ANKARA - DEM Parti Meclis Komisyonu Üyesi Saruhan Oluç, iktidarın; kayyımlar, siyasi tutsaklar ve Abdullah Öcalan'ın özgür yaşama ve çalışma koşullarının sağlanması gibi konularda güven artırıcı adımları atmamasının bir sorun olarak durduğunu söyledi.
Kürt sorununun demokratik çözümü kapsamında kurulan Meclis Komisyonu çalışmalarını hazırladığı nihai rapor ile tamamladı. Birçok kesimin dinlendiği komisyonun hazırladığı raporun ilk 5 maddesi tartışmalara yol açarken; 6 ve 7'nci maddesinin ise önerilerinin bir an önce yasalaşması gerektiğine işaret ediliyor. Komisyonca dinlenen kesimler ise öneri ve aktarımlarının raporda yer almamasını eleştirdi. Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Meclis Komisyonu üyeleri ise raporun ilk 5 maddesini eleştiriler yöneltirken 6 ve 7'nci maddelerin ise önemine işaret etti. DEM Parti İmralı Heyeti'nin ise Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'ın da rapora ilişkin "Terörü tasfiye mantığıyla yaklaşan bir siyaset çözümü değil, çözümsüzlüğü ifade eder" dediğini aktardı.
Raporu ve yürütülen tartışmaları Mezopotamya Ajansı'na (MA) değerlendiren DEM Parti Meclis Komisyonu Üyesi Saruhan Oluç, eleştirilerini hem yazılı olarak hem de sözlü olarak anlattıklarını belirtti. Sürece yaklaşımda bir zihniyet değişikliğinin gerçekleşmesi gerektiğini söyleyen Oluç, "Maalesef gördüğümüz kadarıyla hem devlet yapısında hem de AKP ve MHP'de bu konuya dair bir zihniyet değişikliği yok" dedi.
'MESELE KÖK NEDENLER ÜZERİNDEN DEĞERLENDİRİLİR'
Muhalefet partilerinin de benzer bir yaklaşımda olduğuna dikkat çeken Oluç, komisyon aşamasında "Sorunun terör paranteziyle ele alınmayacağına" dair yaptıkları eleştirilerin muhalefet partilerinden de ciddi bir destek almadıklarını söyledi. Oluç, "Bu şunu gösteriyor: Bu partiler de hem iktidar hem muhalefet, bu bakışta halen bir zihniyet değişikliği yaşamamış vaziyette. Bu ciddi bir sorun. Çünkü zihniyet değişikliği yaşanmış olsa o zaman bu kavram üzerinden değil de kök nedenler üzerinden mesele değerlendirilir" ifadelerini kullandı.
'ÇOK KAPSAMLI BİR MESELEDEN BAHSEDİYORUZ'
Kürt meselesinin tarihsel, sosyal, kimlik ve kültür sorunlarının olduğu bir mesele olduğun altını çizen Oluç, "Kürtlerin haklarının iade edilmesi sorunu ve yine anadili sorunu ile Kürtlerin kendilerini yönetmelerine ilişkin bir sorun var. Dolayısıyla çok kapsamlı bir meseleden bahsediyoruz, aslında bu kök nedenler açısından baktığımızda bunları ortadan kaldıracak, bu kök nedenleri giderecek adımlar atıldığı zaman, Kürt sorununda bir çözüm gerçekleşmiş olur. Aksi takdirde bu kök nedenler ortadan kaldırılmaya çalışılmazsa mesele sadece bir güvenlik meselesi açısından ele alınırsa çözüm olmaz. Hele hele bir terör parantezinin içine sıkıştırılmaya çalışılırsa hem konu anlaşılmamış demektir hem de çözüm yolları açılmamış demektir" diye konuştu.
'GÜVENLİK MESELESİ OLARAK TARTIŞMADIK, TARTIŞMAYIZ DA'
Söz konusu yaklaşıma ve raporun söz konusu maddelerine yaptıkları eleştirilerde kararlı olduklarına vurgu yapan Oluç, komisyona sundukları şerh metninde de söz konusu meseleleri ilettiklerini belirtti. Kürt meselesinin bir eşitlik ve özgürlük mücadelesi olarak gördüklerini söyleyen Oluç, "Bu eşitlik ve özgürlük mücadelesine biz bugüne kadar nasıl baktıysak bugünden sonra da öyle bakacağız. Dolayısıyla biz, bunu asla bir güvenlik meselesi olarak tartışmadık. Asla bunu bir terör meselesi olarak tartışmadık ve tartışmayız da. Tarihsel olarak baktığımızda da yaklaşımımız budur" şeklinde konuştu.
'ZİHNİYET DEĞİŞİMİ OLMADAN ADIMLAR EKSİK KALACAKTIR'
Hazırlanan raporun ardından söz konusu yaklaşımlara ilişkin yapılması gerekenlere de dikkat çeken Oluç, "Önce bu partilerin hem iktidar hem de muhalefetin bu meselede zihniyetlerini değiştirmeleri gerekiyor. Konuya gerçekten tarihsel toplumsal siyasal ve kültürel açılardan bakmaya başlamaları gerekiyor. Bu mesele sadece Türkiye ile sınırlı da değildir. Yanı başımızda Suriye'de, Irak'ta, İran'da tarihsel ve bölgesel sorun olduğunu görüyoruz. O nedenle bu zihniyet değişimi gerçekleşmeden atılacak adımlar sorunun köklü ve demokratik çözümü açısından eksik kalacaktır" dedi.
'BİZ DE BÖYLE BAKIYORUZ'
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'ın rapora dair eleştirilerinin olduğunu hatırlatan Oluç, şöyle devam etti: "Sayın Öcalan, haklı olarak demiş ki: 'Bir meseleye terör meselesi olarak bakıldığı sürece bu bir çözümün değil, çözümsüzlüğün ortaya çıkışı demektir.' Gerçekten biz de böyle bakıyoruz. Dolayısıyla biz bu konudaki tutumumuzu, eleştirilerimizi sürdüreceğiz. Anlatmaya devam edeceğiz. Demek ki daha fazla mücadele etmek daha fazla anlatmak gerekiyor. Bu konuda bir değişim yaşanana kadar da Kürt sorununun demokratik barışçı çözümü için mücadelemizi sürdüreceğiz. Çünkü temel sorun, kök nedenlerin ortadan kalkmamasıdır ve bu sorunların kalkması gerekiyor. Sonuçlarla değil, sebeplerle uğraşmak gerekiyor. Önerimiz de komisyona bu yöndeydi; fakat kabul görmediği için görüşlerimizi yazılı ve sözlü olarak da sunduk. Aynı zamanda bir şerh olarak tarihe de not düştük."
'DENK ADIMLAR GÖREMİYORUZ'
Komisyon raporunun Abdullah Öcalan'ın ve Kürt Özgürlük Hareketi'nin attığı adımlarla denk düşmediğini söyleyen Oluç, "Zaten bir sorun da bu aslında. Bugüne baktığımızda Sayın Öcalan'ın yaptığı çağrılar 27 Şubat çağrısı da dahil olmak üzere -ki neredeyse bir sene olacak birkaç gün sonra- hem de çağrı sonrası attığı adımlar, Temmuz'da bir videoyla tekrar çağrı yapmış olması ve silahların yakılma töreninin gerçekleşmesi örgütün fesih, silahlı mücadeleyi bırakma kararı, buna uygun atılan adımlar, yine Türkiye'den çekilme adımları vardı. Bütün bunlara baktığımızda son derece önemli adımlar atıldı. Fakat maalesef siyaset kurumuna iktidar ve muhalefeti ile baktığımızda bu adımlara denk düşen adımlar ve zihniyet değişikliği maalesef yaşanmadı" diye belirtti.
'SURİYE'DE ZİHNİYET DEĞİŞİMİ DAHA HIZLI YAŞANMAYA BAŞLANDI'
Suriye'de devam eden sürece dikkat çeken Oluç, Suriye'de Kürtler ve Şam yönetiminin masaya oturmasının bir zihniyet değişimin göstergesi olduğunu, ancak Türkiye'de bu konuda hala büyük sıkıntılar olduğunu belirterek, şöyle devam etti: "Bu tür güven arttırıcı herhangi bir adım atılmıyor. PKK açısından baktığımızda biraz evvel söylediğimiz bütün adımları atmış bir yapı var ortada; ama buna denk düşen mesela güven arttırıcı adımlar arttırılmamış vaziyette. Yani nedir güven arttırıcı adım dediğimiz: Kayyımlar meselesi. Bir adım atılamaz mı, dersek istenirse atılabilir. Yine siyasi tutuklular meselesi var, Kobanê davası var, Selahattin Demirtaş, Figen Yüksekdağ ve diğer arkadaşlarımız için istense bir adım atılabilir. Mesela Sayın Öcalan'ın daha özgür ve özgür yaşama ve çalışma koşullarının sağlanması meselesi var ve istense adım atılabilir. Dolayısıyla iktidar tarafında bu tür güven arttırıcı adımların hala görülmemesi de bir sorun olarak karşımızda duruyor. Ancak maalesef siyaset kurumu özellikle iktidar ortakları açısından baktığımızda -muhalefet için de aynı şeyi söylüyorum- bu siyasi cesareti gösteremiyorlar."
'MESELE AÇIK VE SAMİMİYETLE TARTIŞILMADIĞI SÜRECE ÇÖZÜLMEZ'
Oluç, DEM Parti olarak hem üzerlerine düşenleri ve yine iktidar ve devletin üzerine düşenleri açıkça ifade ettiklerini belirterek, "Elbette, böyle bir zihniyet değişiminin yaşanabilmesi için hem iktidara, hem muhalefete hem de toplumun tamamına derdimizi daha yoğun bir şekilde anlatmamız gerekiyor. Biz de DEM Parti olarak üzerimize düşeni bu şekilde yapacağız. Umarım zihniyet değişimini mümkün olduğunca hızlı bir şekilde yaşamaya başlarız. Hani bir günden öbür güne olmaz, ama bir zaman dilimi içinde bunun gerçekleşmesi gerekiyor" diye ekledi.
MA / Ömer Güngör