'Silahların bırakılmasına odaklanan bir yaklaşım barışı sağlayamaz'

Paylaş:
AMED - Silahsızlanmanın tek başına kalıcı barış anlamına gelmeyeceğini, geri dönüşlerin güvenli şekilde sağlanabilmesi için hukuki güvencelerin oluşturulmasının zorunlu olduğunu belirten İHD Amed Şube Eşbaşkanı Ercan Yılmaz, “Türkiye’de güvenlikçi anlayış hala belirgin” dedi. 
 
Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nde tartışmalar da görüşme trafiği de artarken, gözler önümüzdeki hafta Meclis’e getirilmesi beklenen “çerçeve yasa” taslağında. Konuya dair değerlendirmelerde bulunan İnsan Hakları Derneği (İHD) Amed Şube Eşbaşkanı Ercan Yılmaz, “güvenlikçi” hukuk anlayışından vazgeçilmesi gerektiğini belirtti. 
 
 
Kürt sorununun yıllardır çözümsüz bırakılmasının temel nedenlerinden birinin hukukun çözüm üretmek yerine “güvenlikçi” politikaların aracı haline getirilmesi olduğunu belirten Yılmaz, “Negatif hukuktan pozitif hukuka geçiş sağlanmadan demokratik çözümden söz etmek mümkün değildir” dedi. “Çerçeve yasa”nın kapsamlı hukuki reformlarla desteklenmesi gerektiğinin altını çizen Yılmaz, silahsızlanmanın demokratikleşme ve onarıcı adalet mekanizmalarıyla birlikte ilerlemesi gerektiğine dikkat çekti. 
 
‘EŞİTLİK İLKESİ KAĞIT ÜZERİNDE KALMAMALI’
 
Kürt sorununun kök nedenlerinden biri olan anadil meselesinin en somut örnek olduğunu söyleyen Yılmaz, Kürtçenin kamusal alandaki kullanımı ve anadilde eğitime dönük baskı ile yasaklara değindi. Teknik olarak bazı düzenlemelerin yasal zemine sahip görünse de meşruiyet açısından aynı durumun söz konusu olmadığını dile getiren Yılmaz, “Herkesin anadiliyle yaşaması, eğitim görmesi ve dilini öğrenmesi temel bir insan hakkıdır. Negatif hukuk anlayışı ise hakları güvence altına almak yerine onların önünde engel oluşturdu” dedi. 
 
Demokratik çözümün konuşulduğu bir dönemde hukuki altyapının da buna uygun hale getirilmesi gerektiğini belirten Yılmaz, Terörle Mücadele Kanunu (TMK), infaz sistemindeki eşitsizlikler ve yerel yönetimlerin yetkilerini daraltan düzenlemelerin “güvenlikçi” anlayışın ürünü olduğunu söyledi. İnsan hakları literatüründe temel hak olarak kabul edilen düzenlemelerin iç hukukta güvence altına alınmasının yanında eşitlik ilkesine uygun hale de getirilmesi gerektiğini vurgulayan Yılmaz, “Anayasa’nın eşitlik ilkesi kağıt üzerinde kalmamalı, idarenin de bu dönüşüme uygun politikalar geliştirmesi gerekir” diye belirtti.
 
‘ÇERÇEVE YASA REFORMLARLA DESTEKLENMELİ’
 
Cumhuriyet tarihinden bu yana farklı kimlikleri dışlayan bir hukuk anlayışının sürdüğünü belirten Yılmaz, özellikle 2015 sonrasında yeniden başlayan çatışmalı süreç ve ardından yürürlüğe giren Kanun Hükmünde Kararnameler (KHK) ile insan haklarına aykırı birçok düzenlemenin kalıcı hale geldiğini söyledi. Hazırlanacak “çerçeve yasa”nın tek başına yeterli olmayacağını ifade eden Yılmaz, anayasa, eğitim sistemi, yerel yönetimler ve ceza infaz sistemini kapsayan köklü reformlara ihtiyaç olduğunun altını çizdi. Bu reformların Meclis’te oluşturulacak komisyonlar ve sivil toplumun katılımıyla hazırlanması gerektiğini kaydeden Yılmaz, yeni anayasanın da evrensel insan hakları temelinde şekillenmesi gerektiğini dile getirdi.
 
‘TECRİT SÜRECE KATKI SUNMAZ’
 
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan üzerindeki tecrit uygulamalarına da değinen Yılmaz, çözüm sürecinde belirleyici rol oynayan bir aktörün uzun süre toplumdan ve müzakere süreçlerinden izole edilmesinin sürece katkı sunmayacağını söyledi. “Çerçeve yasa”nın PKK’lilerin hukuki durumunu da kapsaması gerektiğini belirten Yılmaz, Abdullah Öcalan’ın statüsünün hukuki güvenceye kavuşturulmasının da sürecin ilerlemesi açısından önemli olduğunu vurguladı.
 
‘POZİTİF BARIŞ İÇİN ONARICI ADALET GEREKLİ’
 
Silahsızlanmanın tek başına kalıcı barış anlamına gelmeyeceğini söyleyen Yılmaz, geri dönüşlerin güvenli şekilde sağlanabilmesi için hukuki güvencelerin oluşturulmasının zorunlu olduğunu belirtti. Dünyadaki çatışma çözümü örneklerinde silahsızlanmanın demokratikleşme ve hakların genişletilmesiyle birlikte yürüdüğünü hatırlatan Yılmaz, “Türkiye’de ise güvenlikçi anlayış hala belirgin” dedi. Kolombiya, İrlanda ve İspanya deneyimlerine değinen Yılmaz, yalnızca silahların bırakılmasına odaklanan bir yaklaşımın kalıcı barışı sağlamayacağına dikkat çekti.
 
Türkiye’nin halen “negatif barış” aşamasında bulunduğunu belirten Yılmaz, şöyle devam etti: “Silahların susması önemli ancak yeterli değil. Pozitif barış için geçmiş ihlallerle yüzleşen, mağduriyetleri gideren ve onarıcı adaleti esas alan politikaların hayata geçirilmesi gerekiyor. Güvenlikçi hukuk anlayışı değişmeden ve demokratik reformlar hayata geçirilmeden Kürt sorununun kalıcı ve demokratik çözümü mümkün değildir.” 
İlgili Haberler
Tutsak gazetecilerin iddianamesi 7 ay sonra hazırlandı
Tutsak gazetecilerin iddianamesi 7 ay sonra hazırlandı

Tutsak gazeteciler Gazeteci Pınar Gayıp, Nadiye Gürbüz ve Elif Bayburt’un 7 ay sonra iddianameleri hazırlandı.

Nisêbîn’de 'örgüt üyeliği' iddiasıyla bir kişi tutuklandı
Nisêbîn’de 'örgüt üyeliği' iddiasıyla bir kişi tutuklandı

Nisêbîn’de hakkında “örgüt üyeliği” yakalama kararı bulunduğu gerekçesiyle gözaltına alınan Rıdvan Aslan tutuklandı.

Apocu Tutsaklar: Hayallerini zaferle taçlandıracağız
Apocu Tutsaklar: Hayallerini zaferle taçlandıracağız

Özgürlük mücadelesinde yaşamını yitirenleri anan Apocu Tutsaklar, “Kürt halk gerçeğinde şehit, ölümlü bir insan değil, özgür yaşamın diriltici gücüdür. Üstü betonla kapatılan ölü bir Kürt halk gerçeğini mezardan çıkartıp ayağa kaldırmasını başaran en temel diriltici güç kaynağımız şehitlerdir" dedi.

'Toplumsal barış, hasta tutsakların tahliyesi ile başlayabilir'
'Toplumsal barış, hasta tutsakların tahliyesi ile başlayabilir'

İHD Mersin Şube Eşbaşkanı Muammer Derince, “Toplumsal barış; hasta tutsaklar ve tahliyesi engellenen tutsakların tahliye edilmesiyle başlayabilir” dedi.

Ayağı kırılan tutsak 16 gündür hastaneye götürülmüyor
Ayağı kırılan tutsak 16 gündür hastaneye götürülmüyor

Espiye L Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutsak Aydın Oğuz, ayağı kırılmasına rağmen “ağız içi arama" dayatmasını kabul etmediği için 16 gündür hastaneye götürülmüyor.