IHRNGO direktörü: İran’da er ya da geç değişim olacak

Paylaş:
HABER MERKEZİ - IHRNGO direktörü Mahmood Amiry-Moghaddam, artan idamlar için son 20 yılda böyle bir şey görmediklerini belirterek, “Yetkililerin tehdit algısı ABD-İsrail bombalarının yerine İran halklarının kendisidir. Ancak halka sunacak bir şeyi olmadığı için er ya da geç İran’da bir değişim olacaktır” dedi. 
 
İran rejiminin farklı inanç, kültür, etnik kesimler ile muhaliflere dönük baskıları sürüyor. Bu kapsamda ülkede idam edilenlerin sayısı her geçen gün artıyor.  İran İnsan Hakları Örgütü (IHRNGO) direktörü Mahmood Amiry-Moghaddam, ülkede yaşanan gelişmelere dair değerlendirmelerde bulundu. 
 
Ocak ayındaki protestolardan bu yana baskıların giderek arttığını belirten Moghaddam, “Bu süreç boyunca çok sayıda insan tutuklandı. Tutuklananlar arasında insan hakları savunucuları ve aktivistlerin yanı sıra pek çok yurttaş var. Bu tutuklamalar hem savaş sırasında hem de ateşkes döneminde devam etti. Yani baskı sürüyor. Ayrıca, savaşın başlamasından sonra birkaç haftalık bir duraksamanın ardından 18 Mart’ta idamlar yeniden başladı ve o tarihten bu yana çok sayıda kişi idam edildi. Bu kadar kısa sürede bu kadar siyasi tutsağın idam edilmesi eşine az rastlanan bir örnektir. Son 20 yılda böyle bir şey görmedik. Açık olan şu ki, yetkililer savaş koşullarını halk üzerindeki baskıyı artırmak için kullanıyor, çünkü onların asıl tehdit algısı ABD ya da İsrail bombaları değil, İran halklarının kendisi” diye konuştu. 
 
20 BİNE YAKIN SİYASİ TUTSAK OLDUĞU DÜŞÜNÜLÜYOR
 
Protestolara katılan herkesin siyasi tutsak sayılabileceğini belirten Moghaddam, buna ek olarak insan hakları savunucuları, aktivistler ve muhalif grup üyelerinin de siyasi tutsak kategorisinde yer aldığını ifade etti. Bu anlamda İran cezaevlerinde tutulan siyasi tutsak sayısının tam olarak bilinmediğini söyleyen Moghaddam, “Bildiğimiz kadarıyla 15 binden fazla protestocu protestolar sırasında ve sonrasında tutuklandı. Bunların kaçının serbest bırakıldığını bilmiyoruz. Ayrıca savaşın başlangıcından bu yana yaklaşık 4 bin kişi daha tutuklandı. Bunların çoğu sıradan insanlar olsa da aralarında aktivistler de var. Bu nedenle, siyasi faaliyetleri ve görüşleri nedeniyle hapiste olan binlerce kişi olduğunu düşünüyoruz” dedi.
 
"Güvenlikle" ile alakalı suçlama yöneltilen herkesin İran Devrim Mahkemeleri’nde yargılandığına dikkat çeken Moghaddam, bu mahkemelerde yargılananların avukatlarını özgürce seçemediklerini, yargının belirlediği sınırlı bir listeden avukat belirlemek zorunda bırakıldıklarını kaydetti. Ayrıca çoğu kişinin tutuklandıktan sonra avukata erişiminin olmadığını söyleyen Moghaddam, "Mahkumlar, sıklıkla tek kişilik hücrelerde tutuluyor, işkenceye maruz bırakılıyor ve itirafçılığa zorlanıyor. Bu itiraf alındıktan sonra listeden bir avukat atanıyor ve o aşamada avukatın yapabileceği pek bir şey kalmıyor. Bu nedenle İran yargısının bağımsız olmadığını bir kez daha görüyoruz. Özellikle Devrim Mahkemeleri baskı mekanizmasının bir parçası olarak görülüyor. Kısacası, yargılamalar ve tüm hukuki süreçler adil yargılama standartlarından çok uzak. İran içinde rejim toplumda korku yaratmaya çalışıyor. Bunun yollarından biri idamlar. Protestoya katılmış birinin idam edilmesi, diğer insanlara “sesinizi yükseltirseniz başınıza bu gelir” mesajı veriyor. Savaş döneminde tüm dikkat savaşa yöneliyor ve insan hakları durumu gölgede kalıyor. Bu da İranlı yetkililerin neden savaş benzeri bir durumu sürdürmek isteyebileceğini açıklıyor. Çünkü savaşın gölgesinde daha fazla baskı uygulayabilir, daha fazla korku yaratabilir ve yönetimlerini sağlamlaştırabilirler" dedi.
 
'ÖYLE YA DA BÖYLE DEĞİŞİM OLACAK'
 
İran rejiminin hali hazırda halkın en temel ihtiyaçlarını dahi karşılayamayacak durumda olduğunu aktaran Moghaddam, rejimin ayrıca yolsuzluklarının ortaya çıktığını, halkın da rejimi istemediğini ifade etti. Ocak protestolarında yaşananın da bu yolsuzlukla bağlantılı olduğunu kaydeden Moghaddam, "İran rejimi protestoları bastırmak için binlerce insanı öldürmek zorunda kaldı. Halka sunacak hiçbir şeyi olmayan böyle bir rejimin ayakta kalmak için tek yolu korku yaratmaktır. Ölüm cezası da bu korkunun temel aracıdır. Verebildikleri tek cevap budur. Ancak bunu ne kadar sürdürebilirler? 47 yıldır sürdürüyorlar, fakat rejim hiç bu kadar büyük bir kriz yaşamamıştı. Bu krizin temel nedeni halk nezdinde meşruiyetinin olmamasıdır. Bu yüzden er ya da geç değişim olacaktır. Ancak bu rejimin ne zaman ve nasıl olacağını bu savaş koşullarında söylemek zor" dedi. 
 
ABD ve İsrail'in 28 Şubat saldırılarıyla başlattığı savaşın İran halkları için olmadığını dile getiren Moghaddam, müzakerelerin hala sürdürüldüğünü ancak demokratikleşme, idamların durdurulması ya da siyasi mahkûmların serbest bırakılması gibi konuların gündeme dahi gelmemesine dikkat çekti. Bu nedenle rejimin hem savaş hem ateşkes sürecinden sonra da baskıyı sürdürmeye devam edeceğini belirten Moghaddam, "Ancak halka sunacak bir şeyi olmadığı için er ya da geç İran’da bir değişim olacaktır. Bu rejim reform edilebilir değil; temel bir değişim olmadığı sürece baskı devam edecek ve halk da buna karşı mücadele etmeyi sürdürecektir" diye konuştu. 
 
'YARGILAMALAR FORMALİTE GEREĞİ YAPILIYOR'
 
İran'da hali hazırda süren yargılamalara dair net bilgilere sahip olmadıklarını dile getiren Moghaddam, "Bilgiler sınırlı çünkü bu bilgiler genellikle İranlı yetkililerin kanallarından geliyor. İranlı insan hakları örgütleri olarak kaynaklarımızla iletişim kurmaya çalışıyoruz ancak bu süreç çok yavaş ilerliyor. Sadece belirli kişilerin internete erişimi var. Telefonlar için de durum aynı. İran’da cep telefonuyla biriyle konuşmak neredeyse imkânsız. İnsanlar yalnızca çok kısa süreliğine ve belirli VPN’ler aracılığıyla iletişim kurabiliyor. İran’dan bilgi alabilmek için kendi kaynaklarımız var, ancak bu hem çok zor hem de oldukça riskli. Bu fark edilirse insanlar çok ağır suçlamalarla karşı karşıya kalabiliyor ve bu suçlamalarla idam cezası alabiliyorlar. İran’daki insan hakları durumu ve özellikle idam cezasının kullanımı, İran ile uluslararası toplum arasındaki her türlü müzakerenin merkezinde yer almalıdır. Bu, her yerde ve her ülkede sürekli dile getirilmesi gereken bir çağrı. Rejim, dikkatin yalnızca savaşa odaklanmasını istiyor. Böylece İran halkına karşı yürüttüğü kendi baskı politikalarını sürdürebilecek bir pozisyonu olacak. Tehlike altındaki insanları ve rejimin halka karşı ne yapmak istediğini anlatmak için her fırsat kullanılmalıdır” dedi. 
 
MA / Ceylan Şahinli
İlgili Haberler
Nergiz Muhammedi tedavi için kefaletle bırakıldı
Nergiz Muhammedi tedavi için kefaletle bırakıldı

Hasta tutsak Nergiz Muhammedi, tıbbi tedavi görmesi amacıyla kefaletle serbest bırakıldı.

İran’dan Komala karargahlarına saldırı
İran’dan Komala karargahlarına saldırı

İran, Kürdistan Emekçiler Topluluğu’nun Hewlêr’deki karargahlarını bombaladı.

Gazeteci Muradyaliabady: Üçüncü yolun mekanizmaları oluşturulmalı
Gazeteci Muradyaliabady: Üçüncü yolun mekanizmaları oluşturulmalı

İran’da idamların ve baskının durması için toplumun bütün kesimlerinin birleşmesi gerektiğini söyleyen gazeteci Diako Muradyaliabady, “Birleşerek kalıcı bir örgüt kurulmalı. Dağınık hoşnutsuzluğu örgütlü bir güce dönüşmek gerekir ve üçün yolun mekanizmaları oluşturulmalı” dedi.

Rojhilat Barış Anneleri: İdamları durdurun
Rojhilat Barış Anneleri: İdamları durdurun

İdamlara ilişkin açıklama yapan Rojhilat Barış Anneleri, idamları durdurma çağrısı yaptı.

İdam edilmeden önce işkenceyi anlatmış
İdam edilmeden önce işkenceyi anlatmış

İdam edilen Kürt genci Mehrab Abdollahzadeh’in işkenceyi anlattığı ses kayıtları ortaya çıktı.