AMED - “Süresiz nafaka” söylemlerinin gerçeği yansıtmadığını belirten Amed Barosu Kadın Hakları Merkezi Yöneticisi Dicle Gencan, kararın kadın haklarına yönelen bir saldırı olduğunu söyledi.
Anayasa Mahkemesi (AYM), Antalya 12'nci Aile Mahkemesi'nin yaptığı başvuru doğrultusunda, 4 bin 721 sayılı Medeni Kanunu'nun 175'inci maddesinde yer alan “süresiz nafaka” düzenlemesi iptal etti. Ardından açıklama yapan Adalet Bakanı Akın Gürlek, “İptal kararını adalet ve hakkaniyet ilkeleri adına son derece kıymetli buluyoruz” diyerek, yeni yasal düzenleme yapacaklarını kaydetti.
AYM kararını değerlendiren Amed Barosu Kadın Hakları Merkezi Yürütme Kurulu üyesi Dicle Gencan, henüz gerekçeli kararın açıklanmamasından kaynaklı detaylarını bilemediklerini ancak genel yaratılan politik zemin kapsamında sınırlama yönünde bir kavram olduğunu söyledi.
DOĞRU SANILAN YANLIŞLAR
Dicle Gencan, nafakanın sadece kadına tanımlanmış bir hak olmadığını boşanma halinde zayıflık yaşayacak kişiye tanındığını söyledi. Nafaka hakkının kaldırılmasının kadın haklarının geriye çekilmesi anlamına geldiğini söyleyen Dicle Gencan, “Toplumsal gerçeklikte kadınların ev içi bakım yükümlülüğü, çocuk ve yaşlı bakımını üstlenmeleri, evlilik sebebiyle ya da başka toplumsal sebeplerle eğitimini yarım bırakması, ekonomik ve sosyal hayattan geri çekilmek zorunda kalması sebebiyle boşanma durumunda istatistiksel olarak kadınlar daha çok ekonomik olarak zorluk yaşamaktadır” diye belirtti.
Nafakanın “süresiz” olduğu bilgisinin yanlış olduğunu belirten Dicle Gencan, “Nafakaya hükmediliyor ama gerekli şartlar altında nafaka kaldırılabiliyor, azaltılabiliyor, arttırılabiliyor. Bu koşulsuz bir şekilde süresiz olarak devam edecek nafaka değil. Nafaka hükümlüsünün ekonomik koşulları bozulursa, bunu sürdürmek zorunda kalmayabiliyor, mahkeme kararıyla kaldırılabilir” ifadesinde bulundu.
‘BİÇİMSEL DEĞİL, GERÇEK EŞİTLİK’
Akın Gürlek'in açıklamalarına değinen Dicle Gencan, “Hakkaniyet ve adalet ilkeleri tabii ki hukukun temel ilkeleridir. Ama burada hakkaniyet gözetilirken, iki taraf olduğu unutulmamalıdır. Hakkaniyet ilkesi gözetilirken biçimsel eşitlik değil, gerçek eşitliğin sağlanması gerekiyor. Nafaka hakkı boşanma sonrası kadınlara bir ekonomik güvence sağlamaktadır. Söylem olarak bu şekilde ama bu nafaka asgari bir yaşam bile sağlayacak boyutlarda değil” dedi.
Kadınların boşanma kararı verebilmesi için de bir ekonomik bağımsızlığa sahip olması gerektiğine dikkat çeken Dicle Gencan, aldıkları başvurulara bakıldığında kadınların ekonomik güvenceleri olmadığında boşanmaktan vazgeçtiğini, nafakanın kaldırılması ile şiddet gören kadınların evliliklerini sürdürmek zorunda kalacağını ifade etti.
‘KAZANIMLARA DÖNÜK SİSTEMATİK SALDIRI’
Çıkartılan yargı paketleriyle kadın ve LGBTİ+ haklarının tırpanlandığını söyleyen Dicle Gencan, “İzlenen politik tutumun sebebi; kadını toplumda bir kadın olarak değil de, anne rolünde, ev işlerini yapan biri rolünde görmek istemek. Bu nedenle kadınların ve LGBT artıların eşitlik taleplerini sürekli kısıtlamaya yönelik politikalar izleniyor. Bu politik tutuma karşı yürütülmesi gereken mücadele öncelikle bilinçlendirme çalışmasıdır. Çünkü çok fazla ön yargılar var. Toplum hükümet eliyle resmen nefret söylemlerine yönlendiriliyor. İşte toplumsal normların dışına çıkan kişiler hedef gösteriliyor. İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmesi, 6284 tartışmaları, 6284 var olsa da uygulanmaması, cezasızlık politikaları... Bu sadece bir nafaka tartışması değil aslında. Kadın haklarına yönelmiş bir saldırı var; kazanılmış hakların geri çekilmesine yönelik uzun zamandır yapılan sistematik bir saldırı. Bunun mücadelesi, siyasi aktörleri, yasa yapıcıları, kanun koyucuları hak temelli bir kanun düzenine çekmek olmalı.”
AYM’nin kararına karşı kanun yolunun açık olmadığını belirten Dicle Gencan, “O yüzden şu aşamada yargısal bir mücadele değil, daha çok politik bir mücadele sürdürülmesi gerekiyor. Kararın gerekçesi açıklandıktan sonra yeni yapılacak düzenlemelerin hak temelli yaklaşan hukukçuların görüşü ile yapılması gerekiyor. Kamuoyunun baskısı da göz ardı edilemez” diye belirtti.
MA / Rukiye Payiz Adıgüzel