en eski “çocuk istismarı” vakası ve dünyada bilinen bu türden en eski vakalardan biri olabileceği tahmin ediliyor.
Live Science'nin Willey Online Library'de yer alan bir makaleden aktardığına göre, M.Ö. 4.200 ile 3.900 yılları arasında yaşamını yitiren bebek, Tell Brak’a gömülmüştü. Araştırmacılar, erken kentleşmeyle ilişkili zorlukların “çocuğun istismarı”nda rol oynamış olabileceğini belirtiyor.
Ekip, diş gelişimine dayanarak çocuğun öldüğünde 6 ila 9 aylık olduğunu belirledi. Geç Kalkolitik Çağ’a ait bir atölye bölgesindeki çocuk mezarlığına gömülen kalıntıların analizi, bebeğin göğüs kemiğinin yakınında dört kırık kaburgası olduğunu ortaya koydu. Sağ uyluk kemiğinde anormal büyüme, kafatasının her iki yanında ise etkin ve gözenekli lezyonlar tespit edildi. Araştırmacılara göre, bu yaralanmalar, kemiklerin yoğun ve yinelenen dış kuvvetlere maruz kaldığına işaret ediyor ve lezyonların niteliği kazara bir düşmeyle kolayca bağdaşmıyor.
BELİRTİLER İSTİSMARI İŞARET EDİYOR
Çalışmanın ortak yazarı, Varşova Üniversitesi’nden biyoarkeolog Aleksandra Grzegorska, bu kadar küçük bir çocukta “kaburgaların kırılmaması gerektiğini” belirtiyor. Grzegorska’ya göre, kaburga kırıkları yetişkinlerde nispeten yaygın olsa da küçük bebeklerde çocuk istismarına işaret ediyor.
Grzegorska ve meslektaşları çalışmada, raşitizm, iskorbüt, doğum travması ve tüberküloz gibi hastalıklardan kaynaklanan şiddetli öksürük de dahil olmak üzere yaralanmalara dair diğer açıklamaları sistematik biçimde eledi. Araştırmacılar, iki nehir arasındaki verimli topraklar sayesinde eski Mezopotamya’nın bol güneş ışığına ve taze ürüne sahip olduğu göz önüne alındığında, vitamin eksikliklerinin olası olmadığını belirtiyor. Grzegorska, “Görünüşe göre bebek büyük olasılıkla bakım verenin yol açtığı şiddete maruz kalmıştı” diyor.
Doğuma bağlı kırıklar bebeklerde tipik olarak birkaç hafta içinde iyileşir. Bebeğin kemik yoğunluğu ve büyüme ölçümleri ise o döneme ait yaşıtlarınınkilerle örtüşüyor. Bu da çocuğun altta yatan bir iskelet rahatsızlığı olmadığını gösteriyor.
YARALANMADAN SONRA BİR SÜRE HAYATTA KALDI
Ekip, yaralanmaların ne kadar sıra dışı olduğunu ölçmek için bebeği, aynı mezar alanından çıkarılan diğer çocuklarla karşılaştırdı. Kaburgaları önemli ölçüde korunmuş olan diğer çocukların hiçbirinde benzer kırıklar görülmedi. Bu da bebeğin yaralanmalarını yerel nüfus içinde bir istisna haline getiriyor. Grzegorska, kırıkların kısmen iyileşmiş durumunun, bebeğin yaralanmalar meydana geldikten sonra bir süre hayatta kaldığını tahmin ediyor.
Belgelenmiş “çocuk istismarı” vakaları arkeolojik kayıtta son derece nadir olmayı sürdürüyor. Bugüne dek Mısır, Fransa ve Litvanya gibi yerlerde yalnızca birkaç vaka saptandı.

