Söylem toprak bütünlüğü, eylem işgal!

Paylaş:
DÎLOK - Türkiye bir yandan Suriye'nin toprak bütünlüğünü savunuyor, diğer yandan ülkenin 7 kentini kontrolünde tutuyor. Üniversiteler dahil Ankara müfredatlı eğitim veriliyor. 
 
Kürt karşıtlığı politikası temelinde Suriye'de toprak bütünlüğü ve üniter devlet söylemleri ile öne çıkan Türkiye, 2016-2019 yılları arasında 7 bölgeyi denetimine alarak, buradaki varlığını kalıcılaştırmanın adımlarını ördü. 24 Ağustos 2016'da "Fırat Kalkanı" adını verdiği askeri saldırıyla Suriye topraklarına giren Türkiye, Cerablus, Ezaz, El Rai, El Bab'ı işgal etti. 20 Ocak 2018'de "Zeytin Dalı" adını verdiği saldırıyla Efrîn'i işgal etti. 9 Ekim 2019'da ise "Barış Pınarı" adını askeri saldırıyla Serêkaniyê ve Girê Spî'yi denetimine aldı.
 
Toprak bütünlüğünü savunduğu Suriye'nin topraklarının önemli bir kısmında hakimiyet kuran Türkiye, desteklediği paramiliter gruplarını bu kentlerde iktidar yaparak kalıcı kurumlar inşa etmeye başladı. Para ve haberleşme kurumu olan PTT'yi buralarda kuran Türkiye, anadilleri Arapça, Kürtçe, Süryanice, Ermenice olan Suriyeli çocuklara Türkçe eğitim kurumlarında eğitimi zorunlu kıldı. Sokaklarda Türkiye bayrağı her köşeye asılırken, esnafın tabelaları Türkçe ile yazıldı. Bunlarla yetinmeyen Türkiye, Serêkaniyê ve Girê Spî'yi Urfa Valiliğine, Cerablus, El Rai, Ezaz, El Bab'ı Antep valiliğine bağlı kentler olarak idare etmeye başladı.
 
Fırat'ın batısındaki faaliyetler kapsamında, kalıcı olmayı tesis etmek için Gaziantep Üniversitesi (GAÜN) Ezaz, El Bab, Cerablus, El Rai ve Efrîn'de yükseköğretim birimleri kurdu.
 
KURUMSAL İNŞANIN HUKUKİ ZEMİNİ
 
Bölgedeki kurumsal yapı, 2017 yılından itibaren Suriye Geçici Hükümeti ve yerel meclislerle imzalanan "idari protokoller" üzerine inşa edildi. Özellikle 2018 yılında eğitim ve 2021 yılında tıp fakülteleriyle zirveye ulaşan bu süreç; yerel kaynakların tahsisi, elektrik faturalarının Türk lirası ile ödenmesi ve müfredatın Ankara tarafından belirlenmesi gibi maddeleri içeriyor. Ancak bu anlaşmaların o dönem Şam yönetimi yerine meşruiyeti tartışmalı yerel yapılarla yapılması, uluslararası hukukta "fiili ilhak" eleştirilerinin temel dayanağı oldu.
 
FAKÜLTELER NE ZAMAN VE NASIL KURULDU?
 
2018, 2019 ve 2021 yıllarında yayımlanan Cumhurbaşkanlığı kararnameleri ile Suriye topraklarında yükseköğretim birimleri açıldı.
 
Cerablus Meslek Yüksekokulu, Suriye'nin kuzeyinde açılan ilk akademik birim oldu. 5 Haziran 2018 tarihinde 2018/11959 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı (5 Haziran 2018 tarihli ve 30442 sayılı Resmî Gazete) ile kurulmuştur. "Eğitim hizmetlerinin sunulması" gerekçesiyle açılan bu birim, Suriye'nin kuzey bölgesindeki ilk pilot uygulamadır.
 
Efrîn, El Bab ve Ezaz fakülteleri (Genişleme Safhası) tek bir kararname ile aynı gün kurulmuştu. 4 Ekim 2019 tarihinde 1623 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı (4 Ekim 2019 tarihli ve 30908 sayılı Resmî Gazete) ile kuruldu. Efrîn'de Eğitim Fakültesi, Ezaz'da İslami İlimler Fakültesi ve El Bab'da İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi olarak faaliyetlerine devam etmektedir.
 
Çobanbey (El Rai) birimleri (Sağlık Odaklı Genişleme), 6 Şubat 2021 tarihinde 3514 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı (6 Şubat 2021 tarihli ve 31387 sayılı Resmî Gazete) ile kurulmuştur. Çobanbey Tıp Fakültesi ve Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu olarak faaliyet göstermektedir. 
 
Bu birimler, Türkiye'deki bir devlet üniversitesinin idari ve mali yapısına doğrudan bağlı olarak Türkiye Cumhuriyeti yasalarıyla yönetiliyor.
 
ULUSLARARASI HUKUK ÇIKMAZI
 
Uluslararası hukuk normlarına göre, bir devletin, kendi sınırları dışındaki bir toprak parçasında kalıcı kamu kurumları (üniversite, hastane, PTT vb.) kurması, "işgal gücünün geçici idaresi" sınırlarını aşan bir durum olarak değerlendiriliyor.
 
Ankara'nın resmî tezi Suriye'nin toprak bütünlüğünü savunmak üzerine kurulu olsa da yabancı bir devletin müfredatı, dili ve idari yapısıyla bölgeye yerleşmesi fiili bir "ilhak" emaresi olarak yorumlanıyor.
 
DEMOGRAFİK VE KÜLTÜREL DÖNÜŞÜM
 
Eleştirilerin bir diğer odağı ise bu kurumların bölgenin sosyo-kültürel dokusu üzerindeki etkisi. Bölgedeki eğitim dilinin ve müfredatının Türkiye merkezli olması yerel kimliğin ve Suriye'nin özgün eğitim sisteminin devre dışı bırakılmasına neden oluyor. Bu durum, eleştirmenler tarafından "yumuşak güç" maskesi altında yürütülen bir sömürge politikası olarak nitelendiriliyor. Suriye'nin kuzeyindeki genç kuşağın tamamen Türkiye sistemine entegre edilmesi ileride Suriye'nin yeniden birleşmesi önünde idari ve toplumsal bir engel teşkil edebilir. Antep Üniversitesi'nin kendi bünyesindeki kaynakların ve kadroların sınır ötesindeki bu birimlere kanalize edilmesi hem üniversitenin akademik kalitesini zorluyor hem de bölgedeki siyasi gerilimi eğitim üzerinden tırmandırıyor.
 
'SÖMÜRGE KURUMLARI' TARTIŞMASI
 
Suriye'de açılan bu fakülteler, Türkiye'nin bölgedeki varlığını sadece askerî bir güvenlik koridoruyla sınırlı tutmadığını, kurumsal bir yapı inşa ettiğini gösteriyor. "Toprak bütünlüğü" söyleminin gölgesinde yükselen bu binalar, Suriye'nin geleceğinde Türkiye'nin kalıcı bir "vasi" rolü üstlendiği algısını güçlendiriyor. Kendi sınırları içinde üniter yapıyı savunan bir devletin komşu topraklarda paralel bir idari yapı kurması uluslararası kamuoyunda "modern sömürgecilik" eleştirilerini beraberinde getiriyor.
 
AKADEMİK ADIMLARDAN HAKİMİYETE
 
2026 yılı itibarıyla bölgedeki Türk varlığı, eğitim sınırlarını aşarak tam bir altyapısal egemenliğe dönüştü. Ocak 2026'da Antep Üniversitesi'nin bölge diplomalarına tam akreditasyon tanımasıyla akademik sistem kalıcılaşırken; devreye alınan 400 kV'lık yüksek gerilim hatları ve Halep'e uzanan yeni doğalgaz boru hattı bölgeyi enerji açısından tamamen Ankara'ya bağladı.
 
Ayrıca Suriye açıklarında planlanan ortak sondaj faaliyetleri ve ticaret hacmindeki yüzde 110'luk artış, 2018'de bir meslek yüksekokulu ile başlayan sürecin, 2026'da "fiili bir ekonomik ve idari bütünleşmeye" evrildiğini kanıtlıyor.
 
MA / Ekrem Tunçoğlu
 
İlgili Haberler
SOHR: Şubat ayında 211 kişi yaşamını yitirdi
SOHR: Şubat ayında 211 kişi yaşamını yitirdi

SOHR, Suriye’de Şubat ayında, 15’i kadın ve 29’u çocuk olmak üzere 211 kişinin yaşamını yitirdiğini belirtti.

DAİŞ Suriye'de yeniden canlanıyor
DAİŞ Suriye'de yeniden canlanıyor

Rakka ve Dêrazor hattında yeniden örgütlenen DAİŞ'liler koordineli saldırılar düzenliyor. Gazeteci Doğan Cihan, bölgedeki son gelişmelerin DAİŞ'in hareket alanını genişletmesine zemin hazırladığını söyledi.

Lazkiye'de HTŞ Alevi güçlere saldırdı: 1'i sivil 5 ölü
Lazkiye'de HTŞ Alevi güçlere saldırdı: 1'i sivil 5 ölü

HTŞ, Lazkiye'de Alevilerden oluşan Seraya El Cewad güçlerine saldırdı. Çatışmada, biri sivil 5 kişi yaşamını yitirdi.

Suriye iç savaş dönemini arayacak! <font color=#ff0000> ANALİZ </font>
Suriye iç savaş dönemini arayacak! ANALİZ

Kobanê kuşatması, Rakka, Dêrazor ve Tebqa aşiretlerinin ekonomiye ve baskılara karşı eylemleri, güneyde İsrail işgali, Irak sınırındaki savaş belirsizliği Suriye’yi iç savaşın ötesine çekecek boyutta.

Kürtlerin Rakka'ya dönüşü için komite kuruldu
Kürtlerin Rakka'ya dönüşü için komite kuruldu

İç Güvenlik Heyeti, yerinden edilen kişilerin güvenli geri dönüşü için Rakka valisiyle görüşme gerçekleştirdi.