Eren Keskin: İstismar iddiaları kapsamlı ve şeffaf bir şekilde araştırılmalı

Paylaş:

İSTANBUL - İHD MYK üyesi Eren Keskin, Epstein dosyasına dikkat çekerek, Türkiye’de benzer olayların yaşandığını, bunun örneğinin de 2013 yılında kendisine ulaştığını belirtti. Eren Keskin, iddiaların kapsamlı ve şeffaf bir şekilde araştırılması gerektiğini söyledi.

 Amerika Birleşik Devletleri’nde (ABD) çocuklara yönelik "tecavüz" ve "fuhuş ağı kurmak" suçlamasıyla tutuklanan ardından cezaevinde ölü bulunan Jeffrey Epstein davasına ilişkin binlerce belge yayımladı. Yayımlanan belgelerden sonra Epsitein dosyası tüm dünyada yankı uyandırdı. Ancak Türkiye’de resmi olarak açılmış bir “Epstein bağlantılı dava” bulunmuyor. Türkiye’de benzer olaylardan biri de kamuoyuna yansıyan 1990’larda Türkiye’de İçişleri Bakanlığı görevi yapmış Mehmet Ağar’ın adının geçtiği çocuk istismarı olayı. 
 
İnsan Hakları Derneği (İHD), Merkez Yürütme Kurulu (MYK) Üyesi Eren Keskin, Epstein’ın dosyasının küresel ölçekte kurduğu ilişkiler ve Türkiye’de yaşanan benzer olaylara ilişkin değerlendirmelerde bulundu. 
 
Epstein’ın dosyasına ilişkin dünyanın birçok yerinde benzer olayların yaşandığını belirten Eren Keskin, Türkiye’de 2013 yılında bu konuya dair kendisine bir bilgi ulaştığını anımsattı. Eren Keskin, Hollanda Adalet Bakanlığı’nda müsteşar olan “Demink” adındaki kişinin 1996’da Türkiye’ye İnterpol toplantılarına geldiği, İstanbul’da bir gece kaldığı ve bu kişinin çocuk istismarcısı-pedofili olduğu söyleyerek, Mehmet Ağar’ın, bu kişiye çocukları götürdüğünü ifade etti. İstismar olaylarının, sadece Epstein dosyasında olmadığını benzer olayların hem kendi coğrafyamızda hem de başka coğrafyalarda da yaşandığını vurgulayan Eren Keskin, “Ben yıllardır bu alanda çalışan bir avukat olarak, çocuk istismarının coğrafyamızda da çok yaygın olduğunu yakından bilen biriyim. Bu istismarın güç odakları tarafından yapılması ya da korunması durumunda büyük bir cezasızlıkla karşılaştığını da biliyoruz. O nedenle bu dosya beni şaşırtan bir dosya değil. Esas önemli olan yanı, bu kadar yıl geçtikten sonra uluslararası siyaset kurumunun ve ABD’de iç siyasetin bunu adeta birbirlerine şantaj olarak kullanmasıdır” dedi. 
 
 ‘HAK ETTİĞİ ŞEKİLDE TARTIŞILMADI’
 
Çocuk istismarlarının yaşandığı bu tür olayların daha çok bu alanda çalışan insan hakları savunucularının yapacağı bir mücadele ile gelişme sağlanabileceğini belirten Eren Keskin, “Epstein dosyası, hak ettiği şekilde tartışılmadı, hatta hak ettiği zamanda da tartışılmadı. Bugün birbirine şantaj aracı olarak kullandıkları bu dosyalarda birçok çocuk mağdur oldu ve hayatlarına mal oldu. 6 Şubat depremiyle bağlantısıyla ilgili kimse somut bir delil ortaya koymadı. Ama çocukların kaçırılma olaylarının yaşandığını hepimiz biliyoruz. O yüzden böyle şüphelerin olması normal. Böyle olayların olup olmadığını ortaya koyması gerekenler. Bu gerçekler ortaya çıkarılmadıkça da var olan şüpheler her zaman varlığını devam ettirecektir” diye konuştu.
 
‘ÇOCUKLAR MAĞDURİYET ÜZERİNDEN SORGULANMIYOR’
 
Söz konusu dosyaların çocuk mağduriyeti üzerinden sorgulanmadığını vurgulayan Eren Keskin, “Epstein dosyası çocukların yaşadığı mağduriyet üzerinden değil birbirine şantaj yapılmak noktasından yaklaşarak gidiyorlar. Bir coğrafyada çocuk istismarının nasıl bu kadar yaygın olduğu ve nasıl bu kadar üstünün örtüldüğü konuşulmuyor. Hele ki dünyada kuralsızlığın, uluslararası hukukun bu kadar yerle bir olduğu süreçte devletlerin, bunu insan hakları adına yaptıklarına inanmıyorum. Eğer böyle olsaydı zamanında bu olaya el konulurdu” ifadelerini kullandı.   
 
‘İSTİSMARA UĞRAYAN ÇOCUKLARLA GÖRÜŞTÜM’
 
Eren Keskin, “Bu olayın üzerinden zaman geçmiş ve bu çocuklar büyümüşler. Bu olay 1996’da oluyor daha sonra Hüseyin Baybaşin Hollanda’da tutuklanıyor. Bu dava Türkiye ve Hollanda arasında adeta bir şantaja dönüşüyor. Davanın içeriğini çok bilmiyorum ama Hüseyin Baybaşin’in avukatları beni arayıp bu dosyada çocuk istismarı olayının olduğunu söylediler. Çocuklarla görüştüklerini, kayıtlarının kendilerinde olduğunu ve bu dosyanın üstüne gidecek bir avukat aradıklarını söylediler. Ben de ilgilenebileceğimi söyledim. Bu çocukların o tarihlerde alınmış ifadeleri var. Bunları ‘Burhan Kazmalı’ isimli bir gazeteci bu çocuklarla görüşmüş hatta çocukları alıp Demink’e götüren polis memuruyla da görüşüp röportaj yapmış. Bunların hepsini izledim. Sonra bu çocuklarla görüştüm. Olayın nasıl yaşandığını her şeyi anlattılar. Korktuklarını söylediler haklı olarak. Yine de suç duyurusunu yaptım” ifadeleri kullandı.
 
‘İSTİHBARAT GÖREVLİSİ MEHMET AĞAR’A SUÇ DUYURUSUNDA BULUNMUŞ’
 
Kendilerinden önce bir istihbarat görevlisinin de suç duyurusu yaptığını belirten Eren Keskin, “İstihbarat görevlisi Mehmet Ağar’ı şikayet ediyor. Mehmet Ağar’ın, bu çocukların istismar edileceğini bile bile polis aracılığıyla Demink’e ulaşmasını sağladığını söylemiş. Fakat bu suç duyuruları da takipsizlikle sonuçlanmış. Biz tekrardan savcılığa suç duyurusu yaptık. Ama suç duyurumuz 20-25 gün içinde hiçbir araştırma yapılmadan kapatıldı. İtiraz ettik o da reddedildi. İç hukuki yolları tamamen tükendi. Ben bütün bu olayları o tarihlerde de anlattım hatta özgür basın bunu haber yaptı. Ama diğer basın organları hiçbir şekilde bu olayla ilgilenmedi çünkü diğer tarafında Mehmet Ağar vardı. Bu haberi yapmak kolay değildi. Ama şimdi Epstein dosyaları gündeme gelince, birdenbire bir kişi sosyal medyada bu olayı hatırlattı ve bu olay tekrardan konuşulmaya başlandı. Bu olaylar güç odakları tarafından üstü kapatılan çocuk istismarlarıdır. Yargı, o zamanda şimdi de çocukların üstün yararını hiçbir şekilde dikkate almadı. Çocukların ifadelerini alma gereği hissetmeden dosyayı kapattılar” diye konuştu.  
 
‘TÜRKİYE İFADE ÖZGÜRLÜĞÜNE SAHİP DEĞİL’
 
 Devletlerin uluslararası hukuku sürekli çiğnediğini ve Türkiye’nin de birçok uluslararası sözleşmeye imza atmış olmasına rağmen bu sözleşmeleri ihlal ettiğini hatırlatan Eren Keskin, “Bu, birçok devlet için söz konusu ama fark şu; ABD’de büyük bir hukuksuzluk yapıldığı doğru ama orada Trump’a karşı istediğiniz cümleleri kurarak karşı görüş ileri sürebilirsiniz. Onun aleyhine konuşup, film çekilebilirsiniz ve kimse sizi bunun için tutuklamaz. Fakat Türkiye’de ifade özgürlüğünün ne kadar sınırlı olduğunu görebiliyoruz. Türkiye’de siz hiçbir zaman bu ifade özgürlüğüne sahip değilsiniz” dedi.
 
‘ULUSLARARASI HUKUK, DÜNYADAKİ SAĞCILAŞMADAN ETKİLENİYOR’
 
İnsan hakları savunucuları olarak Epstein dosyasında olduğu gibi olayı duyurmaya, hukuk yollarını zorlamaya çalıştıklarını belirten Eren Keskin, “Bizim yapabileceklerimiz sınırlıdır. Sonuçta uluslararası hukukun bile dünyadaki sağcılaşmadan çok etkilendiği bir süreç yaşıyoruz. Bu, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM)  kararlarına da yansıyor. Ama bu bize hiçbir zaman geri adım attırmıyor. Biz mücadelemize devam ediyoruz. Bunları yaparken sadece yargı tacizi altında kalmıyor, aynı zamanda dijital mecradan sürekli tehditler alarak işimizi yapıyoruz. Her şey erkek egemen, militer ve kapitalist emperyalizm dünyayla bağlantılı olarak yaşanıyor. Kapitalist emperyalist dünya son derece erkek egemenli ve militer. Ama biz kendi içimizde, kendi kurduğumuz örgütlerde bunu ne kadar aşabiliyoruz? O nedenle kendimizi de sorgulayarak bu sisteme karşı mücadele etmemiz gerekiyor” diye belirtti. 
 
İlgili Haberler
Cinsel taciz davasında sanığa ceza
Cinsel taciz davasında sanığa ceza

Pêrtag’da 12 yaşındaki çocuğa cinsel taciz dava duruşmasında sanık Suat Kemaç’a 24 yıl 9 ay ceza verilirken, anne S.Ç’ye ise beraat kararı verildi.

Riha'da kadın hakları ihlal raporu: Katliam, cinsel saldırı, taciz
Riha'da kadın hakları ihlal raporu: Katliam, cinsel saldırı, taciz

Riha Barosu ve AYHED, Kadın Hakları İhlalleri Raporuna göre, kentte 2024-2025 tarihleri arasında 12 kadın katledildi, 187'si şiddete, 36'sının cinsel tacize, 24'ü cinsel saldırıya uğradı, 16'sı ise intihar teşebbüsünde bulundu.

Çocuğa cinsel taciz suçlamasıyla görevinden uzaklaştırıldı
Çocuğa cinsel taciz suçlamasıyla görevinden uzaklaştırıldı

Çocuğa karşı cinsel taciz suçundan yargılanan Giresun'un Görele Belediye Başkanı Hasbi Dede, görevinden uzaklaştırıldı.