Otizimli Yıldırım’ın yaşamını yitirdiği bakım merkezindeki darp görüntüleri kamerada
İSTANBUL - Beylikdüzü'ndeki bakım merkezinde 21 yaşındaki otizm ve epilepsi hastası Uğur Yıldırım'ın "aşırı doz ilaç" nedeniyle yaşamını yitirdiği iddia edilirken, ulaştığımız görüntülerde Yıldırım'ın darp edildiği görüldü.
İstanbul'un Beylikdüzü ilçesinde bulunan Mor Menekşe Bakım Merkezi'nde, 22 Kasım 2024 tarihinde "aşırı doz ilaç" nedeniyle yaşamını yitirdiği iddia edilen 21 yaşındaki otizm ve epilepsi hastası Uğur Yıldırım'ın ölümüyle ilgili adalet arayışı sürüyor. Rehabilitasyon merkezinde verilen fazla ilaç dozu ve kötü bakım koşulları nedeniyle yaşamını yitirdiği belirtilen Yıldırım’ın ailesi, kurum çalışanları ve yöneticileri hakkında şikayetçi oldu.
Davanın 27 Şubat'ta görülen ilk duruşmasında, savcılık tutuklama talebinde bulunmasına rağmen sorumlular tutuklanmadı. Davanın ikinci duruşması 24 Haziran'da görülecek. Duruşma öncesinde bakım merkezindeki güvenlik görüntülerine ulaştık.
GÖRÜNTÜLERDE ŞİDDET VE DARP
Görüntülerde, Uğur Yıldırım'ın yerde ayaklarından tutularak, sürüklendiği görülüyor. Yine görüntülerde, Yıldırım'ın çok sayıda kişi tarafından bir odaya sokulmaya çalışıldığı görülüyor. Yıldırım'ın darp edildiği görülürken, görüntülerde yaşananların gözükmemesi için bakımevi çalışanlarının kapıyı sürekli kameraların görmemesi için açık bıraktığı dikkat çekti. Kapı arkasında Yıldırım’ın darp edildiği ve Yıldırım’ın kurtulmaya çalıştığı görünüyor.
Oğlunun ölümünden bu yana adalet mücadelesi veren anne Dilek Barut, hem Uğur Yıldırım hem de benzer durumlarda mağdur olan diğer çocuklar için adalet çağrısında bulundu.
Dilek Barut, oğlunun yaklaşık 5 yıl bakım evlerinde kaldığını belirterek, "Çok fazla sinir krizi geçiriyordu ben tek başıma zapt edemiyorum. Benim de kalbimde pil var. O dönemde ben Uğur'un babasından ayrılmıştım. Yalnız yaşayan bir anneydim. Tek başıma bakamadım oğluma mecbur kaldım bakım evine bırakmaya. Rehabilite edilsin biraz sakinleşip iyileşsin istedim. Sonrasında almak şartıyla bıraktım ama oğlumu sağ alamadım, Uğur'un cenazesini aldım. O günden beri sağım ama yaşamıyorum. Oğlumun katilleri tutuklansın ağır ceza alsın diye mücadele ediyorum. Oğlumun şiddet gördüğü anlardan kamera görüntülerini yeni izledim. O günden beri de iyi değilim. Kayıtları izledikçe Uğur'un neler yaşadığını ne kadar acılar içinde olduğunu gördüm. İlk duruşma 27 Şubat'ta 2026 fakat kamera kayıtları, otopsi raporu olmasına rağmen deliller var fakat savcılık tutuklama istemesine rağmen hakim tutuklamadı. Sanıklar şuan dışarıda 2'nci celsede 24 Haziran'a ertelendi. Benim oğlum acı bir şekilde öldü ama suçlular ağır ceza alsın oğlum yattığı yerde rahat yatsın ve başka çocukların başına bunlar gelmesin" dedi.
'FAZLA DOZ İLAÇ VERİLEREK ÖLDÜRÜLDÜ'
Dilek Barut, sadece kendisinin değil, birçok anne ve babanın çocuklarını rehabilitasyon merkezlerine bırakmak zorunda kaldığını vurgulayarak, "Toplum ve çevremiz 'Sen oğlunu niye bakım evine bıraktın, sen ne biçim bir annesin? İnsan evladını bırakır mı, senin bakmadığına başkası bakar mı?' dediler. Ne kadar zor şartlarda olduğumuzu bilmeden yargılıyorlar bizi. Ben de mecbur olmasan bırakmam. Oğlum daha iyi olsun, iyileşsin ve tedavi görsün diye bırakıyorum. Mecbur kalıp verdiğimiz çocuklara onlar da işkenceyle mi bakmaları lazım. Biz devlete güvenerek bırakmıştık. Devlet denetimi altında hiçbir zarar gelmez diye verdiğimiz çocuklarımızın da ölmesi mi gerek. Bizim çocuklarımız bu kurumlarda şiddet ve yeri geldiğinde cinsel istismara maruz kaldı. Benim oğlumdan birkaç gün sonra Furkan Satıcı adında bir genç öldü. Benim oğlum fazla doz ilaç verilerek öldü. Furkan Satıcı ise ciğerlerinde hastalık olmuştu, bu bir kerede durduk yere çıkacak bir hastalık değil, soğuktan ve bakımsızlıktan hastalandı. Benim bu manzaradan gördüğüm kasten cinayet" dedi.
'ŞİDDET AÇIKÇA GÖRÜNÜYOR'
Dilek Barut, oğluna verilmesi gereken günlük ilaç dozunun 800 miligram olması gerekirken 11 bin 900 miligram verildiğini belirterek, bu durumun "yanlışlıkla olamayacağını" ifade etti. Dilek Barut, "Bu benim oğluma kasten yapıldı. Ben topluma, adalete ve STK'lara sesleniyorum; lütfen bizim sesimiz olun bir şekilde bunlar ceza alsın bu olayın üstü kapatılmasın. Kamera görüntülerinde her şey var ve dosya bu duruşmada yansıyacak mı bilmiyorum. Görüntülerde şiddet açıkça görünüyor. Rehabilitasyon merkezinin bazı odalarında kamera yok. Bu odalarda neler oluyor bilmiyoruz. Kamerasız alanın hiç kalmamış olması lazım. Görüntülerde müdür oğlum dışarı çıkarmaya çalışıyor, müdür odaya itiyor, tekrar birisi geliyor ve oğlumun arkasından odaya giriyor. Bakıcıya elinde bir şey uzattığını görüyoruz. Muhtemelen ben onun ilaç olduğunu düşünüyorum. Bence ilaç verip susturuyorlar oğlumu. Detaylı kamera görüntüleri bizim elimize ulaşsın. Elimizdeki görüntülerin onların suçlu olduğunu ispatlamaya yetiyor ama bütün gerçekler ortaya çıksın istiyoruz. Bir buçuk senedir benim çocuğum mezarda çürüdü fakat katiller dışarıda bayram yapıyor” dedi.
MA / Çiğdem Erben