‘Hasta tutsakların tahliyesi önündeki engel infaz politikasıdır, değiştirilmeli’

Paylaş:
İSTANBUL - Hasta ve tutsak kelimelerinin yan yana bulunmasının dahi hukuken sakıncalı olduğunu belirten ÇHD’li Naim Eminoğlu, tahliyelerin önündeki engel infaz politikası olduğunu belirterek bu durumdan vazgeçilmesini istedi. 
 
İnsan Hakları Derneği (İHD) verilerine göre Türkiye’deki cezaevlerinde en az bin 412 hasta tutsak bulunuyor. Verilere göre tutsaklardan 335’i ağır hastayken, 230’u ise tek başına yaşamını idame ettiremiyor. Tutsakların 105’i ise sürekli tıbbi desteğe ihtiyaç duyuyor. 
 
 
Hasta tutsakların durumuna dair değerlendirmelerde bulunan Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) İstanbul Şube üyesi Naim Eminoğlu, hasta tutsakların tahliyesi için ortak mücadelenin kritik olduğunu söyledi. 
 
Hasta ve tutsak kelimelerinin yan yana gelmesinin bile hukuksal anlamda uygun olmadığını dile getiren Eminoğlu, “Hasta tutsak kelimesi özü itibariyle yanlış bir kavram. İnsanın hasta olup tutsak olması evrensel sözleşmelerin de kabul etmeyeceği bir şey hatta savaş hukukunda bile hasta gözetilir ama maalesef Türkiye hapishanelerinde çok fazla tutsak var. İHD resmi verilere göre 2 bine yakın hasta tutsak var. Bunların tahliye edilmesi zorunlu ama yıllardır tahliye edilmiyorlar. Ayrıca tedavileri gerekli şekilde yapılmıyor. Biz hapishanedeki sağlık sisteminin mevcut tutsak sayısının artmasıyla ne kadar zorlaştığını biliyoruz. Bu sorunun çözülmesi için mücadelenin yükseltilmesi gerekiyor” dedi.
 
EMNİYET KARARLARI 
 
Eminoğlu, hasta tutsakların tedavisi için Türkiye’de Rehabilitasyon tipi (R Tipi)  cezaevlerinin açıldığını ve buraya sevk edilenlerin tahliyelerinin daha da zorlaştığını söyledi. Eminoğlu, “Daha önceleri, eğitim araştırma hastanesinde olan bir sağlık heyetinin ‘hapishanede kalamaz’ raporu yeterliyken, daha sonrasında ATK raporu aranmaya başlandı. Ancak ATK raporuna rağmen İnfaz Kanunu’nun 16’ncı maddesi uyarınca, hasta tutsakların durumu emniyete ‘tehlikeli mi, değil mi’ diye sorulmaya başlandı. ATK’nin ‘cezaevinde kalamaz’ raporları olmasına rağmen tahliye olması gereken tutsaklar cezaevlerinde yaşamını yitirdi. Biz kanundaki 16’ncı maddenin kaldırılmasını istiyoruz” ifadelerinde bulundu.
 
AĞIRLAŞTIRILMIŞ MÜEBBET İÇİN DÜZENLEME ŞART
 
Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nden toplumun beklentisi olduğu kadar, süreçte adımların atılmamasının güven zedelenmesine yol açtığını söyleyen Eminoğlu, “Hasta tutsaklar meselesi sürece indirgenebilecek bir şey değil. Gerçekten acilen, ivedi bir şekilde bu insanların bırakılması gerekiyor. Çünkü hapishanede geçirdikleri her gün hastalıklarının daha da arttığı bir dönem oluyor. Bu noktada ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası alan hükümlülerin de durumu kritik. Ağır hasta tutsak Ali Osman Köse müvekkilimdir ve ağırlaştırılmış müebbet hükümlüsüdür. Heyetler tarafından ‘hapishanede kalamaz’ raporu verildi.  ATK,  ‘R Tipi’ dedi. Onunla ilgili yaptığımız başvurularda ise ağırlaştırılmış müebbet hükümlüsü olduğu için tahliye edilmeyerek, ‘Kanunda böyle bir düzenleme yok’ deniliyor. Burada birtakım düzenlemelere ihtiyaç var. Bununla ilgili mücadele edip hasta tutsaklar sorununu gündemimizde tutmalıyız” diye belirtti. 
 
HASTA TUTSAKLAR İÇİN ATILMASI GEREKEN ADIMLAR
 
Hasta tutsaklara dair atılması gereken adımlara değinen Eminoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü: “Öncelikle hasta tutsaklar konusunda emniyete yetki verilen 16’ncı maddenin kaldırılması gerekiyor. Bunun hiçbir hukuki dayanağı yok. Bu madde ile ‘Cezaevinde kalamaz’ kararı, o tutsaklarla bağı olmayan ilçe emniyet müdürünün inisiyatifine bırakılmış durumda. Yine ATK’nin yapısının düzeltilmesi gerekiyor. Daha tarafsız ve bağımsız hekimlerin, hasta tutsakların hekimlerinin, Türkiye Tabipler Birliği’nin (TTB) katıldığı bir yapıya bürünmesi gerekiyor. Ancak bunlar yapılırsa hasta tutsaklar sorunu çözülebilir. Ekstra bir yasa maddesine gerek yok. Bu süreci zorlaştıran şey infaz politikasıdır, bu politikadan vazgeçilmesi gerekiliyor. Bunlar düzeltilince tahliyeler olacaktır.”