Kerboran Kobanê Davası istinafa taşındı
ANKARA – Kerboran'da Sinan Toprak ve Bilal Gezer'in katledilmesine ilişkin davada verilen “jet beraat” kararına karşı istinaf başvurusu yapıldı. Av. Kenan Maçoğlu, dönemin TEM Komiseri Olcay Akkaya'nın soruşturmanın başından beri delil kararttığına dikkat çekti.
Kobanê’ye yönelik DAİŞ saldırılarına karşı 6-8 Ekim 2014’te gerçekleştirilen Kobanê eylemlerinin devam ettiği 7 Ekim 2014’te Mêrdîn’in Kerboran (Dargeçit) ilçesinde katledilen Sinan Toprak ve Bilal Gezer’in faillerine dair 12 yıl sonra açılan davada 8 Haziran’da karar verildi. Sanıkların tamamına beraat veren Midyat Ağır Ceza Mahkemesi, kararının gerekçesinde ise, sanıkların beyanları ile değiştirilen tanık beyanlarını esas aldığını açıkladı. Mahkeme tanıklar ile sanıkların çelişkili beyanlarını ise araştırma gereği duymadı. Mahkeme "kasten öldürme" suçlamasıyla yargılanan Kadri Şengül, Musab Şengül, Ziya Sayhan, Abdurrahman Seyhan ve Reşit Vural'ın “ceza almalarını gerektirecek şüpheden uzak, somut ve inandırıcı delil elde edilemediği” iddiasında bulundu.
JET KARAR İSTİNAFA TAŞINDI
Şubat 2026’da hazırlanan iddianame ile sadece 3 celse süren ve Haziran 2026’da bitirilen dava, benzer yargılamalarla karşılaştırıldığında Türkiye’de mahkemeler tarafından en hızlı verilen kararlardan biri oldu. Bu nedenle avukatlar, mahkemenin kararını “jet beraat” olarak yorumladı.
Mahkemenin gerekçeli kararını açıklamasının ardından Gezer ve Toprak ailelerinin avukatları mahkemenin kararına karşı Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi’ne istinaf başvurusu yaptı.
‘OLAĞAN DIŞI HIZLA YÜRÜTÜLDÜ’
Davanın avukatlarından Kenan Maçoğlu, 12 yıl süren soruşturmanın ardından davanın açılmasıyla birlikte dosyanın yalnızca 6 ay içerisinde sonuçlandırılarak, kapatılmaya çalışıldığını söyledi. Mart ayında görülen ilk duruşmanın ardından Haziran ayında görülen üçüncü duruşmada beraat kararı verildiğini hatırlatan Maçoğlu, yargılamanın olağan dışı bir hızla yürütüldüğünü dile getirdi. Maçoğlu, "Adeta yangından mal kaçırırcasına beraat kararı verildi. Bu yargı pratiği açısından pek olağan bir durum değil. Çünkü iki cinayetin söz konusu olduğu bir yargılama dosyasından bahsediyoruz. Nereye giderseniz gidin tutuklu dosyalarda bile Ağır Ceza Mahkemelerinde duruşma araları en az 2 aydır ki tutuklu dosyaları hızlı görülmesi gereken duruşmalardır. Fakat bu dosyada herhangi bir tutuklu olmamasına rağmen mahkeme birer ay arayla duruşma günü verdi" dedi.
‘BAŞTAN SAVMA BİR YARGILAMA’
177 sayfalık gerekçeli kararın yalnızca 2 buçuk sayfasında dosyadaki delillere ilişkin değerlendirme yapıldığına dikkati çeken Maçoğlu, "Bu da çok özensiz, baştan savma bir değerlendirmeden ibaret. Mahkeme gerekçeli kararda 'sanıklar suçlamaları kabul etmemiş, maktulle sanık arasında husumet olmadığı için cinayet işlenmiş olamaz, doğrudan tanık yok, olay anına ilişkin görüntü kaydı yok, silahlar arasında eşleşme yok' demiş. Bunların hiçbiri kabul edilebilir değil. Çünkü bu kısa kovuşturma aşamasına rağmen ciddi deliller sunduk dosyaya. Delillerin soruşturma aşamasında nasıl karartıldığını, delillere nasıl müdahale edildiğini, bazı tanıkların dinlenilmesi gerektiğini, kamera görüntülerinin tekrar izlenmesi gerektiğini ifade ettik. Bunlara ilişkin herhangi bir değerlendirme yapılmamış. Sanık beyanlarının neden bizim beyanlarımızdan üstün tutulduğuna dair herhangi bir değerlendirme yapılmamış" diye belirti.
‘TEM KOMİSERİ DELİLLERİ KARARTTI’
Maçoğlu, soruşturmanın başından itibaren dönemin Dargeçit TEM Komiseri Olcay Akkaya tarafından delillerin karartıldığına dikkat çekti. Dosyada gizlilik kararı bulunduğunu, bu nedenle bulgu ve delilleri ancak 12 yıl sonra Ocak ayında gizlilik kararının kaldırılmasıyla inceleyebildiklerini belirten Maçoğlu, "Kadri Şengül'ün HTS kayıtlarını incelerken 8 Ekim sabahı evindeki polis aramasından 3 dakika önce Olcay Akkaya adındaki biri tarafından 2 kez arandığını tespit ettik. Akkaya'nın adresinin Polis Akademisi olarak görünmesi nedeniyle bu durumu şüpheli gördük. İkinci duruşmada Kadri Şengül'e Akkaya'yı tanıyıp tanımadığını sorduk. Tanıdığını ve dönemin Dargeçit TEM komiseri olduğunu söyledi. Ancak, HTS kayıtlarını kabul etmeyerek kendisi ile herhangi bir görüşme yapmadığını iddia etti. Fakat Akkaya'yı tanıyıp tanımadığını sorduğumuz an yüzünün rengi değişti. Biz bunu yalnızca ev aramasından haberdar etmesi sanıyorduk ama delil karartma faaliyeti onunla sınırlı değilmiş" dedi.
'OLAY SAATİNDEKİ KAMERA GÖRÜNTÜLERİ SİLİNDİ'
Olcay Akkaya'nın soruşturmanın bütün aşamalarında yer aldığını belirten Maçoğlu, tutanaklara göre cinayet anına ilişkin kamera kayıtlarını toplamak için işyerlerine bizzat Akkaya'nın gittiğini söyledi. Bunun sıradan bir uygulama olmadığını ifade eden Maçoğlu, "Y. İnternet Kafe ve H. Giyim adlı işyerlerinden kamera görüntüleri alınmış ama her iki dükkanda da olay günü öncesi ve sonrasına ilişkin görüntü varken olayların yaşandığı 7-8 saatlik görüntü yok edilmiş. Yine Ravza-Der'in de kamera görüntüleri alınmış ama onda da aynı şekilde olay günü kameranın çekim yapmadığı söylenerek görüntüler tahrif edilmiş. Özellikle Y.’nin görüntüleri çok önemli. Oradan geçen herhangi birinin tespit edilememe ihtimali yok. Fakat öğleden sonraki görüntüler silinmiş. Biz bunu mahkemeye de izah ettik. Bu görüntüler belki geriye de getirilebilir" diye konuştu.
AKKAYA HAKKINDA SORUŞTURMA AÇILDI
Maçoğlu, Sinan Toprak'ın vurulduğu yerden, meydana doğru ilerleyen Reşit Vural'ın kuyumcu dükkanlarının güvenlik kameralarına yansıdığını, emniyet ve savcılığın görüntülerdeki kişinin Vural olduğunun belirlendiğini, ancak ATK'nin ışık yetersizliği gerekçesiyle kimlik tespiti yapılamadığı yönünde rapor hazırladığını söyledi. Mahkemenin de bu raporu esas aldığını belirten Maçoğlu, şu ifadeleri kullandı: "Fakat Y. internet kafenin görüntüleri olmuş olsa Reşit Vural'ın oradan geçişi çok net bir şekilde görülecek. Çünkü tam kaçış istikametinde. Sinan'ın vurulduğu yerden meydana doğru gidiyor. Tüm kamera kayıtlarını toplamaya giden Akkaya, belli ki bizzat kameralara müdahale etmiş. Bunu biz mahkemede de uzun uzadıya ifade ettik. Ayrıca Akkaya hakkında 'delil karartma' yönünden suç duyurusunda da bulunmuştuk. Dargeçit Savcılığı tarafından Akkaya hakkında soruşturma açtı. Mahkeme ne bu soruşturma dosyasını bekledi ne de Akkaya'nın delilleri neden toplamadığı ya da kararttığına ilişkin en azından tanıklığına başvurmadı. Mahkeme gerekçeli kararda buna dair herhangi bir değerlendirme yapmadan sanıklar hakkında beraat kararı verdi."
'CİNAYET DOSYASINDA OLAY YERİ İNCELEMESİ YAPILMADI'
Maçoğlu, "Sinan Toprak'ın olay yeri incelemesi olaydan bir gün sonra apar topar hızlıca yapılmış. En azından olay yeri fotoğraflanması, video görüntüsü çekilmiş ama Bilal Gezer'in vurulduğu yer emniyete 200 metre mesafede olmasına rağmen inceleme yapılmamış. 7 Ekim gecesi 'olaylar vardı gidilemedi' diye tutanak tutulmuş. Ondan sonraki günler neden gidilemedi? Olay yeri incelemesinin yapılmamış olması bir cinayet dosyasında aklımızın alabileceği bir durum değil" dedi.
'KADRİ ŞENGÜL, AKKAYA'NIN HABER ELEMANI'
Bilal Gezer'in vurulduğu yerde bilinçli olarak olay yeri incelemesi yapılmadığını savunan Maçoğlu, olay yerini gören hiçbir kamera kaydının ya da delilin dosyaya kazandırılmadığını söyledi. Maçoğlu, şunları söyledi: "Bilal ile ilgili meselenin tamamını TEM Komiseri Olcay Akkaya karartmaya çalışmış. Kadri Şengül ve ailesini özellikle koruma altına almış. Çünkü tanık ifadelerinde Bilal'i vuranlar 'Mala Kadri' diye geçiyor. Akkaya, 15 Temmuz darbe girişiminin ardından FETÖ üyeliği nedeniyle gözaltına alınıyor. Kendisi burada, itirafçı olup suçlamayı kabul ediyor sonrasında ise serbest bırakılıyor. Fethullahçıların HÜDA PAR, Hizbullah çevresine karşı uzak olduğu da biliniyor. Peki, Olcay Akkaya, neden Kadri Şengül'ü koruma altına almaya çalışmış? Dosyayı kurcalayınca Kadri Şengül'ün Akkaya'nın haber elemanı olduğunu tespit ettik.
Şengül meğerse, HÜDA PAR ve Hizbullah çevresine dair istihbarat sağlıyor. Sadece onlara ilişkin değil. Şengül'ün gözaltına alındığında cüzdanından çıkan notta Dargeçit'te yaşayan insanlara dair isimler ve istihbari bilgiler yer alıyor. Tabi Akkaya, Hizbullah gibi bir örgüte ilişkin haber elemanını deşifre etmek istemiyor. Kadri Şengül, Akkaya'ya muhbirlik yaptığı meselesinden ısrarla kaçındı. Kendi avukatları da ve diğer sanıklar da bu konuya dair konuşmadı. Normal şartlarda bu, onlar için de bir kriz meselesi. Ona dair tek kelime etmediler" diye kaydetti.
'MOBESE GÖRÜNTÜLERİ KARAR GÜNÜ DOSYAYA GİRDİ'
Maçoğlu, olayların yaşandığı Miradê Kinê Meydanı'na ait MOBESE görüntülerinin soruşturma dosyasında bulunmadığını, ikinci duruşmada talepleri üzerine görüntülerin dosyaya eklendiğini söyledi. 128 GB büyüklüğündeki MOBESE kayıtlarının, karar duruşmasının yapıldığı gün dosyaya girdiğini belirten Maçoğlu, mahkemenin aynı gün "cinayete ilişkin herhangi bir kayıt bulunmadığı" yönünde değerlendirme yaptığını söyledi. Maçoğlu, "Görüntüleri bizim de incelememiz gerektiğini söyledik. 12 yıl önceki görüntülerde kimin kim olduğunu mahkemenin tespit etme imkanı yok. Biz bile sanıkların 12 yıl önceki hallerini bilmiyoruz. Tüm görüntüleri ailelerle birlikte inceledik. Küçük ayrıntılar sayesinde hangi görüntülerde kimin olduğunu tespit edebildik. Kaldı ki mahkemenin 128 GB'lik görüntüyü bu kadar kısa sürede inceleme ihtimali yok. Mahkeme, MOBESE görüntülerini inceleme talebimizi de reddetti" diye aktardı.
'TANIKLAR TEHDİT EDİLDİ'
Maçoğlu, sanıklardan Musab Şengül'ün 9 Aralık 2014'te iki kişiyle birlikte Kerboran'da ev ve işyerlerine giderek tanıkları tehdit ettiği yönündeki ihbar üzerine yakalandığını, yanında bulunan iki kişinin ise kaçtığını söyledi. Şengül'ün yalnızca ruhsatsız silah taşımaktan ceza aldığını belirten Maçoğlu, bunun da dosya açısından önemli bir veri olduğunu ifade etti. Maçoğlu, "Biz özellikle şunu izah etmeye çalıştık. Bunların silaha erişimi çok kolay. Silaha erişimi kolay olduğu gibi silahları saklaması da kolay. 8 Ekim günü Kadri Şengül'ün evinde yapılan aramada çok sayıda silaha el konulmuş olmasına rağmen Musab Şengül iki ay sonra başka silahlarla yakalanıyor. Zaten tüm süreç boyunca TEM komiseriyle de irtibatlı haldeler. Cinayetten hemen sonra götürüp sakladıkları için bu cinayet silahlarına ulaşılamadı" dedi.
'PAYLAŞIMLARA DAİR ÇELİŞKİLİ BEYANLARI GÖRMEZDEN GELİNDİ'
Musab Şengül'ün sanal medya paylaşımlarının da dosyada önemli deliller arasında yer aldığını belirten Maçoğlu, mahkemenin bu paylaşımları gerekçeli kararda "niyet okuma" olarak değerlendirdiğini söyledi. Maçoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü: "Niyet okumalık bir durum değil, paylaşımlar son derece açık. Musab Şengül bu paylaşımlarında diyor ki; 'Çekme mazlumun ahını, çıkar aheste aheste', 'Mekanınıza yaklaşacak çetecileri bekleyin. Sizin analarınız ağlayacağına; onlarınki ağlasın!' Mahkeme gerekçeli kararda diyor ya 'Sanıkların istikrarlı savunmaları, ifadeleri tutarlı.' Hiç öyle bir durum yok. Tam tersine Musab Şengül en az dört defa bu paylaşımlarla ilgili ifadesini değiştirdi. Önce Facebook kullanmadığını söylüyor, daha sonra Twitter hesabı ile senkronize olduğu için orada yaptığı paylaşımın otomatik olarak göründüğünü söylüyor. Bir yandan da 2015 yılında savcılık ifadesinde paylaşımları kabul etmiş aslında. Başka bir arkadaşından görüp aynı şekilde kopyalayıp paylaştığını söylüyor."
MA/ Sema Bingöl